Yazarlarımız, Yorum-Analiz

Türkiye’yi Artık Herkes Görmeye Başladı

Dr. Nedim BİRİNCİ

Yeni Dünya Kurulurken Türkiye Sahneye Çıkıyor

Dünya sessiz fakat derin bir değişimin içinden geçiyor. Eski dengeler sarsılıyor, eski ittifaklar sorgulanıyor, eski güvenlik anlayışları yetersiz kalıyor.

Bir zamanlar Türkiye’yi yalnızca bölgesel bir ülke olarak görenler, bugün Ankara’nın kapısını daha sık çalmaya başladı. Çünkü artık herkes görüyor ki Türkiye sadece kendi sınırlarını koruyan bir devlet değil; kriz çözen, denge kuran, arabuluculuk yapan ve bölgesinde güven üreten bir merkez ülkedir.

Hollanda Başbakanı’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi de bu yeni gerçekliğin açık işaretlerinden biridir. Avrupa artık Türkiye’ye sadece diplomatik nezaketle değil, stratejik ihtiyaçla bakmaktadır.

Avrupa’nın Korkusu Büyüyor

Rusya-Ukrayna savaşı Avrupa’ya acı bir gerçeği gösterdi: Güvenlik sadece ekonomik güçle sağlanmaz.

Yıllarca Amerika’nın güvenlik şemsiyesine yaslanan Avrupa, bugün Washington’un önceliklerinin değiştiğini görüyor. Amerika’nın dikkatini Pasifik’e, Çin’e ve kendi çıkar alanlarına çevirmesi, Avrupa’yı yalnız kalma korkusuyla karşı karşıya bıraktı.

Bugün Avrupa başkentlerinde şu soru daha yüksek sesle soruluyor:

“Yarın büyük bir kriz çıkarsa bizi kim koruyacak?”

İşte bu sorunun cevabında Türkiye adı giderek daha fazla öne çıkıyor.

Çünkü Türkiye; güçlü ordusu, gelişen savunma sanayisi, diplomatik kabiliyeti ve jeopolitik konumuyla Avrupa güvenliği için vazgeçilmez bir ülkedir.

Türkiye Artık Köprü Değil, Merkez Ülkedir

Uzun yıllar Türkiye için “Doğu ile Batı arasında köprü” ifadesi kullanıldı.

Fakat bu tanım artık Türkiye’yi anlatmaya yetmiyor.

Çünkü köprü sadece üzerinden geçilen yerdir. Türkiye ise artık üzerinden geçilen değil, etrafında yeni dengelerin kurulduğu merkez ülkedir.

Karadeniz’den Akdeniz’e,
Balkanlar’dan Kafkasya’ya,
Suriye’den Libya’ya,
Somali’den Orta Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada Türkiye’nin sözü, etkisi ve varlığı hissedilmektedir.

Bugün Ankara’nın olmadığı bir masada birçok bölgesel krizin kalıcı çözüme ulaşması mümkün değildir.

Ukrayna’dan Somali’ye Uzanan Etki Alanı

Türkiye’nin yükselen rolü yalnızca askeri gücünden ibaret değildir.

Türkiye aynı zamanda diplomasiyle, insani yardımla, ekonomik iş birlikleriyle ve kriz yönetimiyle sahadadır.

Ukrayna savaşında tahıl koridoru diplomasisi,
Suriye’de milyonlarca insanı ilgilendiren güvenlik politikaları,
Libya’da devlet düzeninin korunması,
Somali’de kurumsal yapıların desteklenmesi,
Kafkasya’da barış sürecine katkı,
Balkanlar’da istikrar arayışı,
Doğu Akdeniz’de enerji ve deniz yetki alanları mücadelesi,

bütün bunlar Türkiye’nin artık yalnızca izleyen değil, yön veren bir devlet olduğunu göstermektedir.

Avrupa Birliği Türkiye’siz Eksik Kalır

Avrupa Birliği yıllarca Türkiye’ye mesafeli davrandı. Kimi zaman siyasi bahaneler üretildi, kimi zaman çifte standartlar uygulandı.

Fakat bugün geldiğimiz noktada Avrupa şu gerçeği daha net görüyor:

Türkiye’siz bir Avrupa güvenlik mimarisi eksiktir.

Türkiye’siz enerji güvenliği zayıftır.

Türkiye’siz göç yönetimi kırılgandır.

Türkiye’siz Balkanlar politikası yetersizdir.

Türkiye’siz Akdeniz stratejisi tamamlanamaz.

Bu nedenle Avrupa’nın Türkiye’ye yaklaşımı artık tercihten çok zorunluluğa dönüşmektedir.

Amerika’nın Çekildiği Boşlukta Türkiye’nin Önemi Artıyor

ABD’nin küresel önceliklerini değiştirmesi Avrupa için yeni bir dönemin başlangıcıdır.

