Uğur ÇİFTÇİ
Bazı yerler vardır…
Şehrin dışında kalır ama kalbin tam içindedir.
Çatalca gibi…
İstanbul’un kapısıdır.
Bir geçiştir.
Bir eşiktir.
Ve bazı eşikler vardır ki,
sadece mekân değildir…
tarihin nefes aldığı yerlerdir.
İşte Çanakkale,
Çatalca’dan bakıldığında böyle bir nefesin adıdır.
Yakınlık Sadece Mesafe Değildir
Çatalca ile Çanakkale arasında
uzun yollar yoktur.
Ama asıl yakınlık,
mesafede değil, hatıradadır.
Bu topraklar da savaş görmüştür.
Bu yollar da asker uğurlamıştır.
Bu evler de bekleyiş bilmiştir.
O yüzden Çanakkale’yi anlamak için
uzağa gitmeye gerek yok.
Aynı Toprağın Hikâyesi
Çatalca’nın toprağı da
Çanakkale’nin toprağı gibi
hatıra taşır.
Belki farklı cepheler,
farklı zamanlar…
Ama aynı duygu:
Vatan.
Bu yüzden Çanakkale,
bizim için sadece bir yer değil…
Aynı toprağın başka bir sayfasıdır.
Gidenler ve Kalanlar
Her savaşın iki yüzü vardır:
Gidenler…
Ve kalanlar…
Çanakkale’de gidenler destan yazdı.
Ama kalanlar da o destanın sessiz taşıyıcısı oldu.
Çatalca’da da,
Anadolu’nun her yerinde olduğu gibi
aynı hikâye yaşandı:
Uğurlayanlar,
bekleyenler,
ve çoğu zaman kavuşamayanlar…
Çatalca’dan Bir Bakış
Bugün Çatalca’da yaşayan bir insan,
Çanakkale’yi düşündüğünde
sadece geçmişi hatırlamaz.
Bir sorumluluk hisseder.
Çünkü o mücadele,
bugün sahip olduklarımızın temelidir.
Aynı Gökyüzü, Aynı Emanet
Çatalca’nın üstündeki gökyüzü ile
Çanakkale’nin gökyüzü aynıdır.
Ve o gökyüzü,
aynı emaneti taşır:
Bağımsızlık.
Bu emanet,
kolay verilmedi.
Ve kolay korunmaz.
Bir Selam, Bir Söz
Bugün Çatalca’dan
Çanakkale’ye bir selam gönderiyoruz.
Bu selam,
bir minnettir.
Bir hatırlayıştır.
Ve aynı zamanda bir sözdür:
Unutmayacağız.
Son Söz: Eşik
Çatalca bir eştir.
Geçmiş ile gelecek arasında bir duraktır.
Ve biz o eşikte durup
Çanakkale’ye baktığımızda şunu görürüz:
Bir milletin en zor anda
nasıl dimdik durduğunu…
Ve anlarız ki…
Bazı zaferler sadece kazanılmaz.
Onlar,
her nesilde yeniden taşınır.
Çanakkale de işte
böyle bir emanettir.
