Ekonomi

Yeni dünya düzeninde Türkiye’nin konumu ve ihracatın gücü

Hüseyin Yazıcıoğlu – Dış Ticaret Danışmanı

Geçmişte savaş ile kurulan dünya düzeni yine bir savaş ile değiştirilmeye çalışılıyor. Yeni düzen bu defa sıcak savaş ile değil ama belki de ondan daha etkili ve tehlikeli biyolojik silahlarla kurulmaya çalışılıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya düzeni yetmiş yıldır sürmekteydi. Son otuz yılda özellikle ekonomi, siyasi, askeri alandaki hızlı gelişme ve değişim o kadar beklenmedik ve güçlü oldu ki bütün dengeleri alt-üst etti, dünya düzenini değiştirme gücüne erişti ve merkezin kaymasına yol açtı.

Oluşacak yenidünya düzenin Çin merkezli Asya’ya kayacağı konusunda dünya hem fikir ve bu gelişmeler doğrultusunda herkes gelecek planları yapıyor.

Ülkemizin konumu
Batı’dan Doğu’ya, Asya ya kayan yeni küresel merkezin geçiş yolu üzerinde bulunan ülkemiz, kurulacak yeni düzende jeopolitik ve jeostratejik açıdan çok güçlü ve avantajlı bir konuma sahip. Bu pozisyonunu alacağı stratejik karar ve yapacağı güçlü ekonomik hamlelerle daha da pekiştirebilir. Şüphesiz yenidünya düzeninde ülkelerin konumunu belirleyici en önemli etken ve güç, geleceğin sektörleri olarak ifade edilen ve önemi hızla artan; teknoloji, iletişim, bilişim, yapay zekâ, dijital/e-ticaret/ihracat, finans, enerji, otomotiv, güvenlik, sağlık, ilaç, kimya, lojistik, gıda ve tarım. Bu alanlara yönelmek, yatırım, üretim ve her şeyden önemlisi küresel dünya pazarlarına ihracat yapmak, yeni düzene yön verecek örgüt ve yapılanmalarda ülkeleri söz sahibi yapacaktır.

Ülke ve müteşebbisler olarak dünyada yaşanan bu gelişmeler doğrultusunda hızla hareket etmeli, kurumsallaşarak geleceğin sektörlerine yönelmeli; ithalatı en aza indirerek kazandığı dövizi yurt dışına göndermeyi bırakmalı, teknolojik ve bilimsel alt yapısını oluşturmalı, değerli yeraltı kaynaklarını ülkede işleyerek katma değerini yüksek ürüne dönüştürmelidir. Artık batının montaj ve ağır sanayi hamallığını bırakmalı, klasik emek yoğun üretimden ileri teknoloji yatırıma, katma değeri yüksek üretime geçmelidir. Enerji ve savunmada dışa bağımlılıktan bir an önce kurtulmalı, Ar-Ge yatırımlarına yönelmeli, tasarım, patent/faydalı model ve marka yaratmalıdır. Kalite ve fiyatta dünya ile rekabet edebilmeli, ülke topraklarını değerlendirerek ve istihdam yaratarak modern tarımın alt yapısını kurmalıdır. Bütün bunları gerçekleştirebilmek içinde sürdürülebilir ihracatı/dış ticareti temel hedef edinerek küresel dünya pazarlarına mal satabilmelidir.

Ülkemiz ve girişimcilerimiz kalkınmanın temel dinamiğini oluşturan dış ticarete/ihracata önem vermeli, bir an önce planlı-programlı, radikal adımlar atarak yol haritasını belirlemeli, kurulacak yenidünyada hak ettiği yeri alarak söz sahibi olmalıdır.

Şüphesiz bunun için yürünmesi gereken zahmetli bir yol vardır.

