Ertaş ÇAKIR
“Keyfiyet isteyenler koyun gibi yönetilendir.” Bu cümle, hem bireysel hem de toplumsal sorumluluklar açısından derin bir eleştiriyi içinde barındırır. Keyfiyet, yani yalnızca keyfine göre hareket etmek isteyen bir anlayış, bireyi ve toplumu pasifliğe sürükler. Bu pasiflik, dış müdahalelere ve kontrol edilmelere açık hale gelmenin başlangıcıdır.
Keyfiyet Nedir?
Keyfiyet, bir durumu ciddiye almamak, sadece anlık zevkler ve kolaylıklar peşinde koşmaktır. Hayatı daha az sorumlulukla yaşamak isteyen bireylerin ya da toplumların ortak eğilimidir. Ancak bu tür bir yaklaşım, bireyleri karar alma süreçlerinden uzaklaştırır ve onları başkalarının yönlendirmesine muhtaç hale getirir.
Keyfiyet ve Sorumluluk İlişkisi:
Keyfiyet isteyen bir kişi, sorumluluk taşımaktan kaçınır. Ancak bir toplumda bireylerin sorumluluk almadığı durumlar, karar alma yetkisinin daha otoriter ya da manipülatif güçlere geçmesine neden olur. Sonuçta, bireyler “koyun gibi” yönetilmeye açık hale gelir.
Keyfiyet ve Yönetilme İlişkisi
Keyfiyet anlayışında olan bireyler, kendi hayatlarını yönetmek yerine, dış bir otoritenin rehberliğine ihtiyaç duyar. Bu, bireyin iradesizliğini artırır ve toplumsal yapının daha kolay kontrol edilmesine yol açar. Tarih boyunca otoriter rejimler, halkın bu tür bir pasifliğinden yararlanarak güç kazanmıştır.
1. Düşünmeden Kabul Etmek:
Keyfiyet anlayışında olan birey, sorgulamaz, düşünmez ve yalnızca sunulana razı olur. Bu da bireyi, kolayca manipüle edilebilir bir kitleye dönüştürür.
2. Sorumluluktan Kaçmak:
Keyfiyet, bireyin “Bu benim problemim değil” diyerek sorumluluktan kaçmasına neden olur. Ancak bu kaçış, başkalarının bireyin üzerinde daha fazla söz sahibi olmasını sağlar.
3. Bireysellikten Kitleye:
Keyfiyet, bireyi kitlenin bir parçası yapar. Bireysel düşünce ve karar alma yetisi zayıflar; topluluk neye inanıyorsa birey de ona inanır.
Keyfiyetin Sonuçları
Keyfiyet isteyen bireyler ve toplumlar, zamanla:
Haklarını Savunamaz Hale Gelir:
Kendi hakları için çaba göstermeyen bireyler, bu hakların yavaş yavaş ellerinden alınmasına seyirci kalır.
Dış Güçlere Bağımlı Olur:
Kendi kararlarını alamayan bireyler, başka bir otoritenin kararlarını sorgusuz kabul eder hale gelir.
Toplumsal Çöküşe Neden Olur:
Sorumluluk almayan bireylerin çoğunlukta olduğu bir toplum, üretkenlikten uzaklaşır ve durağan bir yapıya bürünür.
Sorumluluk Almanın Gücü
Keyfiyet yerine sorumluluk anlayışı benimsenirse, birey ve toplum daha güçlü bir yapıya kavuşur:
Bilinçli Karar Alma:
Sorumluluk sahibi birey, kendi kararlarını alır ve bu kararların sonuçlarına katlanır. Bu da bireyi daha özgür ve bağımsız kılar.
Toplumsal Gelişim:
Sorumlu bireylerden oluşan bir toplum, daha üretken, daha bilinçli ve daha demokratik bir yapıya sahip olur.
Otoriteyi Sorgulama Yetisi:
Sorumluluk sahibi bireyler, yalnızca sunulana razı olmaz; otoriteyi sorgular ve gerektiğinde karşı çıkar.
Sonuç: Keyfiyet mi, Sorumluluk mu?
“Keyfiyet isteyenler koyun gibi yönetilendir.” Bu söz, bir uyarı niteliğindedir. Bireylerin ve toplumların özgür, güçlü ve bağımsız bir yapıya sahip olabilmesi için keyfiyeti bir kenara bırakıp, sorumluluk bilincini benimsemesi gerekir. Çünkü sorumluluk almayan birey, başkalarının yönetiminde kaybolmaya mahkûmdur.
Hayatın her alanında, bireysel ya da toplumsal düzeyde, seçim basittir:
Ya kendi kararlarını alıp sorumluluğunu taşıyacaksın, ya da başkalarının kararlarına boyun eğeceksin.