Amerika artık her krizde Avrupa’nın yanında sınırsız şekilde duracak bir güç görüntüsü vermiyor. Bu da Avrupa’yı yeni ortaklıklar aramaya itiyor.

Bu süreçte Türkiye, NATO içindeki en güçlü ordulardan birine sahip olması, sahada tecrübe kazanmış güvenlik kapasitesi ve bölgesel etkisiyle öne çıkıyor.

Avrupa bugün Türkiye’ye yalnızca ekonomik ortak olarak değil, güvenlik ortağı olarak da bakmak zorundadır.

Türk Savunma Sanayisi Algıyı Değiştirdi

Türkiye’nin dünyadaki algısını değiştiren en önemli alanlardan biri savunma sanayisidir.

İHA’lar, SİHA’lar, yerli gemiler, hava savunma sistemleri, füze teknolojileri ve elektronik harp kabiliyetleri Türkiye’nin sahadaki gücünü artırmıştır.

Eskiden silah ambargolarıyla baskı altına alınmak istenen Türkiye, bugün kendi teknolojisini geliştiren, kendi savunmasını güçlendiren ve dost ülkelere güven veren bir noktaya gelmiştir.

Bu değişim yalnızca askeri değil, siyasi bir değişimdir.

Çünkü savunma sanayisinde bağımsızlaşan bir ülke, dış politikada da daha özgür hareket eder.

Enerji, Ticaret ve Koridorlar Çağı

Geleceğin dünyasında sadece ordular değil, enerji hatları ve ticaret yolları da belirleyici olacaktır.

Türkiye bu açıdan da büyük bir avantaja sahiptir.

Orta Koridor,
Türk Devletleri ile bağlantılar,
Kafkas enerji hatları,
Karadeniz güvenliği,
Doğu Akdeniz kaynakları,
Afrika açılımı,

Türkiye’yi yeni dünyanın lojistik, enerji ve diplomasi merkezlerinden biri haline getirmektedir.

Artık haritalar yeniden çizilirken Türkiye kenarda bekleyen bir ülke değil, haritanın tam merkezinde duran bir güçtür.

Türkiye’yi Görmeyenler Gerçeği Kaçırır

Dün bazıları Türkiye’nin yürüyüşünü küçümsedi.

Savunma sanayisini hafife aldılar.

Diplomasisini görmezden geldiler.

Bölgesel hamlelerini anlamadılar.

Fakat bugün tablo değişti.

Türkiye’yi artık sadece dostları değil, rakipleri de görüyor.

Avrupa görüyor.

Amerika görüyor.

Rusya görüyor.

Afrika görüyor.

Türk dünyası görüyor.

Balkanlar görüyor.

Çünkü Türkiye artık söylem üreten değil, sahada sonuç üreten bir devlettir.

Büyük Güç Olmanın Sorumluluğu

Elbette Türkiye’nin yükselişi sadece övünç meselesi değildir. Aynı zamanda büyük bir sorumluluktur.

Büyük devlet olmak; adaletli olmak, güçlü kurumlar kurmak, eğitimde ilerlemek, teknolojide öncü olmak, ekonomiyi sağlam temeller üzerine oturtmak ve topluma güven vermek demektir.

Türkiye’nin tarihi fırsatı doğru değerlendirmesi için içeride birlik, dışarıda akılcı diplomasi, ekonomide üretim, gençlerde özgüven ve devlet aklında süreklilik şarttır.

Çünkü yeni dünya düzeninde kalıcı liderlik yalnızca güçle değil, akılla, adaletle ve vizyonla kurulur.

Türkiye Yeni Çağın Anahtar Ülkesidir

Bugün artık açıkça görülüyor:

Türkiye, yeni dünya düzeninin kenarında duran bir ülke değildir.

Türkiye bu düzenin merkezinde yer alan, krizlerin çözümünde aranan, dostlarına güven veren, rakiplerine hesap yaptıran bir devlettir.

Avrupa’nın Türkiye’ye yönelmesi tesadüf değildir. Bu, değişen dünyanın zorunlu sonucudur.

Çünkü Türkiye Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Karadeniz’den Akdeniz’e, Afrika’dan Orta Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada barışın, güvenliğin ve dengenin anahtar ülkesi haline gelmiştir.

Artık Türkiye’yi herkes görmeye başladı.

Mesele bundan sonra şudur:

Türkiye bu büyük yürüyüşü daha güçlü ekonomiyle, daha ileri teknolojiyle, daha sağlam eğitimle ve daha büyük birlik ruhuyla taçlandırmalıdır.

Çünkü tarih yeniden yazılırken, milletlerin kaderini sadece sahip oldukları güç değil, o gücü hangi vizyonla kullandıkları belirler.

Ve Türkiye, bu çağda sadece kendi kaderini değil, bölgesinin ve insanlığın geleceğini de etkileyebilecek bir konuma yükselmektedir.

Bir Cevap Yazın