Dr. Nedim BİRİNCİ
Ecdadımızın bize bıraktığı en büyük miraslardan biri, sadece topraklar ya da yapılar değil; zamanı anlama ve anlamlandırma biçimidir. Bugün çoğumuzun “Çin Takvimi” olarak bildiği ve doğum yıllarımızı hayvanlarla eşleştirdiğimiz sistem, aslında Orta Asya Türklerinin binlerce yıl önce geliştirdiği 12 Hayvanlı Türk Takvimidir. Ne yazık ki bu gerçek, zamanla gölgede kalmış ve başka bir kültürün adıyla anılır olmuştur.
Atalarımız zamanı “Pars Yılı”, “At Yılı”, “Kurt Yılı” gibi adlarla bölümlere ayırırken, bunu yalnızca pratik bir takvim oluşturmak için yapmamışlardı. Bu sistem, doğayı gözlemleyen, hayvanların davranışlarından ders çıkaran ve insan karakteriyle ilişkilendiren derin bir bilgelik anlayışının ürünüdür. Her yıl bir hayvanla anılırken, o hayvanın doğadaki özelliklerinin o yıla ve o yılda doğan insanlara yansıdığına inanılırdı.
Bu yaklaşım, insanı doğadan üstün gören değil, doğanın bir parçası olarak kabul eden bir dünya görüşünü yansıtır. Bugün modern bilim diye adlandırdığımız birçok gözlemsel yöntemin temeli, aslında bu kadim anlayışta saklıdır. Nitekim Göktürk Yazıtları’nda bile zamanın bu takvim sistemine göre kayda geçirildiğini görmekteyiz. Bu da 12 Hayvanlı Takvim’in bir efsane ya da söylenti değil, tarihsel bir gerçek olduğunu açıkça ortaya koyar.
Sorulması gereken soru şudur:
Kendi kültürümüzden çıkan bu kadar köklü bir sistemi neden başkalarının adıyla biliyoruz?
Belki de sorun, geçmişi sadece övünülecek bir hikâye olarak görüp, anlamaya ve sahip çıkmaya yeterince çaba göstermememizdir. Oysa bu takvim, sadece “hangi hayvan yılındayız” sorusunun cevabı değil; Türklerin evrene, zamana ve insana bakış açısının özetidir.
Bugün ecdadımızın bu muazzam ilmini yeniden hatırlamak ve doğru adıyla anmak, bir nostalji değil; kültürel hafızamıza sahip çıkma meselesidir. Çünkü kendi değerlerini unutan toplumlar, başkalarının anlattığı hikâyelerle yaşamaya mahkûm olur.
Belki de işe basit bir soruyla başlamalıyız:
Siz, kendi doğum yılınızın hangi hayvana denk geldiğini biliyor musunuz?
Unutmayalım; hatırlamak, yeniden inşa etmenin ilk adımıdır.
