Yazarlarımız, Yorum-Analiz

4 Mayıs 1924: Kerkük’ün Hafızasında Kanayan Yara

Sinan AKBAŞ

Kerkük tarihi yalnızca taş, kale, çarşı ve petrol tarihi değildir; aynı zamanda kimliğini korumak için ağır bedeller ödeyen Türkmen halkının hafıza tarihidir. 4 Mayıs 1924’te yaşanan ve Türkmen belleğinde “Levi Baskını” yahut “Levi Katliamı” olarak anılan hadise, bu hafızanın en acı sayfalarından biridir.

İngiliz Mandası Gölgesinde Kerkük

Birinci Dünya Savaşı sonrasında Irak, İngiliz mandası altında yeni bir siyasi düzene sokulurken Musul vilayetinin geleceği belirsizdi. Kerkük Türkmenleri, tarihî, kültürel ve siyasi bağları sebebiyle Türkiye’ye yakın bir tutum içindeydi. Bu nedenle Kerkük yalnızca bir şehir değil, Musul meselesinin kalbinde duran stratejik bir merkezdi.

Bilkent’te yayımlanan bir çalışmada, Türkmenlerin 1921’de Faysal’ın krallığına ilişkin referandumu boykot ettiği, İngiliz mandasına karşı mesafeli durduğu ve bu sebeple siyasi denklemden dışlandığı belirtilir.

Levi Birlikleri: Kullanılan Güç, Kurulan Gerilim

Irak Levi Birlikleri, İngilizlerin kurduğu ve yönettiği yerel askerî yapılardan biriydi. 1920’lerin başında bu birliklerde Süryani/Asuri unsurların ağırlığı arttı; 1921 Kahire Konferansı sonrasında Arapların yeni Irak ordusuna yönlendirilmesi, Süryanilerin ise Levies içinde istihdam edilmesi kararlaştırıldı.

Bu noktada meseleyi doğru koymak gerekir: Hadiseyi bütün bir Süryani halkına mal etmek tarihî ve ahlaki bakımdan sorunludur. Fakat İngiliz komutası altındaki Tiyari ağırlıklı Levi askerlerinin Kerkük’teki saldırıda rol oynadığı, Türkmen kaynaklarında ve bazı akademik çalışmalarda açık biçimde yer alır.

Çarşıdaki Kıvılcım, Sokaktaki Kan

4 Mayıs 1924’te Kerkük çarşısında başlayan bir tartışma kısa sürede silahlı saldırıya dönüştü. Kaynaklarda, takviye Levi birliklerinin bölgeye gelerek halka ateş açtığı, Türkmenlere ait iş yerlerinin yağmalandığı ve önde gelen Türkmenlerin öldürüldüğü aktarılır.

Bu yüzden 4 Mayıs, sıradan bir “asayiş olayı” diye geçiştirilemez. O gün Kerkük’te hedef alınan yalnızca insanlar değildi; yükselen Türkmen millî bilinci, şehirdeki Türkiye yanlısı siyasi eğilim ve Kerkük’ün Türk-Türkmen kimliği de hedefteydi.

Sorumluluk Meselesi: Süryaniler mi, İngiliz Siyaseti mi?

Tarihi soğukkanlı okumak gerekir. Evet, saldırıda Levi saflarındaki Süryani/Tiyari askerlerin rolü vardır. Fakat asıl belirleyici irade, onları silahlandıran, örgütleyen, sevk eden ve olay sonrası idari kontrolü elinde tutan İngiliz manda yönetimidir.

Nitekim olaydan sonra İngiliz siyasi yetkilisi tarafından Levies birliklerinin Süleymaniye-Çemçemal bölgesine nakledilmesi ve zarar görenlere tazminat ödenmesi yönünde karar alındığı kaydedilir. Bu bile hadisenin münferit bir sokak kavgası değil, siyasi sonuç doğuran ciddi bir kırılma olduğunu gösterir.

Kerkük’ün Hafızasında 4 Mayıs

Şatıroğlu Ali’den Hacı Kadir’e, Kasap Rıza’dan Attar Mehmet’e kadar isimleri halk hafızasında yaşayan şehitler, Kerkük’ün susmayan tanıklarıdır. Onların isimleri yalnızca geçmişe ait değildir; bugün de Türkmen kimliğinin, dilinin ve şehir hakkının sembolleridir.

4 Mayıs 1924, Kerkük Türkmenleri için bir yas günüdür. Fakat yalnızca yas değil, aynı zamanda hatırlama ve sahip çıkma günüdür. Çünkü hafızasını kaybeden toplumlar, önce acılarını, sonra haklarını kaybeder.

Levi Katliamı’nı konuşmak, kin üretmek için değil; hakikati yerli yerine koymak içindir. Süryani halkıyla Türkmen halkı arasında düşmanlık inşa etmek yerine, İngiliz manda siyasetinin azınlıkları birbirine karşı nasıl araçsallaştırdığını görmek gerekir.

Kerkük’ün dersi açıktır: Bir halkın kimliği silahla susturulamaz. 4 Mayıs 1924’te kan döküldü; fakat Kerkük’ün Türkmen sesi susmadı. Bugün yapılması gereken, bu tarihi unutturmamak, şehitlerin adını yaşatmak ve Kerkük’ün çok katmanlı hakikatini cesaretle yazmaya devam etmektir.

Bir Cevap Yazın