TÜRK DÜNYASININ STRATEJİK HAFIZA HAMLESİ: “TÜRK DÜNYASINDA SOYKIRIMLAR”
Devletler yalnızca ordularıyla, ekonomileriyle ve teknolojileriyle güçlü olmaz. Büyük milletler aynı zamanda hafızalarıyla güçlüdür.
Geçmişini kayıt altına almayan toplumlar, bir süre sonra kendi tarihlerini başkalarının yazdığı metinlerden öğrenmek zorunda kalır. Kendi acısını belgelemeyen milletin yaşadıkları uluslararası hafızada görünmezleşir; görünmezleşen tarih ise zamanla siyasetin, diplomasinin ve kamuoyunun dışında kalır.
Bu nedenle “Türk Dünyasında Soykırımlar” kitabını yalnızca yaklaşık 980 sayfalık kapsamlı bir tarih eseri olarak değerlendirmek eksik kalır.
Bu çalışma aynı zamanda Türk dünyasının kendi tarihini kendi kaynakları, kendi araştırmacıları ve kendi hafıza dünyası üzerinden anlatabilmesi yönünde atılmış stratejik bir kültür ve tarih hamlesidir.
Yazar: Rafet ULUTÜRK
Editör: Aysu AKBAŞ
Yaklaşık 980 Sayfa
Türk Dünyasının Farklı Coğrafyalarından Yazılar
Tarih – Hafıza – Kimlik – Sürgün – Katliam – Soykırım – Stratejik Bilinç
HAFIZA, DEVLETLERİN GÖRÜNMEYEN SAVUNMA HATTIDIR
Bugünün dünyasında mücadele yalnızca sınır çizgilerinde yaşanmıyor.
Tarih kitaplarında, üniversitelerde, arşivlerde, sinemada, medyada, dijital platformlarda ve uluslararası kuruluşların raporlarında da büyük bir hafıza mücadelesi yürütülüyor.
Kimin mağduriyeti dünyaya anlatılacak?
Hangi olay uluslararası literatüre girecek?
Hangi toplumun yaşadığı acı akademik hafızada yer bulacak?
Hangi tarihî hadise dünya kamuoyunun gündemine taşınacak?
Bu sorular artık yalnızca tarihçilerin değil, devletlerin ve milletlerin stratejik meseleleridir.
Çünkü tarih anlatısı aynı zamanda siyasi etki üretir.
Bu açıdan “Türrk Dünyasında Soykırımlar”, geçmişi anlatmanın ötesinde Türk dünyasının kendi hafızasını oluşturmasına katkı sağlayan bir çalışmadır.
PARÇALI HAFIZADAN ORTAK HAFIZAYA
Türk dünyası çok geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.
Balkanlar, Anadolu, Kafkasya, Kırım, İdil-Ural, Türkistan ve Doğu Türkistan birbirinden binlerce kilometre uzaklıkta olabilir.
Fakat bu coğrafyaların tarihleri birbirinden tamamen bağımsız değildir.
Sürgünler, zorunlu göçler, kimlik baskıları, dil yasakları, nüfus politikaları, toplumsal kırılmalar ve kitlesel şiddet hadiseleri farklı dönemlerde farklı bölgelerde yaşanmıştır.
Ancak bu tecrübeler çoğu zaman yerel hafızaların içinde kalmıştır.
Balkan Türkü kendi yaşadığını bilir ama Kırım’ı yeterince tanımaz.
Kafkasya’daki Türk toplulukları kendi acılarını bilir fakat Balkanların tarihini sınırlı ölçüde bilir.
Türkistan başka bir tarih anlatısı içinde, Anadolu başka bir hafıza içinde büyür.
Asıl stratejik mesele burada ortaya çıkmaktadır:
Türk dünyasının ortak geleceği olacaksa ortak hafızası da olmak zorundadır.
“Türk Dünyasında Soykırımlar” bu parçalı hafızaları aynı eser içinde buluşturarak büyük bir tarih coğrafyasını birbirine bağlamaktadır.
980 SAYFA: SADECE HACİM DEĞİL, BİRİKTİRİLMİŞ HAFIZA
Yaklaşık 980 sayfalık bir çalışma yalnızca kalın bir kitap anlamına gelmez.
Bu hacim; çok sayıda olayın, coğrafyanın, insan hikâyesinin ve tarihî kırılmanın bir araya getirilmesi anlamına gelir.
Bu nedenle eser, gelecekte yapılabilecek daha büyük çalışmalar için de bir başlangıç noktası olabilir.
Üniversite araştırmaları…
Belgeseller…
Uluslararası sempozyumlar…
Yüksek lisans ve doktora tezleri…
Dijital arşivler…
Yabancı dillere yapılacak çeviriler…
Türk dünyası ortak tarih müfredatı…
Bütün bunlar için yazılı kaynak gerekir.
Kaynak olmayan yerde hafıza zayıflar.
Bu eser böyle bir kaynak havuzunun oluşmasına katkı sağlayabilecek niteliktedir.
GELECEĞİN MÜCADELESİ ANLATI MÜCADELESİDİR
- yüzyılın önemli mücadele alanlarından biri de anlatı üstünlüğüdür.
Bir devlet askerî olarak güçlü olabilir fakat kendisini anlatamıyorsa diplomatik alanda yalnızlaşabilir.
Bir millet haklı olabilir fakat tarihini belgeleyemiyorsa dünyaya sesini duyuramayabilir.
Bir toplum büyük acılar yaşamış olabilir fakat bunları bilimsel ve sistematik şekilde kayıt altına almamışsa birkaç nesil sonra kendi çocukları dahi ayrıntıları unutabilir.
