Rafet ULUTÜRK
“Beklenen Türk” Yine Sahnede
Dünya bugünlerde fırtınalı bir denizde, pusulasını kaybetmiş bir gemi gibi savruluyor. Trafik hiç olmadığı kadar hızlı, gürültü hiç olmadığı kadar sağır edici.
Ama bu kaosun ortasında, kulak kabarttığınızda duyduğunuz tek bir ritim var: Ankara’nın ayak sesleri.
Bir Boğaz Kilitlenir, Bir Gönül Kapısı Açılır
Hürmüz’de sular ısındığında, petrol devleri korkuyla titrerken; bizim evlatlarımız, Alparslan’ın vakarıyla ayağa kalkıyor. Enerji Bakanımızın o kararlı duruşu, aslında sadece bir boru hattı meselesi değil; bu coğrafyanın kaderine vurulan prangaları söküp atma iradesidir. “Siz yolu kapatırsanız, biz yeni yollar açarız” diyen o ses, aslında Malazgirt’ten, Dumlupınar’dan gelen o kadim özgüvendir. Irak’la el sıkışırken akan sadece petrol değil; kardeşliğin, bölge insanının makus talihini yenme azmidir.
Füzelerin Susturamadığı Bir Vicdan
Düşünsenize; bir yanda füzeler ateşleniyor, bir yanda masada bölgenin geleceği ilmek ilmek işleniyor. Hakan Fidan’ın o tarihi sitemi, aslında bir ağabeyin kardeşine serzenişi gibi: “Biz sizin geleceğinizi kurtarmaya çalışırken, siz neyi vuruyorsunuz?” Bu cümle, sadece bir diplomasi notu değil; Türkiye’nin bu coğrafyada sadece bir devlet değil, bir “vicdan kalesi” olduğunun ilanıdır. Pakistan’dan Katar’a, Mısır’dan Azerbaycan’a kadar uzanan o dev sofra, aslında büyük bir ailenin yeniden bir araya gelişidir. Türkiye bugün o sofranın hem kurucusu hem de koruyucusudur.
Ateşkesin Adı: Merhamet
Afganistan ve Pakistan arasında sağlanan o 3 günlük ateşkes var ya… İşte o, sadece askeri bir başarı değildir. O, annelerin evlatları için döktüğü gözyaşını silen bir Türk elidir.
Cumhurbaşkanı Yardımcımızın yürüttüğü o sessiz diplomasi, dünyanın unuttuğu “merhameti” yeniden siyasetin merkezine yerleştirmiştir.
Bir Medeniyetin Dönüşü
Bugün sadece yollar, enerji hatları veya füzeler konuşulmuyor.
Bugün, bin yıldır bu topraklarda adalet dağıtmış bir ruhun geri dönüşü konuşuluyor.
Bakın dünyaya; bir gün içinde enerji krizini çözen, ertesi gün füzeleri durduran, öbür gün kardeş kavgasını bitiren bir irade var.
Bu artık sadece siyaset değil; bu, bir milletin küllerinden doğup dünyaya yeniden nizam verme sevdasıdır.
“Dünyayı kim dizayn ediyor?” diye soranlara tek bir cevabımız var:
Gözünüzü Ankara’ya dikin. Çünkü güneş artık buradan doğuyor ve bu güneş, sadece bizi değil, tüm mazlum coğrafyaları ısıtıyor.
