İbrahim SOYTÜRK
Dünya değişiyor. Savaşlar, yıkımlar, acılar… Hepsi birer tarihi gerçeklik olarak ardımızda kalıyor. Ama insanlık, sadece yaşadıklarıyla değil, yaşattıklarıyla da sınanıyor. İşte bu noktada bir milletin kültürü devreye giriyor. Çünkü kültür, yalnızca müzikle, sanatla, yemekle tanımlanmaz; ahlakla, vicdanla, özürle, hatta pişmanlıkla şekillenir.
Almanya, milyonlarca Yahudi’yi öldüren Nazi geçmişiyle yüzleşti ve İsrail’den özür diledi.
Amerika Birleşik Devletleri, Japon halkına Hiroşima ve Nagazaki’de yaşattığı nükleer felaket için baş eğdi. Japonya, Kore ve Çin’e karşı 2. Dünya Savaşı’nda işlediği insanlık suçlarını kabul edip özür beyan etti.
Ama Balkanlar’da?
Balkanlar hâlâ “ben haklıyım” yarışının sahnesidir.
Herkes mazlum, herkes kahraman, herkes mağdur ama kimse zalim değil!
Kimse özür dilemiyor, çünkü kimse hata yaptığını kabul etmiyor.
Burada, geçmişle yüzleşmek bir zayıflık sayılıyor.
Burada, affetmek yücelik değil, geri adım olarak görülüyor.
Ve en kötüsü, burada “özür” kelimesi hâlâ dilde bir utanç, kalpte bir lanet gibi algılanıyor.
Oysa özür bir acziyet değil, bir erdemdir.
Bağışlamak bir zayıflık değil, bir bilgeliktir.
Tarihi değiştiremezsin ama onunla yüzleşirsen, geleceğini değiştirebilirsin.
Ama Balkan coğrafyasında bir lanet gibi yayılan bu kibir, hem halkları birbirine düşman kıldı hem de gelecek nesillerin zihnine nefret tohumları ekti.
Her milletin tarihinde kara lekeler olabilir. Önemli olan o lekeyi inatla saklamaya çalışmak değil, o lekeyi kabullenip bir daha olmaması için çaba göstermektir.
Bugün Balkanlar’da halen 1912’nin, 1944’ün, 1989’un hesabı soruluyor. Ama hiç kimse çıkıp da “Biz de yanlış yaptık, affedin.” demiyor.
Çünkü bu topraklarda hâlâ şu düşünce egemen:
“Ben hep haklıydım. Hep mağdurdum. Hep masumdum…”
Oysa barış, bir tarafın haklılığında değil, her iki tarafın da vicdanında başlar.
Gerçek medeniyet, özür dileyebilenle kurulur.
Gerçek kardeşlik, geçmişi kabul edip geleceği birlikte inşa edebilmektir.
Ey Balkan halkları,
Tarihle yüzleşmekten korkmayın.
Çünkü geçmişinizle barışmadan, ne bu coğrafyada huzur olur,
Ne de çocuklarınızın geleceğinde umut…
Ve unutmayın:
Her şey bir milletin kültürüne bağlıdır.
Kültürü vicdan olanlar yükselir,
Kültürü kibir olanlar kendini tekrar eder.
