Yazarlarımız

Online Eğitim’in büyük felaketi! Çocuklarımızın üzerinde ‘Büyük Kardeş’in gözü mü var?

George Orwell, meşhur distopik eseri 1984 kitabında aynen şöyle diyordu;

“Elbette herhangi bir anda izlenip izlenmediğinizi bilmenin bir yolu yoktu. Düşünce Polisi hangi sıklıkta veya hangi sistemde herhangi bir kabloya bağlandı, tahmine dayalıydı.”

“Herkesi her zaman izledikleri bile düşünülebilirdi. Ama her halükarda, istedikleri zaman kablonuzu takabilirler. Çıkardığınız her sesin duyulduğu ve karanlık dışında her hareketin dikkatle incelendiği varsayımıyla yaşamak zorundaydınız”

Bir zamanlar tüm dünyada ebeveynler, çocuklarını bir yaz tatilinden sonra okula döndüklerinde rahat bir nefes alır, günün büyük bir bölümünde çocuklarının zarar görmeden kazançlı bir şekilde meşgul olacağını bilmekle yetinirlerdi.

Öğrencilerin yüz yüze eğitimde olduğu süreçte, sadece öğretmenlerinin bildiği bir profil vardı aslında.

Sosyal faaliyetlerini sürdüren öğrenciler, birlikte yaşadığı insanlarla bilgi alış verişi yaparak, birbirlerini tanıyarak ve eğlenerek tam bir düzenli toplum katmanı oluşturuyorlardı.

Daha önemlisi ise çocukları sadece öğretmenleri ve okul görevlileri tanıyordu.

Ama şimdi durum çok daha farklı.

Online eğitim ile çocuklar çok daha büyük bir çukurun içindeler.

Bugünlerde ise virüsün daha fazla yayılmasından korkarak derslerini çevrimiçi, yüz yüze veya ikisinin bir karışımını yapmayı seçti. Yine de sanal dünyaya bu benzeri görülmemiş baskının kendine özgü riskleri vardır.

Ülke genelinde milyonlarca öğrencinin yeterli bilgisayar ve internet erişimine sahip olmasını sağlamanın teknolojik lojistiğinin yanı sıra, öğrencilerin evlerinin mahremiyetinden video dersleri aracılığıyla çevrimiçi olarak okula gitmelerinin sonuçlarını düşünün.

Mesela bu durumda, öğretmenler veya bu sanal bağlantının diğer ucundaki okuldaki herhangi biri, birinin özel evinin içine izinsiz sınırsız görsel erişim izni veriliyor.

Bu okul yetkililerinin gördüğü, duydukları, fotoğrafladıkları veya kaydettikleri her şey bu sanal ziyaret sırasında sadece okul yetkilileri tarafından değil, bu bilgilerin iletilebileceği birbirine bağlı her devlet kurumu tarafından inceleme ve soruşturma için adil bir oyun haline geliyor. Ama daha fenası ise, küresel sistemi elinde tutan zalimlerin ellerinde bu bilgilerin tamamını olmasıdır.

Bu şekilde, görünüşte iyi niyetli bir program olan sanal sınıflar, hükümetin özel hayatlarımıza izinsiz girebileceği, sürekli gözetim fikrini daha da normalleştirebileceği ve bizi asla güvende olmadığımız bir varlığın tehlikelerine karşı duyarsızlaştırabileceği başka bir araç haline gelir.

“Büyük Kardeş”in gözleri bir şekilde öğrencilerin üzerinde olacaktır.

Zaten okul yöneticileri, COVID-19’un ortasında yüz yüze dersler ve çevrimiçi öğrenme için öğrenci disiplininin nasıl ele alınacağıyla boğuşuyor.

Sanal öğrenme, evde “öğrenirken” bile, okuldaki kıyafet kuralları ve çalışma alanları standartlarını ihlal eden öğrenciler için korkunç sonuçlar konusunda uyarıda bulunan eğitimcilerle kendi zorluklarını ortaya koyuyor.

Plandemi oyunun büyük bir ayağı olan Online Eğitim, gençler ve öğrenciler için tasarlanmış bir kontrol biçimiydi.

Burada yakındığım konu esasen ülkemizin devlet görevlileri değil, bu sistemi kuran zalim dünya diktatörlerinin bizatihi kendileridir. İnternetin tamamını Yahudiler kontrol ediyor. Özellikle Zoom programı üzerinden yapılan derslerin tamamı bu şirketler tarafından kayıt ediliyor. Zoom’un sahibinin siyonistler olduğunu biliyor muydunuz? Her yerde olan bu küreselciler, çocuklarımızın düşünce eğilimlerinden tutun hal ve hareketlerine kadar tüm bilgileri depolayarak bir toplum profili oluşturmaktalar.

Çocuklarımızı bizden daha iyi bilmelerinin etkisini düşünün lütfen. Bu konu geleceğimizin tamamını etkileyen bir mesele. Basite alınmamalı!

Aksi takdirde 7 yaşından 25 yaşına kadar bütün öğrencilerimizin tüm sırlarına vakıf olan derin güçlerin geleceğe yönelik neler yapabileceğini bilemezsiniz. Plandemi oyunu sandığınızdan çok daha dern ve büyük. Çokça yazdım. Yazmaya da devam edeceğim. Çünkü bu yazdıklarım, ülkemiz içinde yaşadığımız boş sohbetler, dedikodular, siyasi boş muhabbetlerden değildir. İnsanoğlu üzerinde programlanmış büyük bir projedir.

Dikkatinizi, son süreçte yaşanan iç politikadaki karışıklılıklardan ziyade bu projeye vermelisiniz.

Geleceğiniz, çocuklarınız, daha da önemlisi tüm İNSANOĞLU köleleşiyor ve yok oluyor.

Uyanın, uyandırın!

Selametle..

Seslimakale.com.tr

Bir Cevap Yazın