Yazarlarımız, Yorum-Analiz

BÜYÜK HESAPLAŞMA: SAVAŞLARIN ÖTESİNDE VİCDANLARIN İMTİHANI

Derya YILDIRIM

Dünya yeniden büyük bir değişimin eşiğinde…

Haritalar değişiyor, dengeler sarsılıyor, ittifaklar yeniden kuruluyor. Ortadoğu’dan Karadeniz’e, Balkanlar’dan Pasifik’e kadar uzanan geniş coğrafyada, yalnızca devletler değil, fikirler, medeniyetler ve insanlığın geleceği de yeniden şekilleniyor.

Ancak bütün bu gelişmelerin ötesinde, gözlerden kaçan daha büyük bir gerçek var:

Asıl hesaplaşma, devletlerin değil, insanlığın vicdanıyla yaşadığı hesaplaşmadır.

Çağımızın Savaşları Artık Sadece Cephede Verilmiyor

Eskiden savaşlar top sesleriyle başlardı.

Bugün ise savaşlar ekranlardan başlıyor.

Algılar, sosyal medya, ekonomik baskılar, dijital operasyonlar, psikolojik savaşlar ve bilgi kirliliği çağımızın yeni silahları haline geldi.

Bir milletin toprağını işgal etmekten daha kolay olanı, zihnini işgal etmektir.

İnsanları umutsuzluğa sürüklemek, birbirine düşürmek, tarihinden koparmak, geleceğe olan inancını zayıflatmak…

Belki de çağımızın en büyük mücadelesi budur.

Ortadoğu’da Yanan Ateş, İnsanlığın Aynasıdır

Gazze’de ağlayan çocukların gözyaşları…

Suriye’de yıllardır süren acılar…

Irak’taki istikrarsızlık…

Kafkasya’da yaşanan gerilimler…

Karadeniz’deki hassas dengeler…

Bütün bunlar bize gösteriyor ki dünya, uzun yıllar sürecek yeni bir dönemin içine girmiştir.

Enerji yolları, ticaret koridorları, yapay zekâ rekabeti ve yeni güç merkezleri, geleceğin dünyasını belirlemektedir.

Fakat bütün bu hesapların arasında unutulmaması gereken bir gerçek vardır:

Hiçbir güç, adaletin yerini alamaz.

Hiçbir teknoloji, merhametin eksikliğini dolduramaz.

Devlet Aklı, Günü Kurtarmak Değil Geleceği Korumaktır

Büyük devletler günlük heyecanlarla hareket etmez.

Onlar yüz yıllık hesaplar yaparlar.

Bugünü yönetirken yarını düşünürler.

Sabır, tecrübe ve devlet geleneği, milletlerin en büyük hazinesidir.

Türkiye de tarih boyunca nice fırtınalar gördü.

İmparatorlukların yıkılışına şahit oldu.

İstiklal Harbi verdi.

Darbeler gördü.

Terörle mücadele etti.

Ekonomik kuşatmalarla karşılaştı.

Ama her seferinde yeniden ayağa kalkmasını bildi.

Çünkü bu milletin mayasında yılgınlık değil, diriliş vardır.

Büyük Güç Olmak Sadece Ekonomik Güç Değildir

Bir ülkenin gücü sadece silahıyla ölçülmez.

Bir annenin duası,

Bir şehidin emaneti,

Bir milletin hafızası,

Bir bayrağın etrafında birleşen milyonların inancı,

En büyük güç kaynaklarından biridir.

Türkiye’nin yükü sadece kendi sınırlarından ibaret değildir.

Balkanlar’da, Kırım’da, Kerkük’te, Kafkasya’da, Türkistan’da ve mazlum coğrafyalarda umutlarını Türkiye’nin gücüyle birlikte gören milyonlar vardır.

Bu yüzden Türkiye’nin istikrarı, sadece Türkiye’nin meselesi değildir.

Asıl Hesaplaşma İnsanlığın İçindedir

Bugün insanlık;

Vicdan ile çıkarın,

Adalet ile zulmün,

Hakikat ile yalanın,

Birlik ile ayrılığın,

İnanç ile korkunun,

Merhamet ile menfaatin arasında büyük bir imtihan vermektedir.

Belki de tarihin dönüm noktalarından birine yaklaşıyoruz.

Ancak bu süreçte en büyük tehlike dışarıdan gelen tehditler değil;

İçeride kaybedilen kardeşliktir.

Çünkü milletler dışarıdan önce içeriden zayıflar.

Ahlak bozulursa ekonomi tek başına kurtaramaz.

Birlik kaybolursa teknoloji yetmez.

Sevgi azalırsa güç huzur getirmez.

Türkiye Yüzyılı’nın Temeli Birliktir

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey;

Daha fazla kavga değil,

Daha fazla birliktir.

Daha fazla öfke değil,

Daha fazla sağduyudur.

Daha fazla ayrılık değil,

Daha fazla kardeşliktir.

Çünkü büyük milletler, büyük krizlerden büyük birlikler çıkararak yükselirler.

Tarih boyunca Türk milleti nice badireleri aşmış, küllerinden yeniden doğmayı başarmıştır.

Bugün de önümüzde yeni bir dönem açılmaktadır.

Belki büyük bir hesaplaşma yaşanmaktadır.

Ama bu hesaplaşmanın sonunda kazanan;

En güçlü silahlara sahip olanlar değil,

Vicdanını kaybetmeyenler olacaktır.

Çünkü tarih bize göstermiştir ki;

Devletler güçle büyür, fakat medeniyetler adaletle yaşar.

Ve sonunda;

Milletine güvenen, geçmişini unutmayan, geleceğine inanan toplumlar daima ayakta kalır.

Bugün yaşananları sadece günlük siyasi gelişmeler olarak okumak eksik kalır.

İçinden geçtiğimiz süreç, aynı zamanda bir medeniyet, bir ahlak ve bir insanlık sınavıdır.

Bu büyük yürüyüşte aklımızı kaybetmeden, heyecana kapılmadan, birbirimize daha sıkı sarılarak, devletimize ve milletimize güvenerek yolumuza devam etmeliyiz.

Çünkü büyük hesaplaşmaların sonunda kazananlar, kinle hareket edenler değil;

Sabredenler, birlik olanlar, adaletten ayrılmayanlar ve vicdanını kaybetmeyenlerdir.

Bir Cevap Yazın