Svetlana CEAVDARİ
Bazı sesler vardır…
Fısıltıyla başlar,
ama yüzyılları aşan bir haykırışa dönüşür.
Bir annenin sesi gibi…
İşte bugün,
Gagauzya’dan Çanakkale’ye yükselen ses,
böyle bir sestir.
Bir Anne Yüreğinden
Ben bir anneyim.
Ve Çanakkale’yi düşündüğümde,
önce savaş gelmez aklıma…
Anneler gelir.
Evladını uğurlayan,
arkasından dua eden,
ve sonra bir daha kavuşamayan anneler…
O an, mesafeler anlamını yitirir.
Çünkü anne yüreği,
her yerde aynıdır.
Uzak Değil, Aynı Acı
Gagauzya küçük bir yer olabilir…
Ama yüreğimiz küçücük değil.
Çanakkale’de toprağa düşen her genç,
sanki bizim evladımız gibi gelir bize.
Çünkü biliriz:
Bir annenin acısı,
millet tanımaz.
O acı,
aynıdır.
Toprağa Düşen Evlatlar
Çanakkale’de toprağa düşenler,
sadece asker değildi.
Bir annenin duasıydı,
bir evin umuduydu,
bir geleceğin yarım kalmış hikâyesiydi.
Ve o toprak,
onları bağrına bastı.
Ama anneler…
Onlar hiç bırakmadı.
111 Yıl Geçse de
Aradan 111 yıl geçti.
Ama bir annenin bekleyişi,
zamanla ölçülmez.
Bugün hâlâ,
o annelerin sessizliği hissediliyor.
Rüzgârda,
toprakta,
bir ezginin içinde…
Gagauzya’dan Bir Haykırış
Bugün ben,
Gagauzya’dan bir anne olarak sesleniyorum:
Çanakkale…
Sen sadece bir zafer değilsin.
Sen,
annelerin sabrısın.
Evlatların fedakârlığısın.
Bir milletin kalbisin.
Ve biz seni unutmadık.
Unutmayacağız.
Ortak Yürek
Biz farklı coğrafyalarda yaşıyoruz…
Ama aynı duyguyla.
Aynı acıyla.
Aynı gururla.
Çünkü o toprakta yatanlar,
sadece bir ülkenin değil,
hepimizin evlatlarıdır.
Son Söz: Bir Annenin Duası
Bugün, bir anne olarak
ellerimi açıyorum.
Çanakkale’de yatan bütün evlatlar için…
Ruhları şad olsun.
Mekânları cennet olsun.
Ve bizlere düşen görev şudur:
Unutmamak.
Çünkü unutulan her acı,
yeniden yaşanır.
Ama hatırlanan her fedakârlık,
geleceği korur.
Ben bir anneyim…
Ve kalbimden geçen tek cümle şudur:
“İyi ki vardınız…
ve iyi ki hâlâ bizimlesiniz.”
