Yazarlarımız, Yorum-Analiz

Kara Ocak: Bir Gecede Kararan Sokaklar, Bir Millette Doğan Hürriyet

Rafet ULUTÜRK

Bakü, o gece uyumuyordu…
19 Ocak 1990 gecesi, karanlık yalnızca gökyüzünden değil, palet sesleriyle sokaklara da çökmüştü. Tankların gürültüsü, annelerin feryadına; silah sesleri, çocukların korkuyla atan kalplerine karışıyordu. O gece Azerbaycan, yalnızca bir şehri değil, evlatlarını toprağa vermeye hazırlanıyordu.

Sovyet Kızıl Ordusu, silahsız insanların üzerine yürüdü. Kurşunlar, özgürlük isteyen göğüsleri deldi. Tanklar, yalnızca asfaltı değil, insanlığın vicdanını da ezdi. Suçları neydi?
Hür olmak istemek…
Kendi kaderine sahip çıkmak…
Bir bayrağı özgürce dalgalandırma hayali kurmak…

O gece Bakü sokaklarında akan kan, sessiz bir çığlıktı. Her damla, “artık yeter” diyen bir yüreğin haykırışıydı. Şehit düşen her insan, Azerbaycan’ın bağımsızlık yolunda yakılan bir meşale oldu. Karanlık, sandıkları gibi korku getirmedi; tam aksine, bir milletin gözlerini açtı.

Kara Ocak, Azerbaycan Türkü’nün diz çökmeyi reddettiği gecedir. Analar evlatsız kaldı, çocuklar yetim… Ama hiçbir yürek boyun eğmedi. Çünkü o gece acıdan doğan bir gerçek vardı: Özgürlük, kanla sulanan toprakta filizlenir.

Bugün Sovyetler yok…
Ama Azerbaycan var.
Hür, bağımsız ve dimdik ayakta.

Bakü’de yanan her mum, yalnızca geçmişin yasını değil, geleceğin umudunu da aydınlatıyor. Kara Ocak şehitleri, toprağın altında değil; bu milletin kalbindedir. Onlar, Azerbaycan’ın vicdanı, özgürlüğün bedelidir.

Bugün başımızı göğe kaldırıp dalgalanan bayrağa baktığımızda, o gecenin sessiz kahramanlarını görürüz. Çünkü biliriz:

Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez.

Can Azerbaycan’ın hürriyetini kanıyla yazan şehitlerimize rahmetle, minnetle ve bitmeyen dualarla…
Azerbaycan Türkü’nün özgürlük sevdası sonsuza dek yaşayacaktır.

Bir Cevap Yazın