Yazarlarımız

Doğanın Dili ve İnsanlığın Unutulan Vicdanı

Derya YIDIRIM

Hiç dalına küsen bir ağaç gördünüz mü?
Ya da dikenlerinden utanan bir gül…
Doğanın dili, insanın unutmuş olduğu bir ahlak kitabıdır adeta.
Toprak tohumu besler, su toprağa koşar, rüzgâr bulutlarla dans eder.
Doğanın her bir zerresi birbiriyle ahenk içinde yaşar. Peki ya biz insanlar?
Biz bu armonide hangi notayı yanlış çaldık da kendi çığlıklarımızın yankısında boğulur olduk?
Düşünün, hangi hayvan sevdiğini kırar?
Hangi kuş yavrusunu aç bırakır ya da hangi kurt sürüsüne ihanet eder?
Doğanın düzeninde sevgi, koruma ve sorumluluk bir içgüdü değil midir?
Peki ya biz insanlar?
En yakınlarımızın kalplerini paramparça eden, dostlukları çıkar terazisinde tartan, sevgiyi bir mal gibi alıp satan bizler…
Hangi ara bu kadar uzaklaştık içgüdülerimizin merhametinden?
Doğanın Dersleri
Doğa bizlere her gün sessizce dersler verir. Çiçek, arının hatırını bilir; arı da çiçeği unutmadan döner yuvasına. Rüzgâr, yağmurun yolunu açar; nehir, denize ihanet etmez. Ormanlar barışın resmini çizer; her yaprak bir diğerinin gölgesine minnettardır.
Ancak biz, bu barışı bozduk. Kendi ellerimizle yaktığımız ormanlar, kendi açgözlülüğümüzle yok ettiğimiz türler ve kendi ellerimizle kurduğumuz savaşlar…
İnsanlık, doğanın ahlak kitabını yırtıp atarken, kendini de ateşe atmıştır.
İnsanın Kendine İhaneti
Doğanın kanunlarında yalan yoktur, ihanet yoktur, kibir yoktur. Peki ya insanda? Biz, içimizdeki kötülüğü dışarıda ararken, aslında kendi cehennemimizi kendi ellerimizle yaratıyoruz. Yıldızların yalan söylediğini gördünüz mü? Peki ya yakamozların başkalarının kederine sevindiğini? Doğa hiçbir zaman bencil olmamıştır. Sadece insan, içinde taşıdığı açgözlülüğün esiri olmuştur. Taşıdığı cehennem, yalnızca başkalarına değil, en çok kendisine zarar vermiştir.

Neden İnsan?
Milyonlarca canlı türü içinde sadece insan, kendi türüne savaş açmıştır.
Sadece insan, başka bir insanı aç bırakmış, yuvasını yıkmış, sevgisini tüketmiştir. Yüzbinlerce yıldır, kendi vicdanını unutarak yaşar olmuşuz.
Doğanın ahengini bozmuş, gökyüzündeki kartalı bile özgür diye taşlamışız.
Oysa yaratılışın özünde birlikte var olma gerçeği yatıyor.
İnsan, kendi türüne cehennem olmayı seçtiği her an, aslında kendi vicdanını yitirmiştir.

Vicdanın Yeniden Keşfi
Doğaya dönüp bakmamız gerek. Bir çiçeğin arıya, bir ağacın dalına, bir ırmağın denize olan bağlılığını yeniden öğrenmemiz gerek. Çünkü doğa, insanın unuttuğu vicdanın en güzel yansımasıdır. Her yaprakta, her dalda, her yıldızda yazılı bir öğüt var: “Birlikte var olmayı öğren.”
İnsan, doğanın ahlak kitabını yeniden okuduğu gün, belki de kendi cehenneminden çıkmanın yolunu bulacaktır. Çünkü cehennem, içimizdeki kötülüğün en sessiz yankısıdır. Ama aynı içimizde, cennetin tohumları da vardır. Yeter ki yeniden hatırlayalım:
Ne bir dal kendi ağacına küser, ne de bir çiçek arının hatırını unutur.
Doğanın öğretmeni olduğunu hatırlayan insan, yeniden insan olacaktır.

Bir Cevap Yazın