Yazarlarımız, Yorum-Analiz

Bir Milleti Yıkan Cehalet Değil, Aydın İhanetidir

Rafet ULUTÜRK

Milletleri Ayakta Tutan Güç Sadece Ordu Değildir

Bir milletin gücü yalnızca ordusundan, ekonomisinden veya teknolojisinden gelmez. Asıl güç, o millete yön veren fikir adamlarından, bilim insanlarından, sanatçılarından, öğretmenlerinden ve aydınlarından gelir. Çünkü aydınlar, bir toplumun aklıdır. Akıl sağlıklı çalışırsa beden de ayakta kalır. Fakat akıl şaşarsa, bedenin güçlü olması tek başına yeterli olmaz.

Tarih boyunca birçok devlet, düşman ordularının saldırısıyla değil; kendi içindeki fikir çöküşüyle zayıflamıştır. Roma’dan Endülüs’e, Osmanlı’nın son döneminden birçok modern devlete kadar bunun sayısız örneği vardır. Çünkü fikir dünyasında başlayan çözülme, zamanla devletin bütün damarlarına yayılır.

Aydının Görevi Halkından Kopmak Değil, Halkına Yol Göstermektir

Gerçek aydın; kendi milletine tepeden bakan, onun değerlerini küçümseyen kişi değildir. Gerçek aydın; milletinin yanlışlarını da doğrularını da bilen, gerektiğinde eleştiren ama hiçbir zaman kendi toplumuna yabancılaşmayan insandır.

Bilgi sahibi olmak başka, bilgelik sahibi olmak başkadır.

Aydın olmak; yabancılaşmak değil, milletinin hafızasını, kültürünü, tarihini ve geleceğini anlamaktır.

Çünkü milletinden kopan bir aydın, pusulasını kaybetmiş gemi gibidir. Kendisi sürüklendiği gibi, peşinden gelenleri de yanlış limanlara götürür.

En Büyük Tehlike Bilgisizlik Değil, Yanlış Yönlendirmedir

Bir toplum cahil olabilir; eğitimle, emekle, zamanla bunu aşabilir.

Fakat toplumun önünde bulunan insanlar, şahsi çıkarları, ideolojik saplantıları veya yabancı hayranlığı uğruna kendi milletine karşı sorumluluklarını unutursa, işte o zaman zarar çok daha büyük olur.

Çünkü halk, önündeki insanlara bakarak yön tayin eder.

Kalemi olanın sorumluluğu da büyüktür.

Makamı olanın yükü de ağırdır.

Ünvan taşıyanın vebali de fazladır.

Türkiye’nin Asıl İhtiyacı Düşünen, Üreten ve Sorumluluk Sahibi Aydınlardır

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı, aydınlardan kurtulmak değil; gerçek aydınlarla yeniden buluşmaktır.

Bilim üreten…

Gençlere umut veren…

Tarihini bilen…

Dünyayı okuyabilen…

Milli menfaatlerle evrensel değerleri birlikte değerlendirebilen…

Eleştiren ama yıkmayan…

İkaz eden ama nefret üretmeyen…

Birleştiren ama ayrıştırmayan…

Aydınlara ihtiyaç vardır.

Çünkü karanlığı lanetlemek kolaydır; önemli olan bir mum yakabilmektir.

Tarihin Dönüm Noktalarında Aydınlar Milletlerin Kaderini Belirlemiştir

Türk tarihinde Yusuf Has Hacipler, Kaşgarlı Mahmutlar, Hoca Ahmet Yeseviler, Ali Şir Nevailer, Akşemseddinler, Ziya Gökalpler ve nice fikir adamları, milletin önünü açmışlardır.

Onlar millete sırtlarını dönmediler.

Milletin içinden çıktılar ve yine milletin geleceğine hizmet ettiler.

Çünkü gerçek aydın, halkından utanmaz.

Milletini küçümsemez.

Onun acısıyla dertlenir, sevinciyle mutlu olur.

Aydın İhaneti Kadar Aydın Sessizliği de Tehlikelidir

Bir milleti yıkmak için her zaman topa, tüfeğe ihtiyaç yoktur.

Bazen kalemin yanlış kullanılması, orduların yapamadığını yapabilir.

Fakat unutulmamalıdır ki;

Bir milletin yeniden dirilişi de yine fikirle başlar.

Kalemini hakikat için kullanan bir öğretmen, bir yazar, bir bilim insanı veya bir sanatçı; binlerce insanın kaderini değiştirebilir.

Çünkü milletleri kurtaran yalnız kahramanlar değildir.

Onlara yön veren vicdan sahibi aydınlardır.

Ve tarih göstermiştir ki;

Bir milletin aydınları milletine omuz verdiğinde, o milletin önünde hiçbir güç uzun süre duramaz.

Bir Cevap Yazın