Rafet ULUTÜRK
Genç kardeşim,
Sana sürekli karanlık bir dünya gösteriyorlar.
“Düzen bozuk” diyorlar,
“Güçlü olan kazanır” diyorlar,
“Büyük balık küçük balığı yer” diyerek seni bu adaletsizliğe alıştırmak istiyorlar.
Ama bil ki bu söz bizim sözümüz değil.
Bu, orman kanunudur.
Bu, okyanusun acımasız gerçeği olabilir.
Ama insanlık için kural olamaz.
Ve bu anlayışı reddeden bir duruş varsa, o da bu toprakların duruşudur.
Bugün dünya yoruldu. İnsanlar yalnız, gençler umutsuz. Çünkü sana sürekli şunu öğrettiler: “Önce sen, gerisi önemli değil.” Oysa biz başka bir şeye inanırız. Biz bu dünyaya sadece yaşamak için değil, faydalı olmak için geldiğimize inanırız.
Bizim kültürümüzde güçlü olmak, başkasını ezmek değildir.
Bizim tarihimizde büyüklük, sırt dönmek değil; el uzatmaktır.
Türkiye’yi diğer ülkelerden ayıran şey tam da budur. Bu ülke, dostluğunu çıkarla ölçmez. Yardımını reklamla süslemez. Bir yerde bir çocuk ağlıyorsa, “bana ne” demez. İşte bu yüzden Türkiye, sadece bir ülke değil; bir vicdan duruşudur.
Genç kardeşim,
Sana düşen görev ağır ama onurlu.
Sen bu çağın sadece tanığı olmayacaksın; inşa edeni olacaksın. Sana dayatılan bencilliği reddedecek, adaleti savunacaksın. Gücün varsa paylaşmayı, bilgin varsa öğretmeyi bileceksin. Çünkü bu medeniyet, böyle ayakta kaldı.
Unutma: Dünya yeni bir yol arıyor.
Ve bu yol, tüketenlerden değil; üreten ve iyileştirenlerden geçiyor.
Türk Devletler Birliği gibi değer temelli birlikler, senin omuzlarında yükselecek. Ama bu sadece siyasi bir proje değil; ahlâklı, adil ve vicdanlı bir dünya hayalidir.
Senden süper güç olmanı istemiyoruz.
Senden insan kalmanı istiyoruz.
Çünkü bazı gençler sadece kendini kurtarır,
bazıları ise dünyayı.
Ve bu topraklar, her zaman ikincisini yetiştirdi.
