Yazarlarımız, Yorum-Analiz

İran’da Fay Hatları Derinleşirken: Türk Dünyası Ne Kadar Hazır?

İsmail GEMİCİ


Orta Doğu’nun tarihi, çoğu zaman çizilmiş sınırların değil; bastırılmış kimliklerin, ertelenmiş adalet taleplerinin ve görmezden gelinen fay hatlarının tarihidir. Bugün gelinen noktada İran, uzun süredir kontrol altında tutulmaya çalışılan etnik, mezhepsel ve siyasal gerilimlerin aynı anda yüzeye çıktığı son derece kırılgan bir eşikte durmaktadır. Artan ekonomik baskılar, derinleşen yoksulluk, genç nüfusun umutsuzluğu, bölgesel savaşların yarattığı yıpranma ve uluslararası izolasyon; İran’ın “istikrarlı devlet” algısını ciddi biçimde aşındırmaktadır.

Bu tablo içinde “İran’ın parçalanması” ihtimali artık yalnızca dış politika analizlerinin veya akademik tartışmaların konusu olmaktan çıkmış; bölge halkları açısından somut bir endişe alanına dönüşmüştür. Ancak bu ihtimalin en az konuşulan, en fazla ihmal edilen boyutu; İran sınırları içinde yaşayan 40 milyona yakın Türk nüfusunun geleceğidir.

Sessiz Çoğunluk: İran Türkleri

Güney Azerbaycan başta olmak üzere Tebriz, Urmiye, Erdebil, Zencan ve çevresinde yaşayan Türkler, İran’ın yalnızca demografik açıdan değil; ekonomik üretim, ticaret, tarım ve tarihsel süreklilik açısından da ana taşıyıcı unsurlarından biridir. Buna rağmen İran Türkleri, modern İran siyasal sistemi içerisinde ana dil, kültürel görünürlük ve siyasal temsil bakımından ciddi kısıtlamalarla karşı karşıyadır.

Bu durum uzun yıllar “kontrollü bir denge” içinde sürdürülmüştür. Ancak merkezi otoritenin zayıfladığı, güvenlik aygıtlarının çözülmeye başladığı bir senaryoda bu denge hızla dağılabilir.

Suriye Tecrübesi

2011 sonrası süreç, devlet çözüldüğünde bedelin halka ödettirildiğini açıkça göstermiştir.

Göç ve Türkiye

İran Türklerinin yönelmesi muhtemel ilk ülke Türkiye’dir. Bu durum, stratejik planlama gerektiren ciddi bir konudur.

Sonuç

Bugün susmak, yarın ağıt yakmaktır. Bugün hazırlıksız olmak, yarın mecbur kalmaktır.

Bir Cevap Yazın