İhracatın gücü ve önemi
– Bir ülkenin siyasi bağımsızlığı kadar ekonomik bağımsızlığı da o ülkenin geleceği açısından büyük önem arz eder. Ekonomik bağımsızlığın temeli ihracat yapmaktan geçmektedir
– Bireysel ve toplumsal menfaat sağlar.
– Ülkenin ve kültürünün dünyada tanınmasını katkı sağlar.
– Ülkede bütün sektörleri harekete geçirir.
– İşletmeye düzenli para ve sermaye akışı sağlar.
– Ülkede dış ödemeler dengesizliklerinin giderilmesini sağlar, dış ticaret açığının panzehridir.
– Girişimciliği özendirir, arttırır.
– İhracat yapan ülkeler gelişmiş, dünyada üstünlüğü elinde bulunduran, inisiyatif kullanan, öncü ülkeler konumundadırlar.
– Yabancı sermaye ve yatırım çeker.
– Ülke ekonomisinin küresel dünya ekonomisi ile bütünleşmesini sağlar.
– Ekonominin liberalleşmesini, serbest piyasa ekonomisi kuralların yerleşmesini, işlemesini, hâkim olmasını sağlar.
– Ülke ve dünyada kaynak dağılımında etkinlik sağlar.
– Soğuk savaşın en etkili silahlarından biridir.
Ülkemizde ihracatın gelişmesi için yapılması gerekenler
– Ülkemiz, bugüne kadar belirlenen ve sürekli revize edilen değil, ihracat merkezli yeni bir büyüme stratejisi belirlemelidir.
– İhraç mallarındaki ithal girdi oranları mutlaka düşürülmeli, dışa bağımlılık azaltılmalı, bu konuda yerli üretim için ne gerekiyorsa yapılmalı, desteklenmeli, teşvik edilmelidir.
– İhracatçı için döviz kurları çok önemlidir. Kurdaki agresif iniş-çıkışlar istikrara kavuşturulmalı, rekabetçi kur sağlanmalıdır.
– İhracata dönük kalemlerin en büyük maliyetini oluşturan enerji maliyetleri gerekiyorsa sübvanse edilmelidir.
– İhracat kalemlerinin emek yoğundan katma değeri yüksek teknoloji yoğuna kaydırılması için çalışmalar hızlandırılmalı, teşvik ve destek sağlanmalıdır.
– Sürdürülebilir bir ihracat için ihraç malında ciddi bir maliyet oluşturan navlun maliyeti düşürülmelidir. Lojistik te en düşük maliyet ve güvenlik önceliği sağlayan demiryolu, deniz, kara ve hava yolu sıralamasına önem verilmelidir. Özellikle rekabet fiyatları için demir ve deniz yolu alt yapısı/bağlantısı mutlaka dünya ile bütünleşmelidir.
– Küresel dünyaya açılacak, ihracat yapacak firmaların kurumsallaşması ve alt yapısının mutlaka oluşturulması/hazırlanması gerekmektedir. Firmaların küresel dünyaya bakışı ve algılamaları konusunda bir zihniyet değişimine ihtiyaçları vardır. Bu konuda firmalara acil profesyonel destek sağlanmalıdır.
– İhracatını yaptıkların ürünlerin imalatında/üretiminde yerlilik oranı %90’ın üzerinde olan firmalara özel teşvikler/primler/destekler verilmeli, kolaylıklar sağlanmalıdır.
– İhracat eğitimi için üniversite-sektör iş birliği sağlanmalıdır.
– Ülke ekonomimiz için önemli bir sorun; Küçük orta büyüklükte işletmelerin (KOBİ) ülke ekonomisine sağlaması gereken, beklenen sorumluluk ve katkıyı yerine getiremediğidir.

Ekonominin nerede ise sayısal olarak %99’unu oluşturan KOBİ’ler maalesef üretim, imalat, istihdam, katma değer, ihracat vb. önemli konularda ülke ekonomisine katkıları %50’ler seviyesinde kalmaktadır. Bu büyük bir sıkıntıdır. Ne kadar hibe, destek, teşvik sağlansa da bir türlü fayda yukarı çekilememektedir. Gelişmiş ülkelerde KOBİ’lerin ekonomiye katkıları %80’ler seviyesindedir. Ekonominin dinamosunu oluşturan KOBİ’ler aynı zamanda sermayeyi, üretimi, yatırımı ve sosyal refahın tabana dengeli yaymasından dolayı ülkelerde büyük işlevler görmektedir. Ülkemizde bugüne kadar KOBİ’lere yapılan desteklerin maalesef girişimciler nezdinde karşılık bulmadığını/bulamadığını görüyoruz. KOBİ’lerin gerçek işlevlerini yerine getirmeleri için kendilerini sorgulamaları, bir zihniyet devrimi gerçekleştirerek sorumluluklarını yerine getirmelidirler. Uyuyan dev KOBİ’ler uyandığında ülkenin ihracat üsleri haline gelecek, ekonomik devrim işte o zaman gerçekleşecektir.

Girişimcimiz/müteşebbisimiz, geçirdiğimiz şu olağan üstü süreçten dersler çıkararak ekonominin dışa bağımlılıktan kurtulması, ülke refahı ve geleceği için ihracattan başka bir çıkış yolu olmadığını görmelidir. Bu doğrultuda küresel dünya sistemi ve pazarını tanımalı, bir an önce ihracat için kurumsal/profesyonel alt yapısını oluşturmalıdır. Ancak ondan sonra istikrarlı ve sürdürülebilir bir gelişmişlikten söz etmenin mümkün olabileceğini ve geleceğe güvenle bakılabileceğini anlamalıdır.

“Kurulan yenidünya düzeninde ülkelerin konumunu belirleyecek güç ihracat olacaktır” dersek tamda gerçeği söylemiş oluruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: