Sinan AKBAŞ
Kamu Malı Şahsi Menfaat Kapısı Değildir
Bir devletin itibarı yalnız bayrağında, ordusunda, sınırlarında veya kurum binalarında değil; kamu malına gösterilen hassasiyette saklıdır.
Çünkü devletin kasasındaki para, aslında milletin alın teridir.
O para; çiftçinin emeğinden, işçinin terinden, esnafın kazancından, memurun maaşından, emeklinin sabrından, gencin geleceğinden ve milletin ortak fedakârlığından oluşur.
Bu nedenle devlet parasını şahsi çıkarları için kullanan herkes, yalnız bir bütçeyi değil; milletin hakkını, devletin itibarını ve geleceğin imkânlarını zedeler.
Devlet Parası Yetim Hakkı Gibidir
Kamu kaynağı sıradan bir para değildir.
O para; okul bekleyen çocuğun hakkıdır.
Hastanede sıra bekleyen hastanın hakkıdır.
Yol, su, elektrik, hizmet bekleyen köyün hakkıdır.
İş bekleyen gencin hakkıdır.
Daha iyi şartlarda yaşamak isteyen emeklinin hakkıdır.
Afet bölgesindeki vatandaşın hakkıdır.
Mezarlığı, çeşmesi, camisi, kültür merkezi, kütüphanesi, parkı yapılmayı bekleyen milletin hakkıdır.
Bu yüzden devlet malına uzanan el, sadece kasaya değil; milletin yarınına uzanmış olur.
Devletin En Büyük Düşmanı İsraf ve Menfaattir
Bir ülkeyi yalnız düşman orduları yıkmaz.
Bazen bir ülkeyi içeriden kemiren en büyük tehlike; israf, yolsuzluk, adam kayırma ve menfaat düzenidir.
Kamu kaynakları hizmet için değil de gösteriş için harcanıyorsa,
Makamlar sorumluluk yeri değil de ayrıcalık alanı gibi görülüyorsa,
İhaleler ehliyete değil yakınlığa göre şekilleniyorsa,
Devlet imkânları millet için değil belli çevreler için kullanılıyorsa,
orada devlet zayıflar, milletin güveni yara alır.
Devletin parasıyla saltanat kuranlar, aslında devletin temeline zarar verirler.
Makam Emanettir, Servet Kapısı Değildir
Devlet görevi, insana itibar kazandırmak için değil; millete hizmet etmek için verilir.
Makam sahibi olmak, daha fazla imkân tüketmek değil; daha fazla sorumluluk taşımaktır.
Devlet koltuğuna oturan herkes şunu bilmelidir:
O koltuk şahsi mülk değildir.
O makam aileye, akrabaya, çevreye veya menfaat grubuna hizmet kapısı değildir.
O makam milletindir.
O imkân milletindir.
O bütçe milletindir.
Kim bu emaneti kendi çıkarı için kullanıyorsa, hangi siyasi görüşten, hangi partiden, hangi kurumdan olursa olsun devlet ondan kurtulmalıdır.
Temiz Devlet İçin Temiz Kadrolar
Türkiye büyük hedeflere yürürken artık eski alışkanlıkları taşıyamaz.
Dünya devi olmak isteyen bir ülke, önce kamu yönetiminde temizliği sağlamak zorundadır.
Devletin içinde görev yapan insanların yalnız bilgili olması yetmez.
Ahlaklı olması gerekir.
Vicdanlı olması gerekir.
Emanete sadık olması gerekir.
Milletin parasına kendi parasıymış gibi değil, yetim malı hassasiyetiyle bakması gerekir.
Çünkü devletin gerçek gücü; dürüst kadrolarla, güçlü denetimle, hesap verebilir yönetimle ve ahlaklı siyasetle ortaya çıkar.
İsraf Kültüründen Hizmet Ahlakına
Türkiye’nin yeni döneminde en büyük dönüşümlerden biri israf kültüründen hizmet ahlakına geçiş olmalıdır.
Her harcamanın hesabı millete verilebilmelidir.
Her proje gerçekten ihtiyaç için yapılmalıdır.
Her kaynak milletin yararına kullanılmalıdır.
Her kamu görevlisi şu soruyu kendisine sormalıdır:
“Ben bu imkânı kendi rahatım için mi kullanıyorum, yoksa milletin hizmeti için mi?”
Bu soru sorulmadığında devlet malı zedelenir.
Bu soru sorulduğunda ise kamu vicdanı güçlenir.
Denetim Zayıflarsa Menfaat Güçlenir
İyi niyet önemlidir ama yeterli değildir.
Devlet yönetiminde sistem gerekir.
Denetim gerekir.
Şeffaflık gerekir.
Hesap sorma kültürü gerekir.
Çünkü denetlenmeyen yetki zamanla keyfiliğe dönüşebilir.
Hesap vermeyen makam zamanla milletle arasına duvar örebilir.
Bu nedenle kamu kaynaklarının kullanımında açık, güçlü ve caydırıcı bir denetim mekanizması şarttır.
Kim devletin parasını millet için kullanıyorsa korunmalı ve desteklenmelidir.
Kim devletin parasını kendi menfaati için kullanıyorsa, hiçbir bahaneye sığınmadan ayıklanmalıdır.
Siyasi Rozet Değil, Ahlak Ölçü Olmalı
Bu mesele bir parti meselesi değildir.
Bu mesele iktidar-muhalefet meselesi değildir.
Bu mesele Türkiye meselesidir.
Devlet parasını şahsi çıkarı için kullanan kişi, hangi rozetin altında olursa olsun millete zarar verir.
Bu yüzden ölçü siyasi yakınlık değil, ahlak olmalıdır.
Ölçü sadakat değil, liyakat olmalıdır.
Ölçü çevre değil, hizmet olmalıdır.
Ölçü menfaat değil, millet olmalıdır.
Türkiye bütün partilerde, bütün kurumlarda, bütün belediyelerde ve bütün kamu yapılarında bu ahlaki ölçüyü hâkim kılmak zorundadır.
Büyük Türkiye’nin Temeli Kamu Ahlakıdır
Güçlü ordu, güçlü ekonomi, güçlü diplomasi elbette önemlidir.
Ancak bunların hepsinin temelinde güçlü kamu ahlakı vardır.
Kamu ahlakı zayıflarsa bütçe boşa gider.
Bütçe boşa giderse hizmet aksar.
Hizmet aksarsa milletin güveni kırılır.
Milletin güveni kırılırsa devletin gücü azalır.
Bu yüzden kamu malını korumak, yalnız mali bir mesele değil; millî güvenlik meselesidir.
Çünkü devletin parasını korumak, devletin geleceğini korumaktır.
Devlet Kendi İçindeki Yüklerden Kurtulmalı
Türkiye artık büyük bir eşiğin önündedir.
Bu eşik yalnız kalkınma eşiği değildir.
Bu eşik ahlaki yenilenme eşiğidir.
Devletin parasını kendi menfaatleri için harcayanlardan devlet kurtulmalıdır.
Milletin hakkını şahsi çıkar kapısına çevirenlerden devlet kurtulmalıdır.
Kamu imkânlarını saltanat aracı gibi görenlerden devlet kurtulmalıdır.
Çünkü temiz devlet olmadan güçlü devlet olunmaz.
Güçlü devlet olmadan büyük Türkiye kurulmaz.
Büyük Türkiye kurulmadan da dünyaya adalet, denge ve merhamet taşıyan yeni bir medeniyet yürüyüşü tamamlanamaz.
Bugün yapılması gereken bellidir:
Kamu malına namus gibi sahip çıkmak.
Devlet parasını millet emaneti görmek.
İsrafı durdurmak.
Menfaat odaklarını ayıklamak.
Ahlakı, liyakati ve hesap vermeyi devletin merkezine koymak.
İşte o zaman Türkiye yalnız zenginleşen bir ülke değil; güven veren, örnek olan, büyüyen ve dünya devi olma yolunda sağlam adımlarla yürüyen bir devlet olacaktır.
Çünkü devletin parası milletindir.
Milletin emaneti ise kimsenin şahsi menfaatine harcanamaz.
