Yazarlarımız

Her Yasal Hak Helal Değildir ve Olamaz

Rafet ULUTÜRK

Kanunların yazıldığı kâğıtla vicdanın yazıldığı kalp aynı dili konuşmazsa, adalet çürür.
Bugün dünyada “yasal” denilen nice şey var ki, insanın hem ruhunu hem de toplumu zehirliyor. Çünkü “yasal” kelimesi, tek başına doğru veya helal anlamına gelmez.

Tarihten biliyoruz: Kölelik bir zamanlar yasaldı ama asla helal olmadı. Faiz, birçok ülkede serbesttir ama kul hakkı yemekten farksızdır. Kumar, içki, fuhuş bazı yerlerde yasal olabilir ama toplumun ahlakını ve aile yapısını yıkan zehirlerdir.

Yasa, vicdanın gerisinde kaldığında, kötülük meşruiyet kazanır.
Bugün bazıları, “Yasal hakkım” diyerek gözümüzün içine baka baka haksızlık yapabiliyor. Mirasın en zayıf kardeşten zorla alınması, hukuki boşluklardan yararlanarak kamu malının talan edilmesi, ahlaka aykırı ticaretle servet yapılması… Hepsi kâğıt üzerinde “yasal”, ama gönül terazisinde “haram”dır.

Asıl mesele şudur:
Yasa, insana sadece neyi yapabileceğini söyler; helal-haram ise neyi yapması gerektiğini…
Bu yüzden her Müslüman, her vicdan sahibi, her namuslu insan; önce helale bakmalı, sonra yasaya. Çünkü helal, Allah’ın koyduğu çizgidir; yasa ise insanların çoğu zaman kendi menfaatlerine göre çizdiği sınırlardır.

Yasayı değiştirmek mümkün, helali değiştirmek imkânsızdır.
Yasa dün başka, bugün başka olabilir; helal ise ilk günden beri aynıdır.
Ve tarih gösterir ki; helale uymayan yasalar, sonunda hem devleti hem toplumu yıkar.

Unutmayalım:
Yasa önünde kazanabilirsiniz ama Allah’ın huzurunda kaybederseniz, o “hak” size değil, sadece utanç defterinize yazılır.

Helal olmayan bir hak, hakkınız değildir!

Bir Cevap Yazın