Yazarlarımız, Yorum-Analiz

Bulgaristan Demokrasisi İçin Tarihî Eşik: Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ne Anlama Gelir?

Raziye ÇAKIR

Bulgaristan’da 2026 Cumhurbaşkanlığı seçimi yalnızca yeni bir Cumhurbaşkanının kim olacağını belirlemeyecek. Eğer gerçekten bir Türk, Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı olarak seçime girer ve seçilirse, Bulgaristan siyasi tarihinde yeni bir dönem başlayabilir.

Çünkü mesele sadece bir Türk’ün yüksek makama gelmesi değildir.
Mesele, Bulgaristan demokrasisinin kendi sınırlarını aşmasıdır.

Mesele, yıllardır “eşit vatandaşlık” denilen kavramın kâğıt üzerinde kalmayıp devletin en üst makamlarında görünür hâle gelmesidir.
Eğer bu gerçekleşirse ilk defa bir Türk, Bulgaristan Cumhurbaşkanı Yardımcısı olacaktır.

Ve bu, yalnızca Türkler açısından değil, Bulgaristan demokrasisi açısından tarihî bir eşik olur.

MESELE ETNİK TEMSİL DEĞİL, DEMOKRASİNİN OLGUNLAŞMASIDIR
Bu konu yanlış bir yerden okunmamalıdır.

“Bir Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı olsun” dediğimizde bunu etnik bir ayrıcalık olarak görmüyoruz.

Tam tersine.
Biz şunu söylüyoruz:
Bulgaristan’da milyonlarca insan farklı etnik, kültürel ve dinî kökenlerden geliyor.

Eğer demokrasi gerçekten çalışıyorsa, devletin en yüksek makamlarına ulaşmanın önündeki görünmez duvarlar kalkmalıdır.

Bir vatandaşın adı İvan olduğu için daha yakın, Ahmet olduğu için daha uzak olmamalıdır.
Bir vatandaşın soyadı Bulgarca diye devlete daha uygun, Türkçe diye daha az uygun görülmemelidir.

Demokrasi tam olarak burada sınanır.
Sandıkta herkes eşitse, devlet makamlarında da herkes eşit olmalıdır.

İLK TÜRK CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI BİR SEMBOLDEN FAZLASIDIR

Siyasette semboller küçümsenmemelidir.
Çünkü semboller toplumların zihnindeki sınırları değiştirir.
Bir Türk’ün Cumhurbaşkanı Yardımcısı olması şu mesajı verir:

“Bu devlet yalnızca çoğunluğun değil, bütün vatandaşların devletidir.”

Bu mesajın Bulgaristan Türkleri üzerindeki psikolojik etkisi çok büyük olur.

Genç bir Türk şunu düşünür:
“Demek ki ben de bu devletin en üst makamlarına gelebilirim.”
İşte demokrasi böyle güçlenir.

İnsan kendisini devletin dışında değil, devletin sahibi olarak görmeye başlar.

1980’LERDEN 2026’YA: BÜYÜK BİR ZİHNİYET DEĞİŞİMİ

Bulgaristan yakın tarihinde Türk kimliğine yönelik ağır baskılar yaşandı.

İsim değiştirme politikaları, kültürel baskılar, zorunlu göçler ve toplumsal travmalar hafızalardan silinmedi.

Bu nedenle bir Türk’ün Cumhurbaşkanı Yardımcısı olması sadece bugünün siyasi olayı olarak görülmemelidir.

Bu aynı zamanda tarihî bir dönüşüm işareti olur.

Bir zamanlar ismi değiştirilmeye çalışılan insanlardan birinin çocuğu veya torunu, yıllar sonra aynı devletin Cumhurbaşkanı Yardımcısı olabiliyorsa, bu Bulgaristan’ın demokratik dönüşümünün en güçlü göstergelerinden biri olur.

İşte bu yüzden mesele sadece makam değildir.
Bu, geçmişle gelecek arasındaki mesafedir.

GERÇEK AVRUPA DEMOKRASİSİ BUDUR

Bulgaristan Avrupa Birliği üyesidir.

Fakat Avrupa demokrasisi yalnızca Brüksel’den gelen mevzuatla ölçülmez.

Asıl ölçü şudur:
Devlet, bütün vatandaşlarına gerçekten eşit fırsat sunuyor mu?

Bir Türk çocuk Bulgaristan’da büyüyüp Cumhurbaşkanı Yardımcısı olabiliyor mu?

Bir Roman genç vali olabiliyor mu?
Bir Pomak diplomat olabiliyor mu?
Bir azınlık mensubu general, bakan, yüksek yargıç olabiliyor mu?

Eğer cevap evetse demokrasi çalışıyor demektir.
Eğer cevap sürekli hayırsa, demokrasi sadece sandık mekanizmasına indirgenmiş demektir.

Bu yüzden Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı ihtimali Avrupa standartları açısından da sembolik değeri yüksek bir gelişmedir.

BULGAR TOPLUMU AÇISINDAN DA BİR KAZANIMDIR

Bu gelişmeyi sadece Türklerin kazanımı olarak görmek de eksik olur.

Asıl kazanan Bulgaristan olur.
Çünkü kapsayıcı devlet daha güçlü devlettir.
Kendini dışlanmış hissetmeyen vatandaş ülkesine daha çok bağlanır.

Devlet kurumlarında kendisini gören genç ülkesini terk etmek yerine burada gelecek kurmak ister.
Kültürel farklılık tehdit olmaktan çıkar, toplumsal zenginliğe dönüşür.

