11 Ağustos 2017 tarihi, Türk milletinin hafızasında acı ve gururun bir arada yaşandığı günlerden biri olarak yerini aldı. Trabzon’un Maçka ilçesinde meydana gelen hain saldırıda, henüz 15 yaşındaki Eren Bülbül ile Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik şehit oldu. Aradan geçen yıllara rağmen Eren Bülbül ve Ferhat Gedik’in isimleri unutulmadı; aksine onların fedakârlıkları, vatan sevgisinin ve millet uğruna gösterilen cesaretin sembollerinden biri hâline geldi.
Eren Bülbül, hayatının baharında, henüz çocuk denilebilecek bir yaşta vatan topraklarının ve yaşadığı Maçka’nın güvenliği için duyduğu sorumlulukla hareket etti. Onun hikâyesini anlamlı kılan yalnızca genç yaşında şehit olması değil, sahip olduğu imkânların çok ötesinde bir cesaret ve sorumluluk duygusuyla hareket etmiş olmasıdır. Eren’in adı bugün yalnızca Trabzon’un Maçka ilçesinde değil, Türkiye’nin dört bir yanında vatan sevgisiyle birlikte anılmaktadır.
Ferhat Gedik ise yıllarını Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yaparak geçirmiş, mesleğinin gerektirdiği sorumluluğu büyük bir özveriyle yerine getirmiş bir askerdi. Görevi boyunca edindiği tecrübe ve sorumluluk bilinci, onun için vatan savunmasını yalnızca bir görev değil, aynı zamanda büyük bir onur meselesi hâline getirmişti. 11 Ağustos 2017 günü Eren Bülbül ile birlikte şehit olması, onun görev anlayışının ve fedakârlığının en ağır bedelini verdiği an oldu.
Eren Bülbül ile Ferhat Gedik’in hikâyesinde dikkat çeken en önemli noktalardan biri, iki farklı hayatın aynı vatan toprağında buluşmasıdır. Bir tarafta henüz hayatının başında olan 15 yaşındaki Eren, diğer tarafta yıllarını vatan hizmetine adamış bir astsubay olan Ferhat Gedik vardı. Yaşları, hayat tecrübeleri ve yaşam öyküleri birbirinden farklı olsa da onları aynı noktada buluşturan ortak değer vatan sevgisiydi.
Eren Bülbül’ün genç yaşına rağmen gösterdiği cesaret, milletimizin hafızasında özel bir yere sahip oldu. Ferhat Gedik’in ise görev arkadaşlarını ve masum insanları koruma sorumluluğuyla hareket etmesi, askerlik mesleğinin taşıdığı fedakârlığın güçlü bir örneği olarak hafızalara kazındı. O gün yaşananlar, bir kez daha vatan savunmasının yalnızca silahla değil; cesaret, sorumluluk, fedakârlık ve inançla da gerçekleştirildiğini gösterdi.
Şehitlik, Türk milletinin tarih boyunca en yüce değerlerinden biri olarak kabul edilmiştir. Çanakkale’den Sakarya’ya, Kurtuluş Savaşı’ndan günümüze kadar bu toprakların savunulmasında hayatını kaybeden binlerce kahraman, milletimizin bağımsızlığının ve geleceğinin teminatı olmuştur. Eren Bülbül ve Ferhat Gedik de bu büyük tarihsel hafızanın günümüzdeki temsilcileri arasında yer almaktadır.
Eren Bülbül’ün adı bugün genç nesillere cesaret ve vatan sevgisini anlatan önemli bir semboldür. Ferhat Gedik’in adı ise görevine sadakat, fedakârlık ve sorumluluk anlayışıyla birlikte anılmaktadır. Onların hayatlarının son bulduğu yer, aynı zamanda milletimizin hafızasında iki ismin sonsuza kadar birlikte yaşayacağı bir hatıra mekânına dönüşmüştür.
Aradan yıllar geçmesi, şehitlerimizin hatırasını azaltmaz. Çünkü milletlerin tarihini yalnızca savaşlar, antlaşmalar ve siyasi gelişmeler değil; o tarih uğruna hayatını ortaya koyan insanların fedakârlıkları da şekillendirir. Eren Bülbül ve Ferhat Gedik’in hikâyesi de bu açıdan yalnızca bir şehitlik hatırası değil, gelecek nesillere aktarılması gereken bir vatan ve fedakârlık mirasıdır.
Bugün onların isimlerini anarken yalnızca 11 Ağustos 2017’de yaşanan acıyı hatırlamıyoruz. Aynı zamanda Eren Bülbül’ün genç yaşında gösterdiği cesareti, Ferhat Gedik’in görevine bağlılığını ve milletimizin şehitlerine duyduğu vefa duygusunu da hatırlıyoruz.
Eren Bülbül ve Ferhat Gedik’in ardından yıllar geçse de onların isimleri bu milletin hafızasında yaşamaya devam edecektir. Çünkü vatan için verilen mücadeleler, fedakârlıklar ve şehitlerin hatıraları nesilden nesile aktarılır. Bir milletin geleceğe güvenle bakabilmesi, geçmişte yaşanan fedakârlıkları unutmamasıyla mümkündür.
Şehit Eren Bülbül ve Şehit Astsubay Ferhat Gedik’i rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Onların aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyor; başta aileleri olmak üzere tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Aziz hatıraları milletimizin gönlünde daima yaşayacaktır.
