Yazarlarımız

Sancak’ta Zulüm, Balkanlarda Tehlike Çanları

Saffet ERDEM

Balkanlar…
Yüz yıl boyunca barut fıçısı olan topraklar. Her adımda bir mezar, her dağ başında bir ağıt yükselir bu coğrafyada. Ve şimdi, bu kanla yoğrulmuş topraklarda yeniden bir gölge dolaşıyor:
Zulüm gölgesi. Sırbistan’ın Sancak bölgesinde, özellikle Yeni Pazar’da Boşnak kardeşlerimize yönelik baskılar, tutuklamalar ve sistematik sindirme çabaları kaygı verici boyutlara ulaşmıştır.

Boşnak halkı sadece bir etnik kimlik değil; bir medeniyetin taşıyıcısı, bir vicdanın bekçisidir.
Bugün yaşananlar, sadece Boşnakların değil, tüm bölgenin barış umudunu tehdit etmektedir.

Bosna Hersek’in eski Cumhurbaşkanlarından Bakir İzetbegović’in uyarısı yankılanıyor:
“Boşnaklarla oynanan tehlikeli oyun, tüm bölge için öngörülemeyen sonuçlara yol açabilir.”
Bu cümle bir hatırlatma değil, bir uyarı değil, adeta tarihî bir çığlıktır.
Çünkü biz bu filmi daha önce gördük. 1990’larda yalanlarla, nefretle, medya manipülasyonlarıyla halklar birbirine kırdırıldı. Şimdi aynı oyun yeniden sahneye konmak isteniyor.

Vučić rejimi, içerideki halk isyanlarını bastıramayınca dışarıya yöneliyor; acısını Sancaklı Boşnaklardan çıkarmaya çalışıyor. Tıpkı geçmişte olduğu gibi, yine Sırp medyası İslam’ı hedefe koyuyor, Müslümanlara hakaret ediliyor, yine en yetkili ağızlardan nefret dili kusuluyor.
En son örneği, Sırbistan Ulusal Meclis Başkanı Ana Brnabić’in İslam’a yönelik sarf ettiği kabul edilemez ifadelerde gördük.

Ama bilinmelidir ki:

  • Boşnak halkı yalnız değildir.
  • Sancak yalnız değildir.
  • Balkanlar’da barışın sigortası, hakikatin ve adaletin tarafında duranlardır.

Sancaklı Boşnak kardeşlerimizin vakarını, sabrını, hukuk zemininde verdiği mücadeleyi saygıyla selamlıyoruz. Boşnak Ulusal Konseyi ve Sancak İslam Cemaati’nin gösterdiği olgun ve ölçülü tutum, Balkan halklarına barışın ne demek olduğunu bir kez daha göstermektedir.

Sırp yetkililere çağrımız nettir:
Savaş dili değil, barış dili konuşulmalıdır.
Zulüm değil, adalet tesis edilmelidir.
Üstten bakmak değil, eşit gözle bakmak gerekir.

Sancak’ın çığlığına kulak verin. Aksi takdirde, tarih bir kez daha acıyla yazılacak. Biz o acıyı ne unuttuk, ne unutturacağız.

Bugün Sancak’ta olanlar, yarın Saraybosna’nın, Üsküp’ün, Priştine’nin, hatta Belgrad’ın kaderini belirleyebilir.

Boşnak halkı sabrıyla sınanıyor. Ama unutulmasın: Sabrın da bir sınırı vardır.

Balkanlar barışla yükselir, baskıyla değil!
Sancak’a adalet, Boşnaklara özgürlük!
Ve biz, nerede bir zulüm varsa, orada Boşnak kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.


Sadef ERDEM
“Zulmün Olduğu Yerde Tarafsızlık, Zalimden Yana Olmaktır.”

Bir Cevap Yazın