Ertaş ÇAKIR
Mayıs, yalnızca baharın güzelliğini taşıyan bir ay değildir. Mayıs; çiçeğin açtığı, toprağın uyandığı, insanın umutlandığı bir zaman olduğu kadar; milletlerin hafızasında derin izler bırakan tarihlerin de ayıdır.
Türk milleti için Mayıs; emektir, annedir, Hıdırellez’dir, Türkçülük şuurudur, Samsun’a çıkıştır, Balkanlar’da ayağa kalkıştır ve 1989 Büyük Göçü’nün acı hatırasıdır.
Baharın Ayı: Çiçek, Umut ve Yeniden Doğuş
Mayıs geldiğinde tabiat uyanır. Sümbül, lale, nergis açar. İnsan, kışın ağırlığından çıkar; toprağın, suyun, güneşin sesini yeniden duyar.
Hıdırellez ile bereket ve umut kutlanır. Anneler Günü ile fedakârlığın, sevginin ve duanın en yüce hâli hatırlanır. 1 Mayıs’ta emek, alın teri ve işçinin hakkı konuşulur.
Fakat Mayıs sadece bahar değildir. Mayıs, aynı zamanda millet hafızasının uyandığı aydır.
3 Mayıs: Türkçülük Şuurunun Günü
3 Mayıs, Türkçülük fikrinin sembol günüdür. Bu tarih; Türk milletinin diline, tarihine, kültürüne ve kimliğine sahip çıkma iradesini temsil eder.
Türkçülük, yalnızca geçmişe bakmak değildir. Geçmişten güç alarak geleceği kurma ülküsüdür. Dilini koruyan, tarihini bilen, kültürünü yaşatan bir millet; şartlar ne olursa olsun ayakta kalır.
Bu yüzden 3 Mayıs, bir hatırlama günüdür:
Kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi ve nereye yürümemiz gerektiğini hatırlatan bir gündür.
19 Mayıs: Samsun’dan Doğan Diriliş
19 Mayıs 1919, Türk milletinin esarete razı olmayacağını dünyaya ilan ettiği gündür. Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışı, bir yolculuktan çok daha fazlasıdır. O gün, milletin kaderi değişmiş; bağımsızlık ateşi yakılmıştır.
19 Mayıs, gençliğe emanet edilen bir diriliş ruhudur. Çünkü milletlerin geleceği, gençlerin omuzlarında yükselir.
Ama 19 Mayıs’ın anlamı sadece Anadolu ile sınırlı değildir. O ruh, Balkanlar’da da yankılanmıştır.
Kırcaali, Şumnu, Razgrad: Bulgaristan Türklerinin Ayağa Kalkışı
Mayıs ayı, Bulgaristan Türkleri için de derin anlamlar taşır.
19 Mayıs Kırcaali,
20 Mayıs Şumnu,
21 Mayıs Razgrad…
Bu tarihler, Bulgaristan Türklerinin kimliğine, adına, diline ve inancına sahip çıkma iradesinin sembolüdür. Bir halkın “Ben buradayım, varım, kimliğimden vazgeçmem” dediği günlerdir.
Bazen direniş, büyük ordularla yapılmaz. Bazen bir meydanda toplanmak, bazen ana diline sahip çıkmak, bazen adını korumak, bazen de susmayı reddetmektir direniş.
Bulgaristan Türklerinin Mayıs günlerinde gösterdiği duruş, yalnızca bir protesto değil; bir varoluş mücadelesidir.
29 Mayıs 1989: Büyük Göçün Acısı
Mayıs’ın en hüzünlü sayfalarından biri de 29 Mayıs 1989’dur. Bu tarih, Bulgaristan’da yaşayan Türkler için Büyük Göç’ün başladığı gün olarak hafızalara kazınmıştır.
O günlerden sonra yüzbinlerce insan doğduğu topraklardan koparıldı. Evler, tarlalar, mezarlar, komşuluklar, çocukluk hatıraları geride bırakıldı. İnsanlar bir ömrü birkaç bavula sığdırmak zorunda kaldı.
Bu göç yalnızca sınır geçmek değildi. Bu, bir kimlik imtihanıydı. İnsanların adları değiştirilmiş, dilleri susturulmak istenmiş, inançları ve kültürleri baskı altına alınmıştı.
Fakat Bulgaristan Türkleri, göç yollarında bile kimliklerini kaybetmedi. Yanlarında sadece eşyalarını değil; dualarını, türkülerini, geleneklerini, ana dillerini ve Türk olma şuurunu taşıdılar.
Mayıs’ın Bize Söylediği
Mayıs bize şunu öğretir:
Bir milletin baharı, yalnızca tabiatın yeşermesiyle gelmez. Bir milletin baharı; hafızasını koruması, kimliğine sahip çıkması ve geleceğe umutla bakmasıyla gelir.
Mayıs, Türk dünyası için çok katmanlı bir aydır. Bir yanında sümbül, lale ve nergis vardır; diğer yanında mücadele, göç ve gözyaşı. Bir yanında Anneler Günü’nün duası vardır; diğer yanında Kırcaali’nin, Şumnu’nun, Razgrad’ın meydanları. Bir yanında Samsun’a çıkan umut vardır; diğer yanında 1989’da yollara düşen insanların hüznü.
Mayıs; bahardır ama sadece bahar değildir.
Mayıs; çiçektir ama sadece çiçek değildir.
Mayıs; bayramdır ama sadece bayram değildir.
Mayıs, Türk’ün hafızasında emekle, anne duasıyla, Hıdırellez neşesiyle, 3 Mayıs ülküsüyle, 19 Mayıs dirilişiyle, Bulgaristan Türklerinin ayağa kalkışıyla ve 29 Mayıs Büyük Göç acısıyla yazılmıştır.
Bu yüzden Mayıs, bizim için sıradan bir ay değil; hafızadır, kimliktir, direniştir ve umuttur.
