Rafet ULUTÜRK
Bulgaristan’da yaşanan gelişmeleri yalnızca günlük siyasi çekişmeler üzerinden okumak büyük hata olur. Çünkü bugün Sofya’da yaşanan mücadele; sadece partilerin, liderlerin ya da koltukların kavgası değildir. Asıl mesele, Bulgaristan devlet aklının yeniden şekillenmesidir.
Ve bu dönüşümün merkezinde üç temel unsur bulunmaktadır:
Devlet kurumlarının yeniden paylaşımı
Avrupa-Rusya-ABD eksenli güç dengeleri
Bulgaristan Türklerinin gelecekteki siyasi konumu
Bugün görünen tablo şudur: Bulgaristan’da eski denge çözülüyor, yeni denge ise henüz tam kurulmuş değil.
Tam da bu yüzden önümüzdeki süreç son derece kritik olacaktır.
Peevski Sistemi Neydi?
Delyan Peevski yalnızca bir siyasetçi değildi. O, Bulgaristan’da medya, bürokrasi, sermaye ve güvenlik yapıları arasında kurulan görünmez ağın sembol ismiydi.
Uzun yıllar boyunca Bulgaristan’da seçimleri kazananlar başka olsa bile, devletin derin mekanizmalarında farklı güç merkezlerinin etkili olduğu konuşuldu. Peevski-Borisov hattı da bu düzenin en güçlü dönemlerinden birini temsil etti.
Özellikle güvenlik ve istihbarat kurumları üzerindeki kontrol mücadelesi, Bulgaristan’da gerçek iktidarın nerede olduğunun göstergesiydi.
Fakat tarih bize şunu öğretmiştir:
Devlet kurumlarını kendi iktidarı için dönüştürenler, gün gelir o mekanizmaların başka ellerde nasıl kullanılacağını hesaplayamaz hâle gelir.
Bugün yaşanan tam olarak budur.
Radev’in Yükselişi Bir Tesadüf Değil
Rumen Radev sıradan bir siyasi figür değildir. O, Bulgaristan’da “devletin yeniden merkezileşmesi” fikrini temsil eden bir çizginin sembolüdür.
Son yıllarda yaşanan siyasi krizler, sürekli seçimler, koalisyon dağılmaları ve halkın sisteme olan güvensizliği; Bulgaristan’da güçlü devlet refleksini yeniden öne çıkardı.
İşte bu ortamda Radev’in etkisi büyüdü.
Çünkü kriz dönemlerinde halklar genellikle üç şeye yönelir:
Güvenlik
Devlet otoritesi
Düzen arayışı
Bugün Bulgaristan’da yaşanan tam olarak budur.
Asıl Mücadele Sofya’da Değil, Devletin İçinde
Bugünkü mücadele seçim mücadelesi değildir.
Asıl mücadele:
İstihbaratı kim yönetecek?
Savcılık kimin kontrolünde olacak?
Sermaye hangi grupların elinde toplanacak?
Avrupa ile ilişkileri kim yönetecek?
Rusya’ya karşı nasıl pozisyon alınacak?
sorularının mücadelesidir.
Bugün güç Rumen Radev in elinde.
Yani Bulgaristan’da bugün görünen siyasi kavganın altında çok daha derin bir “devlet yeniden yapılanması” süreci yaşanmaktadır.
Türk Partisinin Çöküşü Aslında Ne Anlama Geliyor?
Hak ve Özgürlükler Hareketi uzun yıllar boyunca Bulgaristan Türklerinin siyasi temsil merkezi olarak görüldü.
Ancak zaman içinde bu yapı, etnik temsil partisinden çok; güç paylaşım mekanizmasına dönüştü.
En büyük kırılma da burada başladı.
Çünkü bir siyasi hareket:
Halktan koparsa,
Kimlik yerine çıkar üretirse,
Kadrolarını yenileyemezse,
Gençleri kaybederse,
kaçınılmaz olarak çözülmeye başlar.
Bugün yaşanan süreç yalnızca bir liderlik krizi değildir.
Bu, 36 yıllık siyasi modelin çöküşüdür.
Türkler İçin Yeni Dönem Başlıyor
Asıl önemli soru şudur:
Bundan sonra Bulgaristan Türkleri ne yapacak?
Önlerinde üç yol bulunmaktadır:
- Eski Yapının İçinde Kalmak
Bu seçenek mevcut düzenin küçük revizyonlarla devam etmesi anlamına gelir. Ancak halkta oluşan güven kaybı düşünüldüğünde bu modelin uzun vadede sürdürülebilirliği zayıftır.
- Yeni Türk Hareketi Oluşturmak
Bu ihtimal giderek daha fazla konuşulmaktadır. Özellikle genç kuşaklar, daha şeffaf, daha demokratik ve daha milli bir temsil modeli arayışındadır.
Fakat yeni hareket kurmak kolay değildir.
Çünkü:
Medya gücü gerekir,
Finans gerekir,
Kadro gerekir,
Uluslararası denge gerekir.
En önemlisi ise ortak akıl gerekir.
- Bulgaristan Genel Siyasetine Entegre Olmak
Bu stratejik olarak en dikkat çekici ihtimaldir.
Çünkü artık yeni nesil yalnızca etnik kimlik siyasetiyle değil; ekonomi, eğitim, hukuk, Avrupa ilişkileri ve devlet reformları üzerinden siyaset yapmak istemektedir.
Bu da Bulgaristan Türklerini “azınlık siyaseti”nden çıkarıp “kurucu ortak siyaset” anlayışına taşıyabilir.
İşte asıl büyük dönüşüm burada başlayabilir.
Yeni Dönemin Gerçek Tehlikesi
Bugün Bulgaristan Türkleri için en büyük risk şudur:
Eski düzen çökerken yerine gerçek temsil değil, yeni kontrol mekanizmalarının kurulması.
Yani tabelalar değişebilir… Liderler değişebilir… Partiler bölünebilir…
Ama zihniyet değişmezse hiçbir şey değişmez.
İşte bu yüzden mesele yalnızca Peevski’nin gidip gitmemesi değildir.
Asıl mesele:
Bulgaristan Türklerinin ilk kez gerçekten kendi siyasi iradesini üretip üretemeyeceğidir.
Balkanlarda Yeni Dönem Başlıyor
Balkanlar yeniden şekilleniyor.
Sırbistan farklı bir yön arıyor… Romanya yeni güvenlik denklemine giriyor… Yunanistan ekonomik ve stratejik baskılarla uğraşıyor… Türkiye ise bölgesel etkisini artırıyor…
Böyle bir dönemde Bulgaristan Türkleri sadece “oy veren topluluk” olarak kalırsa tarih yeniden başkaları tarafından yazılır.
Ama kendi entelektüel kadrolarını, ekonomik gücünü, medya ağını ve siyasi aklını üretirse; Balkanların geleceğinde yeniden etkili bir aktör olabilir.
Çünkü tarih şunu gösterir:
Kimlikler baskıyla değil, temsil boşluğu oluştuğunda kaybolur.
Ve bugün Bulgaristan Türkleri için asıl mücadele artık sadece kimliği koruma mücadelesi değil; geleceği yönetme mücadelesidir.
