Yazarlarımız, Yorum-Analiz

Karabağ İkinci Kıbrıs Olmasın!!!

  Cihan Moğultay

Malûm, Azerbaycan toprağı olan Karabağ, Ruslar’ın desteğiyle Ermeniler’in de soykırımlarıyla Azerbaycan’ın elinden çıkmıştı. Geçtiğimiz seneye kadar pek de kayda değer bir gelişmenin yaşanmadığı Karabağ’da Azerbaycan Türkiye’nin de desteğiyle bir operasyon başlattı. Başlangıçta her şey güzel gidiyorken ve neredeyse Karabağ’ın yarısı alınmışken, Rusya’nın araya girmesiyle harekât durdu ve Karabağ’ın tamamından olduk.

Putin’in hazırladığı sözleşmeye Azerbaycan tarafı balıklama atladı. Halk ise sevinç çığlıkları ve danslar eşliğinde sokaklarda günlerce eğlendi. Ermenistan halkı da boş durmadı ve onlarda sokağa döküldü. Aralarındaki tek fark; Ermenistan’ın halkının sözde kendilerine ait olan toprağın ellerinden çıkması için yaptıkları protestoydu.

Yapılan anlaşma gereği Rusya bölgede tampon ülke olacak ve Barış Gücü adı altında asker bulunduracaktı. Barış Gücü olarak gelen askerlerin aslında Ermeni milisler olduğu çok geçmeden anlaşıldı. Amaç belliydi. Ermenileri bölgede tekrar söz sahibi yapmaktı. Bu arada haklarını yemeyelim İran’da bu operasyonlar esnasında ve sonrasında Ermenistan’a çok destek verdi. Tarih boyunca bütün savaşlarını Müslüman devletlere karşı vermiş İran’ın bu olayda da Ermenistan’a destek vermesi aslında çok da şaşılacak bir durum değil. Şimdilerde ise Ermeniler’in kışkırtmalarıyla çatışmalar yeniden başlamaya yüz tuttu. Buradaki asıl amaç ise Türkiye ve Türkiye üzerinden Türk Dünyası’nı bir araya getirmemek.

Batı sınırlarımızda istikrarsız bir Bulgaristan ile Amerika’nın önceleri Dedeağaç’ı ve şimdilerde on iki adayı olağan ve hukuk dışı şekilde askeri mühimmatlarla donatması, diğer yandan Suriye sınırında yeniden hortlayan terör hareketleri ve doğuda da Rusya’nın açıktan, İran’ın da el altından desteklediği Ermenistan saldırılarının aynı zamanlara denk gelmesi basit tesadüf değil elbette. Oldukça başarılı bir ekonomi yönetimi sonrası aşırı derece borçlanıp mali yönden boyunduruk altına giren Türkiye şimdi de fiili işgâl edilmek mi isteniyor? İşte bu noktada Karabağ’ın da önemi aslında net bir biçimde ortaya çıkıyor.

Karabağ’ın tamamının Azerbaycan’a geri gelmesi demek Edirne’den başlayarak Orta Asya’daki devletlerimize kadar olan ve Çin’in Yeni İpek Yolu Projesinden de büyük bir hat demek oluyor. Yani Edirne’den yola çıkan bir kişi hemen hemen hiçbir engelle karşılaşmadan Türkmenistan’a Özbekistan’a gidebilecek.

Hatta Karabağ’ın şu haliyle bile İran sınırına paralel giden Zengezur Koridoru bizlere bu imkânı veriyor. Ermenistan’la birlikte İran’ın da en çok kahrolduğu nokta bu oluyor.

Bunun olması demek İran’ın Ermenistan’la olan bağının kopması ve olası bir bağımsızlık ayaklanması durumunda Güney Azerbaycan’ın da yıllardır süregelen esaretinden kurtulup Bütov Azerbaycan’ı oluşturması manâsına geliyor.

Tabi bizler bunları düşünürken karşı tarafta da boş durmuyor elbette. Geçtiğimiz günlerde Ermenistan’ı ziyaret eden ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Azerbaycan’ı ve dolayısıyla Türkiye’yi suçlar açıklamaları kabul edilebilecek türden açıklamalar değil. İşin perde arkasında görünmeyen kısmı ise daha ilginç.

Sözde birbirlerinin ülkelerinde aranan Amerikan ve Rus ajanları Ermenistan’da sarmaş dolaş toplantı yaparlarken görüntülendiler. Hani şu yüz yıldır birbirlerini sürekli tehdit eden ama birbirleriyle hiç çatışmayan ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde ortak hareket eden Amerika ve Rusya. Konu elbette ki Karabağ ve dolayısıyla Azerbaycan ve Türkiye. Bu iki ülke belki de önümüzdeki günlerde Karabağ’ın mevcut hâliyle ayrı bir devlet olarak yoluna devam etmesi gerektiğini söyleyebilir. Yani ortada otonom bir devlet modeli uygulamaya sokulabilir.

Bu durum mutlaka bizlerin işine gelmez. Haksız yere işgâl edilen ve dünya tarafından Azerbaycan toprağı kabul edilen Karabağ’ın tekrar bizim olması bu kadar yakınken yeniden elden çıkması altından kalkabileceğimiz bir durum değil. Tabi bunun olmaması için özellikle Azerbaycan’ın nasıl bir diplomasi yürüttüğü çok önemli.

Çünkü bu zamana kadar kayda değer pek bir iş yapamayan Aliyev yönetiminin burada dik durması, tıpkı Putin’in işgâli durduran ve mağlubiyet değeri taşıyan anlaşmasına anlamsız yere tekrar sevinmemesi çok önemli. Umarım önümüzdeki günlerde Karabağ’ın tamamı bizlerin olur ve kurulamayan Türk Birliği yeniden kurularak D8’in yeniden canlanıp, D60’ın da kurulmasına zemin hazırlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: