Atilla GÜVEN
Bazı sesler vardır…
Dağlardan geri döner ama kaybolmaz.
Bir kez yükseldi mi,
yıllar geçse de yankısı sürer.
İşte Çanakkale,
Kırgız dağlarından bakıldığında böyle bir sestir.
Uzakta kopmuş bir fırtına değil…
Yürekte yankılanan bir çağrıdır.
Dağların Sessizliği ve İçten Gelen Acı
Kırgız yurdunda acı,
yüksek sesle taşınmaz.
O, bir komuzun telinde titrer,
bir destanın içinde saklanır,
ya da bir annenin gözünde donar kalır.
Çünkü biz de biliriz:
En derin acı, en az söylenendir.
Çanakkale, bizim için
işte böyle bir duygudur.
Adı uzak,
hissi yakındır.
Uzak Bir Deniz, Tanıdık Bir Yazgı
Kırgızistan’dan bakınca Çanakkale,
dağlardan çok uzak bir denizin kıyısındadır.
Ama kader, mesafe tanımaz.
Orada yaşananlar,
bizim tarihimizden kopuk değildir.
Çünkü o gün verilen mücadele,
sadece bir toprak için değil,
bir milletin varlığı içindi.
Ve biz,
o mücadelenin ne demek olduğunu biliriz.
Toprak, Dağ ve Emanet
Kırgız için toprak,
dağla birlikte anlam kazanır.
Yüksektir,
sağlamdır,
emanettir.
Çanakkale’deki toprak da böyledir.
Ama orada dağ yoktur belki…
Ama dağ gibi duran insanlar vardır.
Gencecik yiğitler,
bir dağ gibi dimdik durmuşlardır.
Ve o toprak,
onların canıyla kutsallaşmıştır.
Direnişin Tanıdık Sesi
Çanakkale’de duyulan ses,
bizim için yabancı değildir.
O, teslim olmayan bir nefesin sesidir.
Kırgız bozkırında,
dağların eteklerinde,
tarihin farklı zamanlarında
aynı ses yükselmiştir.
Bu yüzden Çanakkale’ye baktığımızda
bir başkasını değil,
kendimizi görürüz.
Komuzun Bilip Söylemediği Destan
Kırgızistan’da Çanakkale,
yüksek sesle anlatılan bir hikâye olmayabilir.
Ama bilinir.
Bir komuzun ezgisinde hissedilir,
bir büyüğün duasında yaşar,
bir gencin kalbinde yer eder.
Belki adıyla söylenmez…
Ama ruhuyla taşınır.
Çünkü bazı destanlar,
sözlere sığmaz.
Kırgızistan’dan Bir Ses
Bugün Kırgızistan’da bir genç,
Çanakkale adını duyduğunda
sadece bir savaş öğrenmez.
Bir direnişi hisseder.
Bir onuru tanır.
Bir milletin vazgeçmeyişini görür.
Ve içinden şu geçer:
“Bu ses, bize de ait.”
Son Söz: Yankı
Dağlar sesi geri verir…
Ama bazı sesler, geri dönmez.
Çanakkale’nin sesi,
Kırgız dağlarında yankılanmaya devam eder.
Bu, sadece bir hatıra değildir.
Bir bağdır.
Bir ortak ruhtur.
Ve biz biliriz ki…
Bazı acılar anlatılmaz.
Bazı zaferler yazılmaz.
Ama onlar,
bir milletin kalbinde yaşamaya devam eder.
Ve her yankıda,
yeniden duyulur.
