Yazarlarımız, Yorum-Analiz

Güçlüyüz, Cesuruz, Hazırız — Çünkü Yüreğimiz Var

İbrahim SOYTÜRK

Bir milleti anlatmak için bazen tarihe bakmak yetmez; kalbine bakmak gerekir. Haritalar sınırları gösterir, ama yürekler vatanı anlatır. Bizim hikâyemiz de tam olarak burada başlar: bir bayrağın gölgesinde atan milyonlarca yürekte.

“Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!” Bu sesleniş yalnızca gökyüzündeki bir bayrağa değildir. Bu, bir milletin kendi onuruna, kendi varlığına, kendi hürriyetine yaptığı çağrıdır. Çünkü biz, var olmayı değil, başı dik yaşamayı seçmiş bir milletiz.

Bizim tarihimiz zaferlerle doludur ama o zaferlerin arkasında vedalar vardır. Cepheye giden evlatların ardından edilen dualar, dönmeyenlerin ardından yakılan ağıtlar, gözyaşını içine akıtarak dimdik duran analar vardır. İşte bu yüzden bizim gücümüz, yalnızca askerî kudretle ölçülemez. Bizim gücümüz, fedakârlıkla yoğrulmuş bir karakterden gelir.

“Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal” derken Mehmet Akif, bir savaş meydanını değil, bir milletin ruhunu tarif ediyordu. Bu, öfkenin değil; vatan sevgisinin ifadesiydi. Çünkü bu topraklarda insanlar, sadece yaşamak için değil, onurlu yaşamak için mücadele etti.

Türk ordusunun gücü de tam burada anlam kazanır. O güç, sadece teknolojiden, donanımdan, disiplininden ibaret değildir. O üniformanın içinde atan yürekten gelir. O yürek ki, geride bıraktığı annesinin duasını, çocuğunun gülüşünü ve milletinin geleceğini taşır.

Bir askeri güçlü yapan, elindeki silah değil; taşıdığı sorumluluktur. Bir milleti güçlü yapan ise tankları, topları değil; birbirine olan bağlılığıdır. Aynı bayrağa bakıp aynı duyguyu hissedebilmektir.

“Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal” bir temenni değil, bir kararlılıktır. Bu millet, tarihin hiçbir döneminde silinmeyi kabul etmedi. Düşse de kalktı, yıkılsa da yeniden ayağa kalktı. Kurtuluş Savaşı bunun en büyük ispatıdır. İmkânsız denilen şartlarda bile umudu diri tutan bir iradenin adıdır.

Fakat bugün mücadele sadece cephelerde değil. Artık savaş; bilgide, bilimde, teknolojide, üretimde, fikirde veriliyor. Eğer gerçekten “hazırız” diyorsak, yarının dünyasına da hazır olmak zorundayız. Gençlerimizi donanımlı yetiştirmek, değer üretmek, dünyaya söz söyleyebilmek zorundayız.

Belki de bizim en büyük gücümüz cesaret değil, merhamettir. Çünkü merhameti olan bir millet, adaleti de taşır. Ve adaleti olan bir millet, tarih boyunca ayakta kalmayı bilir.

“Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal!” Bu dizeleri okurken gözlerimizin dolmasının sebebi, bunun sadece bir şiir olmamasıdır. Bu, bizim hafızamızdır. Bizim geçmişimiz, bugünümüz ve yarınımızdır.

Bugün bizlere düşen görev, bu mirası sadece hatırlamak değil, yaşatmaktır. Bayrağın gölgesinde huzurla yaşayabilmemiz için dün can verenlerin emanetini, bugün aklımızla, çalışmamızla, birliğimizle korumaktır.

Çünkü biz gerçekten güçlüyüz.
Çünkü biz gerçekten cesuruz.
Ve en önemlisi, çünkü biz yürekliyiz.
Biz hazırız

Bir Cevap Yazın