Hüseyin YILDIRIM
Dostluk dediğimiz şey gerçekten beklentisiz mi kurulur? Çıkarın hiç olmadığı, tamamen hesapsız bir dostluk mümkün mü? Yoksa farkında olmadan bile olsa her dostlukta bir şeyler mi bekleriz?
İnsan, doğası gereği yalnız kalamaz. Birilerinin yanında olmasına, destek almasına ve vermesine ihtiyaç duyar. Bir dostluk kurarken de aslında bir beklentimiz vardır: Bizi anlayacak, dinleyecek, zor zamanlarımızda yanımızda olacak birini ararız. Bu da bir çeşit beklenti değil midir?
Gerçek dostlukta çıkar, maddi bir menfaat değildir, ama duygusal anlamda bir karşılık bekleriz. Birine dost olduğumuzda, onun da bize dost olmasını bekleriz. Ona verdiğimiz değerin, sadakatin ve sevginin karşılıksız kalmasını istemeyiz. Bizi yalnız bırakmasını, ihanet etmesini, sırt çevirmesini kabullenemeyiz.
O halde dostluk gerçekten çıkarsız mıdır? Belki de “çıkar” kelimesini yeniden tanımlamalıyız. Çıkar sadece maddi bir beklenti değildir; duygusal olarak bir karşılık beklemek de bir çıkar olabilir. Ancak bu kötü bir şey değildir. Çünkü insan doğası gereği karşılık görmek ister. Dostluk, karşılıklı güvenin, sadakatin ve sevginin paylaşımıdır.
Gerçek dostluk, adaletli ve dengeli bir ilişkidir. Bir taraf sürekli verip diğer taraf sürekli alıyorsa, o dostluk zamanla tükenir. Bu yüzden gerçek dostluk, hem vermeyi hem almayı bilen insanlar arasında kurulur. İşte bu yüzden en sağlam dostluklar, iki tarafın da birbirini anladığı, kolladığı ve saygı duyduğu dostluklardır.
Sonuç olarak, dostlukta mutlak bir çıkarsızlık beklemek belki de fazla romantik bir bakış açısıdır. Gerçek dostluk, çıkar üzerine kurulu değil ama karşılıklı bir değer alışverişidir. Ve önemli olan, bu alışverişin içten, samimi ve dengeli olmasıdır. Asıl dostluk, bir şeyler almak için değil, birlikte var olmak için kurulur.
