Oya CANBAZOĞLU
Hayat, bazen karanlıklarla dolu bir yolculuk gibi gelir.
Zorluklar, acılar, kayıplar ve belirsizlikler, adeta etrafımızı kuşatan bir karanlık gibi üzerimize çökebilir. İnsan, bu karanlıkla yüzleşmek zorunda kaldığında, çoğu zaman çaresizlik duygusu ile mücadele eder.
Ancak, işte tam bu noktada unutulmaması gereken bir gerçeği hatırlatmak gerekir: Bazen, tek bir beyaz nokta karanlığa karşı gelmeye yeter.
Bir odada, karanlık her köşeyi kaplamışken, yalnızca bir ışık kaynağı, o karanlığın üstesinden gelebilir. İşte insanın içindeki umut, sevgi, azim ve iyilik de aynen böyledir. Bir kişinin içindeki iyilik, toplumu değiştirebilir.
Bir insanın gösterdiği cesaret, bir halkı ayağa kaldırabilir.
Bir gülüş, karamsarlığı kırabilir.
Her ne kadar çevremiz karanlıkla sarılı olsa da, bazen o karanlığın içindeki en küçük ışık, tüm karanlığı dağıtacak güce sahiptir.
Hayat, karanlık zamanlar kadar aydınlık anlar da sunar.
Ancak, karanlık anların içinde ışığı fark edebilmek, insanın ruhundaki en güçlü direnci gösterir. Beyaz bir nokta, bazen tüm karanlık odayı aydınlatmaya yetecek kadar güçlüdür. Aynı şekilde, bir kişinin iyiliği, bir toplumun umut kaynağı olabilir.
Bazen, dünyada tek bir doğru, doğru zamanlamada yapıldığında, her şeyin değişmesine yol açabilir.
Unutmayalım ki, karanlık zamanlarda, küçük bir umut ışığı, herkese cesaret verebilir.
O beyaz nokta, yalnızca bir başlangıçtır; arkasından daha fazla ışık, daha fazla umut gelebilir.
Hayatın en zor anlarında bile, içimizdeki beyaz noktayı bulduğumuzda, karanlık dağılmaya başlar.
Karanlık, sadece ışığın yokluğudur. Bizim görevimiz, o ışığı bulmak ve yaymaktır.
Bir noktadan başlayarak, tüm karanlıklar aydınlatılabilir.
