Yazarlarımız, Yorum-Analiz

“Polis” Değil “Bol”: Türk Coğrafyasının Etimolojik Tapusu

Rafet ULUTÜRK

Türk tarihine ve diline şaşı gözle bakanların, her “bolu/bol” ekinin altında bir Yunan trajedisi araması artık bir cehalet değil, açık bir art niyettir. Kendi coğrafyasına oryantalist bir gözlükle bakan bu sözde akademisyen kitlesine karşı, Türk dilinin ve tarihinin sarsılmaz gerçeklerini masaya koyuyoruz.

1.⁠ ⁠Dilbilimsel Kanıt: “Polis” mi, “Bol” mu?
Yunan dillerindeki polis kelimesi “şehir” demektir. Ancak Türkçedeki “bol” (çokluk, bereket) kökü, sadece yer isimlerinde değil, Türkçenin en eski yazılı metinlerinden beri yaşayan bir sıfattır.
•⁠ ⁠Divanü Lugat-it-Türk’ten bugüne “bol” kelimesi, Türkistan’dan Balkanlar’a kadar aynı anlamı taşır.
•⁠ ⁠Anlamsal Uyum: Bir yerin isimlendirilmesi, o yerin en belirgin özelliğiyle yapılır. Safranbolu’nun “Safran Şehri” değil, safranın doğada kontrolsüzce bol bulunduğu bir yer olması, Türk halk dehasının isimlendirme mantığına tam uyum sağlar.

2.⁠ ⁠Traklar: Balkanlar’ın “Kaybolan” Türk Kimliği
Yunan masallarının en büyük dayanağı olan “Traklar Helen’dir” tezi, arkeogenetik ve tarihsel verilerle çökmüştür.
•⁠ ⁠İskit-Saka Bağlantısı: Traklar, antik kaynaklarda da belirtildiği üzere atlı-göçebe kültürün temsilcileridir. Savaşçı yapıları, giyim kuşamları ve kurgan (tümülüs) geleneğiyle İskit-Saka Türk boylarının doğrudan bir uzantısıdırlar.
•⁠ ⁠Trakya ve çevresindeki yer adlarını Yunanlaştırmaya çalışmak, o topraklardaki Proto-Türk varlığını halı altına süpürme çabasıdır.

3.⁠ ⁠Coğrafi Süreklilik ve “Bereket” Hattı
Görsel kanıtlar ve harita okumaları göstermektedir ki; Romanya’dan İran’a kadar uzanan bu “Bol” hattı, tesadüflerle açıklanamaz.

•⁠ ⁠İnebolu: “İğne” (çam) ormanlarının bolluğu.

•⁠ ⁠Gelibolu: (Gel-Bol) Gelişin, bereketin çok olduğu yer.

•⁠ ⁠Gagavuzya’dan Sekelistan’a: Bu bölgelerdeki toponimler, dilin coğrafya üzerindeki binlerce yıllık egemenliğinin kanıtıdır.

Akademik İhanete Cevap
Kendi dilinin imkanlarını bilmeyen, “bolluk” gibi asil bir kavramı “polis” gibi sığ bir tanıma kurban edenler, sadece bilimsel bir hata yapmıyorlar; bir halkın tarihsel hafızasını yağmalamaya kalkışıyorlar.
Bilgi kırıntısından yoksun bu “Helen seviciliği”, Türk dünyasının uyanan şuuru karşısında eriyip gitmeye mahkumdur.

Bir Cevap Yazın