Yazarlarımız

Türkiye Nereye Gidiyor?

Rafet ULUTÜRK 

Son yıllarda sıkça duyduğumuz, belki de biraz endişeyle sorduğumuz bir soru: Türkiye nereye gidiyor? Cevap karmaşık gibi görünse de, satır aralarına dikkatlice baktığımızda aslında Türkiye’nin çok yönlü bir stratejiyle ilerlediğini görmek mümkün. Bu, sadece diplomatik değil; aynı zamanda insani, ekonomik, askeri ve kültürel bir yolculuk.

2003 yılında “Afrika Açılım Eylem Planı” ile başlayan bu yolculuk, 2005’te “Afrika Yılı” ilan edilmesiyle güç kazandı. Aynı yıl Türkiye, Afrika Birliği nezdinde “gözlemci ülke” statüsü kazandı. Afrika… Dünya düzeninin geleceğinde kilit rol oynayacak bir coğrafya. Toprakları bakir, madenleri zengin, insanı yorgun ama umutlu. Yüzyıllardır sömürülen bu topraklara Türkiye, farklı bir yaklaşımla adım attı: Karşılıksız su kuyuları açarak…

Bu basit ama anlamlı adım, Afrika halkı için sadece bir su kaynağı değil, yaşama tutunma vesilesi oldu. O kuyulara umut aktı. Türkiye, sömürmeye değil, kalkındırmaya geldiğini gösterdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar 32 Afrika ülkesini ziyaret etti. 2002’de sadece 12 büyükelçiliğimizin bulunduğu Afrika’da bugün bu sayı 48’e ulaştı. Sadece Afrika mı? Hayır… Türkiye, üç kıtada askeri ve diplomatik varlığını artırıyor. Libya, Sudan, Katar, Somali gibi ülkelerde kurulan üslerle güvenlik denkleminin bir aktörü haline geldi.

2011’de Suriye’de başlayan kaos, Türkiye’nin bu bölgede “Ben buradayım!” dediği ilk anlardan biridir. Suriye, Libya, Irak… Türkiye için sadece dış politika konusu değil; jeopolitik önceliklerin merkezinde yer alıyor.

Irak Kalkınma Yolu Projesi, eski İpek Yolu’nun yeniden canlandırılmasıdır. Katar doğal gazının Avrupa’ya ulaştırılması, Körfez ülkelerinin batıya açılan kapısı artık Türkiye’dir. Bu ticari köprü sadece ekonomik değil, stratejik bir hattır.

Mavi Vatan politikası ise Türkiye’nin denizlerdeki kararlılığını gösteriyor. Doğu Akdeniz’de dört sondaj gemisiyle enerji arayan Türkiye, kendi gemileriyle kendi kaderini çiziyor. Libya’da uluslararası baskılara rağmen dik duran bir Türkiye vardı. “Bölmeyeceğiz, böldürmeyeceğiz!” diyerek…

Tüm bu hamleler, partiler üstü projelerdir. Türkiye artık hem aklıyla hem kalbiyle karar veriyor. Kim bu birlikteliği bozmaya çalışırsa, bu ülkenin düşmanıdır. Bugün geldiğimiz noktada, Türk Devletleri Teşkilatı bu vizyonun çatısı olacak gibi duruyor.

Türkiye, Ortadoğu ile Avrupa arasında sadece coğrafi değil, stratejik bir köprüye dönüşüyor. Ve bu köprünün ayakta kalması, içeride birliğimizle mümkün olacak.

Artık sormak yerine, belki de şunu söyleme zamanı:
Türkiye nereye gidiyor? Gidilmesi gereken yere gidiyor.

Bir Cevap Yazın