Yazarlarımız, Yorum-Analiz

Kendi Öz Yurdunda Garip Olmak

Ertaş ÇAKIR

Bir millet için en ağır acı, düşman elinde esir düşmekten önce, kendi yurdunda hor görülmektir. Çünkü esaret bazen zincirle gelmez; bazen hafızanın silinmesiyle, kimliğin küçümsenmesiyle, kendi değerlerinden utanır hâle getirilmekle başlar.

“Kendi öz yurdumda ben miyim garip?” sözü sadece bir sitem değildir. Bu söz, bir milletin derin hafızasından yükselen çığlıktır.

Kurt ve İt Meselesi: Bir Sembolün Anlamı

Türk kültüründe kurt, yalnızca bir hayvan değildir. Kurt; bağımsızlığın, direnişin, yol göstericiliğin ve baş eğmeyen ruhun sembolüdür. Bozkırın diliyle konuşan milletler için kurt, hürriyetin işaretidir.

Buna karşılık burada “it” kelimesi, şahısları değil; teslimiyetçi ruhu, dalkavukluğu, çıkar için eğilmeyi temsil eder. Mesele hayvanlar meselesi değil, karakter meselesidir.

Kurt eğilmez. Kurt sürüsünü korur. Kurt aç kalır ama tasma kabul etmez.

Kendi Değerinden Utanan Toplum

Bugün bazı toplumların en büyük hastalığı, kendi köklerinden utanmasıdır. Kendi tarihini bilmeyen, kendi kahramanlarını tanımayan, kendi diline, kültürüne ve inancına mesafeli duran nesiller yetiştirildiğinde, milletin ruhu zayıflar.

Bir millet, kendi kurdunu hor görüp başkasının tasmalı düzenine hayran kalırsa, önce zihnini kaybeder. Zihnini kaybeden millet, zamanla toprağını, ekonomisini, kültürünü ve geleceğini de kaybeder.

Eğilmeyenleri Hor Görmek

Tarih boyunca her dönemde dik duranlar yalnız bırakılmıştır. Eğilmeyenler “sert”, teslim olmayanlar “uyumsuz”, hakikati söyleyenler “rahatsız edici” ilan edilmiştir.

Oysa milletleri ayağa kaldıranlar, alkış bekleyenler değil; gerektiğinde yalnız kalmayı göze alanlardır. Türk tarihinin büyük yürüyüşü de böyle başlamıştır. Mete Han’dan Alparslan’a, Fatih’ten Atatürk’e kadar bütün büyük şahsiyetlerin ortak vasfı şudur: Eğilmediler.

Asıl Utanması Gereken Kim?

Asıl utanması gereken, kendi milletinin değerlerini küçümseyenlerdir. Kendi tarihini karalayıp başkasının tarihine hayranlıkla bakanlardır. Kendi kahramanını unutturup başka milletlerin kahramanlarını ezberletenlerdir.

Bir milletin evlatlarına kendi kimliğini yük gibi gösteren herkes, o milletin geleceğinden bir tuğla eksiltir.

Yeni Nesle Düşen Görev

Bugünün gençleri şunu bilmelidir: Köklerine bağlı olmak geriye gitmek değildir. Aksine, kökü sağlam olmayan ağaç fırtınaya dayanamaz. Geleceği kuracak nesiller, geçmişini bilen, bugününü doğru okuyan ve yarına büyük hedeflerle yürüyen nesillerdir.

Bizim ihtiyacımız olan insan tipi; kompleksli, taklitçi, başkasının gölgesinde yaşayan insan değil; kendi değerleriyle barışık, dünyayı okuyabilen, bilimde, teknolojide, sanatta, siyasette ve ekonomide söz sahibi olacak insandır.

Kurt Yeniden Yürümeli

Bu söz, aslında bir uyanış çağrısıdır:

Kendi öz yurdunda garip kalma.
Kendi tarihinden utanma.
Kendi değerini küçük görme.
Eğilmediği için kurdu hor görenlere aldanma.

Çünkü milletler, baş eğenlerle değil; onurlu duranlarla yaşar.
Ve tarih, tasma kabul etmeyenlerin yürüyüşüyle yeniden yazılır.

Bir Cevap Yazın