Yazarlarımız, Yorum-Analiz

Bir Mehter Marşıyla Hatırladığımız Şey Sadece Geçmiş Değildi

Rafet ULUTÜRK

Ankara’daki NATO Zirvesi’nde birçok lider konuştu. Kameralar tokalaşmaları, toplantıları ve ortak bildirileri kaydetti. Fakat bana göre zirvenin en önemli mesajı ne masada ne de kürsüdeydi.

O mesaj, Mehter’in ilk davulu vurduğu anda verildi.

Çünkü o anda salona yalnızca devlet başkanları girmedi; binlerce yıllık bir devlet hafızası da yürüyerek içeri girdi.

Güç, Silah Sayısıyla Ölçülmez

Modern dünya gücü çoğu zaman tankla, uçakla, ekonomik büyüklükle veya teknolojiyle ölçüyor.

Oysa devletlerin görünmeyen bir gücü daha vardır:

Medeniyet hafızası.

Kökünü unutmayan devletler kolay yıkılmaz.

Çünkü onların yalnızca orduları değil, hafızaları da savaşır.

Türkiye’nin NATO Zirvesi’nde gösterdiği en büyük güç belki de buydu.

Bir milletin geçmişini saklamadan geleceğe yürüyebilmesi…

Dünyanın En Büyük Sermayesi Petrolden Önce Hafızadır

Bugün birçok ülke zengin olabilir.

Bazıları teknoloji üretebilir.

Bazıları güçlü ordular kurabilir.

Fakat çok az millet bin yılı aşan kesintisiz devlet geleneğine sahiptir.

İşte Türkiye’nin asıl zenginliği budur.

Mete Han’dan başlayan askerî teşkilatlanma anlayışı…

Göktürklerin devlet fikri…

Uygurların kültürü…

Karahanlıların ilim anlayışı…

Selçuklu’nun teşkilatı…

Osmanlı’nın cihan düzeni…

Cumhuriyet’in millî egemenlik anlayışı…

Bunların her biri ayrı bir devlet değildir.

Hepsi aynı medeniyet ağacının dallarıdır.

Mehter Bize Dünyadan Çok Kendimizi Hatırlattı

Belki de Mehter’in en önemli görevi yabancı liderleri etkilemek değildi.

Asıl görev, Türk milletine kendi geçmişini yeniden hatırlatmaktı.

Çünkü insan, unuttuğu kadar küçülür.

Milletler de öyledir.

Kendi tarihini sadece sınavlarda ezberlenen birkaç sayfadan ibaret gören toplumlar, büyük hedefler kuramaz.

Büyük hedefler ancak büyük hafızalar üzerine inşa edilir.

Tarihle Övünmek Yetmez, Tarihe Layık Olmak Gerekir

Sürekli geçmişi anlatmak geleceği inşa etmeye yetmez.

Fatih’i anlatırken yeni Fatihler yetiştiremiyorsak…

Mimar Sinan’ı anlatırken yeni mühendisler yetiştiremiyorsak…

Ali Kuşçu’yu anlatırken bilim üretemiyorsak…

Mehter yalnızca kulağımıza hoş gelen bir müzik olarak kalır.

Tarih bize alkış değil, sorumluluk yükler.

Asıl İmparatorluk Toprak Değil, Fikirdir

Geçmişte devletler sınırlarını ordularıyla genişletirdi.

Bugün ise gerçek imparatorluklar bilgiyle, teknolojiyle, eğitimle, kültürle ve ekonomiyle kuruluyor.

Artık ülkeler şehir fethetmiyor.

İnsanların aklını, pazarını ve geleceğini kazanıyor.

Türkiye’nin önündeki büyük hedef de budur.

Daha çok üreten…

Daha çok düşünen…

Daha çok araştıran…

Daha çok bilim insanı yetiştiren…

Daha çok teknoloji geliştiren…

Bir medeniyet olmak.

Yeni Kızılelma

Belki de bugünün Kızılelması yeni topraklar değildir.

Yeni Kızılelma;

Bilimde dünya lideri olmak,

Yapay zekâda söz sahibi olmak,

Savunma sanayinde öncü olmak,

Eğitimde örnek olmak,

Adalette güven veren bir sistem kurmak,

Türkçeyi bilim ve kültür dili olarak güçlendirmek,

Türk dünyasını bilgi, ekonomi ve kültür ekseninde birbirine daha güçlü bağlamaktır.

İşte gerçek fetih budur.

Ankara’da Mehter çalarken aslında geçmiş konuşmadı.

Gelecek konuştu.

Çünkü tarih, yalnızca arkamızda duran bir hatıra değildir.

Doğru okunursa önümüzde yürüyen bir pusuladır.

Türk milleti geçmişiyle övünmeyi elbette bilir.

Fakat asıl mesele, o geçmişi omuzlarında taşıyıp geleceğin dünyasını kurabilmektir.

İşte o gün, Mehter yalnızca bir törenin değil; yeniden yükselen bir medeniyet yürüyüşünün sesi olacaktır.

Bir Cevap Yazın