Bu nedenle Türk dünyasının sadece ekonomik ve savunma alanlarında değil, tarih anlatısı üretme konusunda da ortak kurumlar geliştirmesi gerekir.
“Türk Dünyasında Soykırımlar” bu açıdan bir kitap olmanın ötesinde stratejik hafıza üretiminin örneklerinden biri olarak görülebilir.
TÜRK DÜNYASININ HAFIZA ENSTİTÜLERİ KURULMALIDIR
Bu tür çalışmalar kitaplarla sınırlı kalmamalıdır.
Türk dünyası geleceğe yönelik daha geniş bir hafıza stratejisi geliştirmelidir.
Ortak dijital arşiv kurulmalıdır.
Farklı ülkelerde bulunan belgeler dijital ortamda bir araya getirilmelidir.
Sözlü tarih çalışmaları yapılmalıdır.
Yaşayan tanıkların hatıraları kayıt altına alınmalıdır.
Üniversitelerde ortak araştırma merkezleri oluşturulmalıdır.
Genç araştırmacılar desteklenmelidir.
Belgeseller hazırlanmalıdır.
Eserler İngilizce, Rusça, Arapça, Fransızca ve diğer dünya dillerine çevrilmelidir.
Çünkü yalnızca Türkçe yayımlanan bir eser Türk dünyasında güçlü bir bilinç oluşturabilir; fakat uluslararası etki oluşturmak için dünya dillerine açılmak zorundadır.
KİTAPTAN DİJİTAL HAFIZAYA
Bir başka önemli stratejik hedef de eserin dijital bir projeye dönüştürülmesidir.
Bugünün gençliği bilgiye yalnızca kitaplardan ulaşmıyor.
Dijital haritalar, kısa belgeseller, interaktif zaman çizelgeleri, arşiv belgeleri ve çevrim içi veri tabanları yeni neslin tarih öğrenme yöntemlerini değiştiriyor.
Bu nedenle “Türk Dünyasında Soykırımlar” ilerleyen süreçte bir Türk Dünyası Hafıza Portalının temel kaynaklarından biri haline getirilebilir.
Haritalar üzerinde sürgün güzergâhları gösterilebilir.
Tarihî belgeler dijitalleştirilebilir.
Tanık anlatıları arşivlenebilir.
Her coğrafya için ayrı bilgi dosyaları hazırlanabilir.
Böylece 980 sayfalık eser, yaşayan ve sürekli büyüyen bir hafıza platformuna dönüşebilir.
GENÇLER İÇİN TARİH BİLİNCİ
Bir milletin tarihi yalnızca akademisyenlerin raflarında kalırsa toplumun ortak bilincine dönüşemez.
Bu nedenle eserin gençlere ulaşması büyük önem taşımaktadır.
Üniversitelerde okunmalı.
Kütüphanelere ulaştırılmalı.
Türk dünyası gençlik kuruluşlarına gönderilmeli.
Konferanslara ve panellere dönüştürülmeli.
Seçilen bölümler daha sade dille gençlik yayınları haline getirilmeli.
Çünkü mesele yalnızca geçmişte ne yaşandığını bilmek değildir.
Asıl mesele genç kuşakların şu soruya cevap verebilmesidir:
Biz kimiz, nereden geldik ve hangi tarihî bedellerden geçerek bugünlere ulaştık?
RAFET ULUTÜRK VE AYSU AKBAŞ İMZASIYLA ORTAK HAFIZAYA KATKI
Rafet ULUTÜRK’ün yazarlığında, Aysu AKBAŞ’ın editörlüğünde ortaya çıkan bu büyük çalışma, Türk dünyasının farklı coğrafyalarından tarihî hafızaları ortak bir çatı altında buluşturmayı amaçlamaktadır.
Yaklaşık 980 sayfalık kapsamıyla eser, yalnızca geçmişi kayıt altına alan değil, geleceğin tarih çalışmalarına zemin hazırlayan bir kaynak niteliği taşımaktadır.
Bu yönüyle “Türrk Dünyasında Soykırımlar”ın değeri yalnızca bugünkü okuyucu sayısıyla ölçülemez.
Asıl değeri, 50 yıl sonra hangi araştırmacının bu sayfalardan yararlanacağıyla; 100 yıl sonra hangi gencin bu kitaptan kendi tarihini öğreneceğiyle ölçülecektir.
HAFIZASINI KURAN GELECEĞİNİ KURAR
Türk dünyası yeni bir yüzyıla giriyor.
Ekonomik ilişkiler büyüyor.
Ulaşım koridorları gelişiyor.
Savunma iş birlikleri artıyor.
Kültürel bağlar yeniden güçleniyor.
Fakat bütün bunların arkasında sağlam bir ortak hafıza bulunmazsa birlik eksik kalır.
Bu nedenle önümüzdeki dönemin en önemli hedeflerinden biri Türk dünyasının ortak tarih ve hafıza mimarisini kurmak olmalıdır.
“Türk Dünyasında Soykırımlar” bu büyük yolculuğun önemli taşlarından biridir.
Çünkü milletlerin geleceği yalnızca ordularla korunmaz.
Arşivlerle korunur.
Kitaplarla korunur.
Hafızayla korunur.
Gerçeği anlatabilen nesillerle korunur.
Ve unutulmamalıdır:
Kendi tarihini yazmayan milletin tarihini başkaları yazar.
Kendi hafızasını korumayan milletin geleceğini başkalarının anlatıları şekillendirir.
Hafızasını kuran millet ise geleceğini kendi iradesiyle kurar.
Kaynak: Bultürk Gazetesi
