Dr. Nedim BİRİNCİ
2025 yılı, dünya siyasetinde ve ekonomisinde büyük kırılmaların yaşandığı bir yıl olarak tarihe geçiyor. Kuzey Amerika’dan Avrupa’ya, global düzende taşlar yerinden oynarken, beklenmedik isimler ve olaylar gündemi şekillendiriyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Kanada üzerindeki dolaylı etkisi, Elon Musk’ın İngiltere’de yarattığı çalkantılar ve Avrupa’nın içine düştüğü krizler, dünya sahnesinde yeni bir dönemin habercisi.
Kanada: Trump’ın Gölgesi Altında Çözülen Denge
Donald Trump’ın başkanlık dönemi sona ermiş olsa da, etkileri ABD dışındaki ülkelerde hâlâ hissediliyor. Kanada, Trump’ın agresif ticaret politikalarından ve ABD’nin izolasyonist yaklaşımından en çok zarar gören ülkelerden biri. Trump döneminde uygulanan korumacı politikalar, Kanada’nın ABD ile olan ekonomik bağlarını sarstı. Bu süreçte Kanada, alternatif ticaret yolları ve ortaklıklar aramaya çalıştı ancak bu çabalar, ülkenin siyasi ve ekonomik istikrarını sağlamaya yetmedi.
2025’te Kanada, liderlik krizine sürüklendi. Başbakanın istifası, Trump sonrası dönemde ülkede biriken ekonomik ve siyasi sorunların patlak vermesiyle doğrudan bağlantılı. Bu durum, Kanada’nın uzun süredir koruduğu dengeli duruşunu kaybetmesine neden oldu. Kuzey Amerika’da, Kanada’nın zayıflaması, ABD’nin bölgedeki üstünlüğünü daha da artırıyor.
İngiltere: Elon Musk’ın “Devrimci Fırtınası”
Elon Musk, sadece teknoloji dünyasında değil, küresel siyasette de etkisini hissettiren bir figür haline geldi. Musk’ın İngiltere’de giriştiği dev projeler ve siyasi liderlerle yaşadığı gerilim, ülkede büyük tartışmalara yol açtı. Elektrikli araç üretiminden uzay teknolojilerine, Musk’ın şirketleri İngiltere’de ciddi yatırımlar yaptı. Ancak bu yatırımlar, işçi hakları, çevresel etkiler ve ekonomik bağımlılık konularında sert eleştiriler aldı.
Dahası, Musk’ın sosyal medya platformları aracılığıyla İngiliz siyasetine dolaylı müdahalesi, ülkede derin bir kutuplaşma yarattı. İngiltere’nin Brexit sonrası toparlanma sürecinde Musk gibi güçlü figürlerin etkisi, hükümetin otoritesini zayıflatırken, halk arasında artan güvensizlik ve hoşnutsuzluk yeni krizleri tetikliyor.
Avrupa: En Karanlık Günlerin Eşiğinde
Kanada ve İngiltere’deki bu sarsıntılar, Avrupa’yı da derinden etkiliyor. Avrupa Birliği, 2025 yılında tarihinin en zorlu dönemlerinden birine giriyor. Ekonomik durgunluk, yükselen enerji fiyatları, toplumsal huzursuzluk ve siyasi bölünmeler, birliğin temel yapısını tehdit ediyor.
Rusya-Ukrayna savaşının uzayan etkileri, enerji bağımlılığı ve tedarik zinciri sorunları, Avrupa ekonomisini çıkmaza sürüklüyor. Almanya ve Fransa gibi büyük ekonomiler bile bu krizden kaçamıyor. Dahası, popülist hareketlerin güçlenmesi, Avrupa genelinde siyasi istikrarsızlıkları artırıyor. Bir zamanlar birlik ve dayanışmanın simgesi olan Avrupa, şimdi bölünmenin eşiğinde.
Avrupa’nın Dönüşümü ve Kaosun Kıyısı
Avrupa’da artan ekonomik ve siyasi baskılar, birçok ülkenin iç siyasetinde çalkantılara yol açıyor. İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi borç yükü altındaki ülkelerde hükümetler sallanıyor. Polonya ve Macaristan gibi ülkelerdeki otoriter eğilimler, AB’nin temel değerlerine meydan okuyor. Ayrıca mülteci krizi, Avrupa genelinde sosyal huzursuzlukları körüklüyor.
Avrupa, bir yandan ABD’nin Trump sonrası dış politikalarından, diğer yandan Çin ve Rusya gibi güçlerin ekonomik ve stratejik hamlelerinden etkileniyor. Bu ortamda, kıta üzerindeki baskılar her geçen gün artarken, AB liderlerinin bu krizleri nasıl yöneteceği belirsizliğini koruyor.
Dünya Yeni Bir Düzenin Eşiğinde
Kanada, İngiltere ve Avrupa’daki bu gelişmeler, dünya düzeninin köklü bir dönüşümden geçtiğini gösteriyor. ABD’nin Trump dönemi sonrası etkilerinden kurtulamaması, Elon Musk gibi bireylerin küresel siyasette doğrudan etkili hale gelmesi ve Avrupa’nın parçalanma ihtimali, tüm dünyayı ilgilendiren sorunlara işaret ediyor.
Bu değişimlerin ortasında, yükselen Asya güçleri ve Orta Doğu’daki jeopolitik dönüşümler, yeni bir dünya düzeninin şekillenmesine katkı sağlıyor. Ancak bu düzenin nasıl bir yapı alacağı, Batı dünyasının bu krizlerle nasıl başa çıkacağına bağlı.
2025 yılı, tarihin akışını değiştiren bir yıl olabilir. Dünya, hem ekonomik hem de siyasi anlamda yeni liderlik modellerine, daha fazla iş birliğine veya daha büyük bölünmelere tanıklık edecek. Avrupa için bu karanlık günlerin ardından aydınlık bir gelecek var mı? Bu sorunun cevabı, liderlerin ve halkların alacağı kararlarla şekillenecek.
