Derya YILDIRIM
Hayat, insana bir dizi zorluk ve mücadele sunar. Her birey, yaşam yolculuğunda kendi mücadelesini verir, kendi yükünü taşır. Ancak bu yük, bazen bir yük olmaktan çıkıp, insanın büyümesine, olgunlaşmasına ve nihayetinde bir iz bırakmasına olanak tanır.
İşte bu noktada, “Hangi iş çilesizdir ki bu dünyada?” sorusu, hayatın kaçınılmaz gerçeğine işaret eder: Gerçek başarı, emek ve özveriyle kazanılır.
Her insan, kendini bu dünyada bir iz bırakmaya adamaz, ama bir şeylere değer katmak isteyen, bir eser ortaya koymak isteyenler için “çile” kaçınılmazdır. Zorluklar ve fedakarlıklar, bu yolun en önemli parçalarıdır. Kimse, emeksiz bir başarıyı elde edemez. Bunu bilenler, özgürlüklerinden ödün vererek, başarmak için çaba sarf ederler.
İşte özgürlüğünden ödün veren, derdi olanlar bu dünyada bir eser bırakabilir.
Özgürlük, insanın sahip olduğu en değerli şeylerden biridir.
Ancak bu özgürlük, bazen bir hedef uğruna sınırlanabilir.
İnsanlar, büyük başarılar elde etmek için belirli seçimlerden vazgeçerler, konfor alanlarından çıkarlar ve hayatlarını bir amaca adamayı tercih ederler.
Çoğu zaman, bu yol, çileyle, fedakarlıkla ve zorlayıcı anlarla doludur.
Ancak, sadece bu fedakarlıklar sayesinde, geriye değerli bir iz bırakılabilir.
Her büyük düşünür, sanatçı, bilim insanı veya lider, hayatında birçok zorlukla karşılaşmış, bazen özgürlüklerinden ödün vermiştir.
Çünkü yalnızca büyük hedefler için büyük çabalar gereklidir.
Özgürlük, anlık ve geçici bir şey olabilir, ancak bir insanın ardında bıraktığı eser, izlediği yol ve yaptığı katkılar, zamanla kalıcı hale gelir.
“Eser bırakmak” demek, sadece fiziksel bir ürün ortaya koymak değil; insanın yaşamına dokunan, başkalarına ilham veren, hatta toplumu şekillendiren bir miras yaratmaktır.
Bu dünyada bir iz bırakmak isteyenler için “çile”, bir bedel olarak karşımıza çıkar.
Her hedefin, her başarıya giden yolun bir bedeli vardır. O bedel, bazen geceyi gündüze katarak yapılan çalışmalar, bazen kişisel fedakarlıklar, bazen de hayatın sunduğu zorluklar karşısında gösterilen kararlılıktır. Özgürlüğümüzü sınırlayarak, belirli değerler uğruna çalışmak, bu dünyada anlamlı bir şeyler bırakmanın yoludur.
Özgürlüğün bedeli, sadece zamanı değil, ruhu da derinden etkiler.
Bu çileyi kabul edenler, bir iz bırakmaya daha yakın olur.
Unutulmamalıdır ki, her şeyin kolay olduğu bir dünya, gelişim ve değişim adına çok az şey üretir. Güçlü bir eser, çoğu zaman zor bir yolun sonunda ortaya çıkar.
O yüzden, “hangi iş çilesizdir ki bu dünyada?” sorusunun cevabı bellidir:
Çile olmadan, mücadele olmadan gerçek başarı mümkün değildir.
Özgürlük, bir seçimdir, ancak büyük bir iz bırakmak isteyenlerin bu yolda fedakarlık yapmaya, derdi olmaya, emek vermeye hazır olmaları gerekir.
Sonuç olarak, çile, başarıya giden yolda kaçınılmaz bir öğedir.
Zorluklardan kaçanlar, geride bir eser bırakmayı bekleyemezler.
Özgürlüğünden ödün vererek, belirli bir amaca yönelen, bu yolda sabırla ve kararlılıkla ilerleyenler, sonunda iz bırakacaklardır.
Çünkü hayat, ancak zorlukların, çilenin ve fedakarlıkların ardından anlam kazanır ve gerçek başarı, bu yolda emeğiyle varlık bulanların olur.