Böyle bir gelişme Bulgar toplumu ile Türk toplumu arasındaki psikolojik mesafeyi de azaltabilir.

TÜRKLER İÇİN YENİ BİR SİYASET ANLAYIŞI BAŞLAR

Eğer bir Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı olabiliyorsa, bundan sonra Türk siyasetinin ufku da değişmelidir.

Hedef yalnızca milletvekilliği olmamalıdır.
Hedef yalnızca belediye başkanlığı olmamalıdır.

Türk gençleri devletin bütün kurumlarına hazırlanmalıdır.
Cumhurbaşkanlığına.
Bakanlıklara.
Diplomasiye.
Yargıya.
Akademiye.
Güvenlik bürokrasisine.

Avrupa kurumlarına.
Bu noktada uzun vadeli bir insan yetiştirme stratejisi gereklidir.

Siyasette kalıcı başarı, seçim gecesinde değil, yıllar öncesinden yetiştirilen kadrolarla kazanılır.

ADAYIN NİTELİĞİ ÇOK ÖNEMLİDİR

Tarihî fırsatlar yanlış isimlerle heba edilebilir.
Bu nedenle Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı sırf etnik kimliği nedeniyle seçilmemelidir.

Aday güçlü olmalıdır.
Devlet tecrübesi olmalıdır.
Bulgar toplumunda karşılığı bulunmalıdır.

Türk toplumuyla bağı olmalıdır.
Hukuku, diplomasiyi ve Avrupa siyasetini bilmelidir.

Temiz geçmişe sahip olmalıdır.
Bulgaristan’ı yalnızca Türkler adına değil, bütün vatandaşlar adına temsil edebilmelidir.

Çünkü başarılı bir ilk örnek ikinci ve üçüncü örneğin önünü açar.

Başarısız bir örnek ise yıllarca bahane olarak kullanılabilir.

İVELİN MİHAYLOV’UN HAMLESİNİN STRATEJİK ÖNEMİ BURADA

Eğer İvelin Mihaylov gerçekten Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayıyla seçime girmeyi düşünüyorsa, bu sadece Veliçie açısından taktik bir seçim hamlesi değildir.
Bu adım diğer bütün siyasi partilerin üzerine baskı oluşturabilir.

Çünkü ardından şu soru gelir:
“Veliçie yapabiliyorsa diğer partiler neden yapamıyor?”
İşte bu soru Bulgaristan siyasetinin zihinsel sınırlarını değiştirebilir.
Belki de bir seçim kazanılmasa bile fikir kazanır.
Ve bazen siyasette en büyük dönüşüm budur.

PEŞİN DESTEK DEĞİL, İLKELİ DESTEK

Bununla birlikte Türk toplumu böyle bir ihtimal karşısında duygusal davranmamalıdır.

Türk aday var diye otomatik destek verilmemelidir.
Adayın programına bakılmalıdır.
Partinin demokrasi anlayışına bakılmalıdır.

Türkçe eğitime, ekonomik kalkınmaya, eşit vatandaşlığa, nefret söylemine ve hukuk devletine yaklaşımı değerlendirilmelidir.

Demokrasinin çalışması demek yalnızca bir Türk’ün makama gelmesi değildir.
O makamın gerçekten bütün topluma hizmet etmesidir.

BULGARİSTAN İÇİN YENİ BİR TOPLUMSAL SÖZLEŞME

2026 seçimi belki Bulgaristan için yeni bir toplumsal sözleşmenin başlangıcı olabilir.

Bu sözleşmenin özü basit olmalıdır:
Etnik köken değil vatandaşlık.
Partizanlık değil liyakat.
Kutuplaşma değil ortak devlet.
Ayrımcılık değil eşitlik.
Geçmişin korkuları değil geleceğin ortaklığı.

Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı bu yeni anlayışın güçlü sembollerinden biri olabilir.

BİR GÜN TÜRK CUMHURBAŞKANI DA OLABİLMELİDİR

Demokrasiye gerçekten inanıyorsak sonuna kadar inanmalıyız.

Bir Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı olabiliyorsa bir gün Cumhurbaşkanı da olabilmelidir.
Bu cümleden kimse korkmamalıdır.

Çünkü mesele “Türk Cumhurbaşkanı” değildir.

Mesele Bulgaristan vatandaşının etnik kimliğinden bağımsız olarak ülkesinin en yüksek makamına ulaşabilmesidir.
İşte gerçek demokrasi budur.

ASIL KAZANAN BULGARİSTAN OLUR

Eğer 2026’da ilk kez bir Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı seçilirse tarih kitaplarında yalnızca bir kişinin adı yazmayacaktır.

Şöyle yazacaktır:
“Bulgaristan demokrasisi yeni bir eşiği aştı.”

Bence mesele tam olarak budur.

Türklerin kazandığı bir makam değil;

Bulgaristan’ın kazandığı bir demokrasi seviyesi.

Çünkü güçlü devlet vatandaşını kimliğine göre ayıran devlet değildir.

Güçlü devlet bütün vatandaşlarının önündeki kapıları açan devlettir.

Ve eğer bir gün bir Türk, Bulgaristan Cumhurbaşkanı Yardımcılığı makamına oturursa o gün yalnızca bir Türk yükselmiş olmayacaktır.

Bulgaristan demokrasisi yükselmiş olacaktır.

Bir Cevap Yazın