İbrahim SOYTÜRK
Dünya yeni bir döneme girerken Türkiye de yeni bir devlet vizyonunu ilan etti
Tarih boyunca bazı şehirler yalnızca başkent olmamış, aynı zamanda yeni çağların başladığı yerler olmuştur.
Roma, bir imparatorluğun merkeziydi.
İstanbul, kıtaların ve medeniyetlerin buluştuğu başkentti.
Ankara ise Millî Mücadele’nin karargâhı olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin doğduğu şehir oldu.
Bugün Ankara, bir kez daha tarihe tanıklık etti.
Bu kez verilen mesaj yalnızca bir zirvenin başarıyla tamamlandığı değildi.
Ankara’dan bütün dünyaya yeni bir çağın ilanı yapıldı: Türk Asrı’nın resmi verildi.
TÜRKİYE ARTIK DÜNYADA SÖZ SAHİBİ OLDUĞUNU GÖSTERİYOR
Uluslararası sistem değişiyor.
Tek kutuplu dünya geriliyor.
Yeni güç merkezleri ortaya çıkıyor.
Enerji yolları değişiyor.
Savunma teknolojileri yeniden şekilleniyor.
Bu dönüşümün tam ortasında Türkiye artık sadece gelişmeleri izleyen bir ülke değil, gelişmeleri etkileyen bir aktör olarak öne çıkıyor.
Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi, Türkiye’nin yalnızca ev sahipliği yaptığı bir toplantı değildi.
Bu zirve, Türkiye’nin “Ben artık dünyanın karar masasında söz sahibiyim.” mesajını verdiği bir platform oldu.
16 TÜRK DEVLETİ: “EN DERİN HAFIZA BİZDEDİR”
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde liderlerin, Türk devlet geleneğini temsil eden tarihî bayraklar ve askerî figürlerle karşılanması rastgele seçilmiş bir dekor değildi. Basında da bu karşılamanın tarihî Türk devletlerini temsil eden unsurlarla kurgulandığı vurgulandı.
Verilen mesaj şuydu:
“Bizim tarihimiz birkaç yüzyıllık değildir. Devlet kurma tecrübemiz binlerce yıllık bir medeniyet hafızasına dayanır.”
Bu hafıza, geçmişi övmek için değil; geleceği inşa etmek için vardır.
YENİÇERİLERLE VERİLEN MESAJ
Yeniçeriler yalnızca Osmanlı’nın askerleri değildi.
Onlar disiplinin,
teşkilatın,
devlet düzeninin,
ve küresel ölçekte caydırıcılığın sembolüydü.
Bugün Yeniçeri kıyafetlerinin yeniden dünya liderlerinin karşısında yer alması, geçmişe dönüş çağrısı değil; tarihî özgüvenin yeniden görünür hâle gelmesidir.
Mesaj açıktı:
“Türk milleti tarihinden utanmıyor. Tarihiyle birlikte geleceğe yürüyor.”
MEHTERİN SESİ SADECE MÜZİK DEĞİLDİ
Mehter yalnızca bir bando değildir.
Mehter, yürüyen devletin sesidir.
Kararlılığın ritmidir.
Devlet iradesinin sembolüdür.
Ankara’da yükselen mehter sesi aslında şunu söylüyordu:
“Türkiye yeniden büyük hedeflerle yürümektedir.”
TOGG: GELECEĞİN TÜRKİYESİ
Bir tarafta tarih vardı.
Diğer tarafta teknoloji…
Liderlerin TOGG araçlarıyla taşınması da güçlü bir mesajdı.
Türkiye yalnızca geçmişini anlatmıyordu.
Geleceğini de gösteriyordu.
Çünkü büyük devlet;
yalnızca tarih anlatmaz,
geleceği üretir.
TÜRK MUTFAĞI: MEDENİYETİN SOFRASI
Zirvede sunulan Anadolu mutfağı da sadece ikram değildi.
Her yemek,
her lezzet,
her ürün,
Anadolu’nun binlerce yıllık kültürünü temsil ediyordu.
Aslında sofrada şu sorunun cevabı vardı:
“Türkiye kimdir?”
Cevap ise şuydu:
“Türkiye; Balkanlar’dır, Kafkasya’dır, Orta Asya’dır, Anadolu’dur, Akdeniz’dir. Türkiye büyük bir medeniyetin devamıdır.”
Bilenler için bu sofranın dili vardı.
TÜRK ASRI SADECE BİR SLOGAN DEĞİLDİR
Son yıllarda sıkça kullanılan “Türkiye Yüzyılı” ve “Türk Asrı” ifadeleri, yalnızca siyasî sloganlar olarak değerlendirilmemelidir.
Bir asır;
ekonomiyle,
bilimle,
savunma sanayisiyle,
eğitimle,
adaletle,
üretimle,
ve güçlü kurumlarla kurulur.
Eğer bunlar inşa edilirse bir çağ başlar.
Ankara’da verilen mesaj da buydu.
Türk Asrı beklenen bir gelecek değil,
inşa edilmeye başlanan bir vizyondur.
ANKARA’DAN DÜNYAYA VERİLEN MESAJ
Ankara’daki görüntülere bütün olarak baktığımızda ortaya tek bir cümle çıkmaktadır:
16 Türk devleti…
Mehter…
Yeniçeriler…
TOGG…
Anadolu mutfağı…
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi…
Bütün bunlar birlikte şunu söylüyordu:
“Türkiye köklerine güvenerek geleceğini kuruyor. Tarihiyle barışık, teknolojide iddialı, diplomaside etkili ve dünyada söz sahibi bir devlet olarak yeni döneme giriyor.”
Bazı fotoğraflar bir günü anlatır.
Bazıları ise bir çağı…
Ankara’dan dünyaya servis edilen kareler yalnızca bir NATO Zirvesi’nin görüntüleri değildi.
O kareler, Türkiye’nin kendisini nasıl tanımlamak istediğinin ilanıydı.
Türk devlet geleneğinin derin hafızası,
modern teknolojinin üretim gücü,
Anadolu’nun medeniyet birikimi
aynı sahnede buluştu.
Türk Asrı’nın başarıya ulaşıp ulaşmayacağını zaman gösterecektir; bunu belirleyecek olan sembollerden çok eğitim, bilim, hukuk, ekonomi ve kurumsal kapasite olacaktır.
Ancak şu da açıktır ki Ankara’da verilen mesaj, Türkiye’nin kendisini bölgesel bir aktörden öte, daha geniş bir stratejik rol üstlenmeye aday bir ülke olarak konumlandırma iradesini güçlü biçimde ortaya koymuştur.
