Yazarlarımız

Artık Türkiye’yi ‘Konuşmayacağız’, Türkiye’yle Konuşacağız

Bazen bir cümle tarihin yönünü değiştirir.

Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, Ortadoğu’nun yeniden kurgulandığı bu kırılma çağında işte tam da böyle bir cümleyle konuştu:
“Barış isteyenle masaya otururuz, savaş isteyenle cephede buluşuruz.”

Bu söz, yıkımdan öğrenilmiş dersin, direnişten doğmuş iradenin ve Türkiye’nin merkeze oturduğu yeni Ortadoğu denklemine açık bir göndermedir.

Suriye’den Türkiye’ye Uzanan Jeopolitik Bir Uyarı

Suriye, yıllardır kıyımı yaşadı. Rejim çöktü, devlet çözüldü, halk sürüldü.
Ancak geriye kalan bir şey var: hafıza.

Bu hafıza, İsrail’in “parçala, yönet” stratejisini tanıyor.
Bu hafıza, ABD’nin demokrasi adına kurduğu kaos düzenini biliyor.
Ve bu hafıza, artık Türkiye’nin olmadan hiçbir senaryonun tutmayacağını görüyor.

Ahmed Şara’nın şu sözleri, sıradan bir tespit değil, geleceğin anahtarıdır:
“Türkiyesiz bir Ortadoğu konuşulmaz. Bunu dünya görecek.”

Artık Türkiye’yi ‘Konuşmayacağız’, Türkiye’yle Konuşacağız

Dünya uzun yıllar Ortadoğu haritalarını Türkiye’siz çizdi.
Darbeler oldu, liderler devrildi, şehirler bombalandı.
Ama artık bir gerçek kapıya dayandı:

Türkiye, sadece sınır korumayan, sınır çizen bir güçtür.
Türkiye, sadece bölgesel güvenlik unsuru değil, medeniyet kurucu bir aktördür.

Bugün ne Irak’ta ne Suriye’de, ne Libya’da ne de Filistin’de Türkiye’siz bir çözüm mümkün değildir.
Çünkü bu coğrafya, Türkiye’nin tarihî mirasıyla, millet aklıyla, vicdan gücüyle yeniden şekillenmektedir.

Ahmed Şara’nın Cümlesi: Türkiye İçin Tarihî Bir Çağrı

“Kim barış istiyorsa Ahmed Şara hazırdır, kim savaş istiyorsa Ebu Muhammed el-Colani hazırdır” diyen bir lider, aslında bir milletin hazırlığını haykırıyor.
Ancak burada asıl dikkat çekici olan, bu iki kutuplu önerinin orta eksenini Türkiye’nin oluşturmasıdır.

Çünkü:
Masaya barışı Türkiye getirebilir.

Cephede adaleti Türkiye sağlayabilir.

Haritayı değiştirmek isteyenlere karşı milletlerin meşru kalkanı ancak Türkiye olabilir.

Türkiye İçin Stratejik 5 Gerçek

1. Ortadoğu’da barış artık sadece silahların susması değildir. Türkiye; eğitim, kültür, ekonomi ve adalet temelli yeni bir bölge vizyonu inşa etmelidir.

2. Diplomasi tek başına yetmez. Sahadaki caydırıcılık da Türkiye’nin elinde olmalıdır. Bayraktarlar kadar kitaplar, insansız hava araçları kadar insani vizyon önemlidir.

3. Türkiye, sadece arabulucu değil, oyun kurucudur. Masaya çağrılan değil, masayı kuran ülke olmalıdır.

4. Yeni nesiller Türkiye’ye bakıyor. Arap gençliği, Balkan çocukları, Kafkas gençleri… Hepsi Türkiye’den yön, ilke ve cesaret bekliyor.

5. Medeniyet merkezli yeni bir bölge düzeni için “Türkiye modeli”, Batı’nın çürümüş sistemine karşı en ahlaki alternatif olarak yükseliyor.

Yeni Haritalar Değil, Yeni Ufuklar Çizin!

Ahmed Şara’nın konuşması, Ortadoğu’daki tüm liderlere, ama en çok da Türkiye’ye yapılmış bir çağrıdır:
“Ya masada onurlu bir yer alın ya da cephede yitik bir millet olmayın.”

Türkiye, bu çağrıyı duymalıdır.
Çünkü bu çağ sadece diplomasi değil, medeniyet seferberliği çağrısıdır.
Çünkü bu coğrafya, yeniden ayağa kalkacaksa, o kalkış Ankara’nın iradesiyle, İstanbul’un kalbiyle, Kudüs’ün duasıyla olacaktır.

Bir Cevap Yazın