Gülten RAYİMOĞLU
Toplumları ayakta tutan sütunların en önemlisi ahlaktır.
Kanunlar, anayasalar, yasalar sadece görünür çerçeveler çizebilir;
ama bir toplumun gerçek omurgasını, bireylerin iç dünyasındaki vicdan,
merhamet ve adalet duygusu oluşturur. Ahlak çöktüğünde,
kanunlar sadece kâğıt üstünde kalır, adalet ise kağıttan bir kılıç gibi dağılır.
Bir bina temeli çatladığında nasıl ki üst katlar da birer birer yıkılmaya başlarsa,
toplumlar da ahlaki çözülme ile önce güvenini, sonra düzenini,
en sonunda ise geleceğini kaybeder. Ahlak, sadece bireysel bir mesele değil,
toplumsal bir sorumluluktur. Komşusuna selam vermeyen,
işini hakkıyla yapmayan, kamu malına göz diken bir toplumda huzurdan söz edilemez.
Bugün yaşadığımız birçok kriz, aslında ahlaki çöküşün sonuçlarıdır.
Rüşvet, adam kayırma, çıkar ilişkileri, ikiyüzlülük, aldatma, güce tapma…
Bunların hepsi ahlakın zayıfladığı, vicdanın sustuğu toplumların hastalıklarıdır.
Eğitimde başarıdan önce karakterin; ekonomide zenginlikten önce helalliğin;
siyasette oydan önce dürüstlüğün konuşulmadığı yerlerde adalet sadece bir masaldır.
Ahlak bir toplumun hem çimentosu hem sigortasıdır.
Ahlaklı bir toplumda hukuk işler, aileler sağlam olur, ticaret güvenilir olur, gençler umut dolu olur.
Çünkü herkes birbirine güvenebilir. Çünkü herkes hakkını bilir, haddini aşmaz.
Unutmayalım:
Teknoloji çöker, yerine yenisi gelir.
Ekonomi çöker, reformlarla toparlanır.
Ama ahlak çökerse,
o toplumun bir daha ayağa kalkması çok zor olur.
Toplumu ayağa kaldırmak mı istiyorsun?
O zaman önce kalpleri, sonra da ahlakı onar.
