Derya YILDIRIM
Bir sabah uyandık,
Adımızı unutturmaya çalıştılar.
Sesimizi kesmeye,
Kimliğimizi silmeye,
İsmimizi, dilimizi, dinimizi
Gözlerimizde yaktılar.
Bulgaristan’ın karanlık sokaklarında,
Türk ismi yasaklandı,
Her harf, her kelime
Bir suç, bir utançtı.
Kimliğimizin izleri silinmek istendi,
Kelimeler boğulmaya çalıştı,
Ama kalbimizde,
Bütün dünyaya inat,
Türk kalmaya devam ettik.
1984’ün o korkunç yılında,
Adımızdan, soyadımızdan,
Bütün tarihimizden,
Zorla silmeye çalıştılar.
Ama gözlerimizdeki isyan,
Sözlerimizdeki özgürlük,
Hafızamızda yankılandı,
Ve hiç bir yasa,
Hiç bir işkence,
Kimliğimize zincir vuramadı.
Rüzgarın yansıdığı her dağda,
Her köyde,
Her kasabada,
Türkler vardı,
Ve Türk kalmaya devam etti.
Bizim topraklarımızda,
Bizim dilimizde,
Varlığımızı silmek
İmkansızdı,
Çünkü köklerimiz derin,
Ve gövdemiz hala dimdikti.
1984,
Bir acıydı, bir travmaydı,
Ama unutulmadı.
Her bir kayıp,
Her bir haksızlık,
Bir hıçkırık gibi,
Gönüllerde yankılandı.
Ve biz,
Her geçen yıl,
Bir adım daha yakın
Olmaya devam ettik
Kendimize,
Ve bir gün,
Adımızı tekrar özgürce
Haykırabilmek için.
Zaman,
Her şeyin ilacı değil,
Ama hatıralar,
Geriye kalan tek şeydi.
1984’ün acı hatırası,
Kalbimizde bir yara,
Ama aynı zamanda bir direniş,
Bir dirençti.
Ve biz,
Türkler olarak,
Kimliğimizi asla kaybetmedik,
Kaybetmeyeceğiz.
