Altınay JUNUSOVA
Bazı acılar vardır…
Donmaz.
En sert kışta bile,
en derin karın altında bile
sıcacık kalır.
Çünkü o acı,
bir annenin yüreğindedir.
Bugün Sibirya’dan, Omsk’tan
Çanakkale’ye yükselen ses,
işte böyle bir sestir.
Kar ve Yürek
Burada, Omsk’ta kış uzundur.
Toprak aylarca kar altında kalır.
Sessizlik çöker.
Hayat yavaşlar.
Ama bir annenin yüreği…
Hiç susmaz.
Çanakkale’yi düşündüğümde,
soğuk değil,
içimde bir yanış hissederim.
Çünkü bilirim:
O toprakta yatanlar,
bir zamanlar bir annenin sıcak kucağındaydı.
Uzak Ama İçimde
Sibirya ile Çanakkale arasında
binlerce kilometre var.
Ama bir anne için mesafe yoktur.
Çanakkale’de toprağa düşen her genç,
sanki benim evladım gibi gelir bana.
Çünkü evlat acısı,
dil bilmez,
coğrafya tanımaz.
Toprağa Hasret Anneler
Çanakkale’de en ağır olan neydi bilir misiniz?
Savaş değil…
Annelerin bekleyişiydi.
Bir kapı sesi duymayı beklemek,
bir adım sesi,
bir “anne” diye sesleniş…
Ama o ses,
bir daha hiç gelmedi.
Ve o anneler,
yüreğinde yarım kalan bir cümleyle yaşadı.
Kar Altında Aynı Bekleyiş
Omsk’ta da anneler vardır.
Pencereye bakar,
uzun yolları izler,
sessizce dua eder.
Belki başka zamanlar, başka hikâyeler…
Ama duygu aynıdır.
Bu yüzden Çanakkale’yi düşündüğümde
yabancı hissetmem.
Çünkü o bekleyişi,
o sessizliği,
o feryadı tanırım.
Bir Ananın Haykırışı
Bugün ben,
Sibirya’nın ortasından
bir anne olarak sesleniyorum:
Çanakkale…
Sen sadece bir zafer değilsin.
Sen,
geri dönemeyen evlatların hikâyesisin.
Yarım kalan duaların adısın.
Annelerin içindeki bitmeyen sızısın.
Soğukta Yanan Hatıra
Burada kar erir,
mevsimler değişir.
Ama bazı hatıralar erimez.
Çanakkale,
Sibirya’nın soğuğunda bile
içimizi ısıtan bir hatıradır.
Çünkü o,
fedakârlığın en saf halidir.
Son Söz: Bir Annenin Duası
Bugün ellerimi açıyorum…
Omsk’tan Çanakkale’ye.
Orada yatan bütün evlatlar için:
Ruhları şad olsun.
Mekânları cennet olsun.
Ve bir anne olarak şunu söylüyorum:
Sizler sadece bir toprağın değil,
bütün annelerin evladısınız.
Ve biz…
Sizi hiç unutmayacağız.
