Yazarlarımız

Afrika’daki Türk Etkisi: Stratejik Bir Yükseliş

Hüseyin YILDIRIM

Afrika kıtası, dünya düzeninin ekonomik, siyasi ve askeri eksenlerinde hızla artan bir öneme sahip. Bu dinamik kıta, uluslararası güçlerin yeniden şekillenen stratejilerinin merkezi haline gelirken, Türkiye’nin Afrika’daki etkisi de dikkat çekici bir hızla büyüyor. Ancak bu büyüme yalnızca ekonomik kazançlar veya diplomatik genişlemelerle sınırlı değil; derin stratejik hedefler, çok yönlü işbirlikleri ve kalıcı bir bağ kurma çabasıyla tanımlanıyor. Peki, Türkiye’nin Afrika’daki bu yükselişi ne anlama geliyor ve küresel dengeler üzerindeki etkisi nedir?

Afrika’da Türkiye’nin Stratejik Hedefleri
Türkiye’nin Afrika politikasını anlamak için yalnızca ekonomik veriler veya askeri varlığa bakmak yetersizdir. Türkiye, Afrika’da uzun vadeli bir strateji izlemekte; siyasi, ekonomik ve kültürel işbirlikleriyle bu kıtadaki etkisini kalıcı hale getirmeyi hedeflemektedir. Stratejinin ana unsurlarını şu şekilde özetlemek mümkündür:

1. Ekonomik Diplomasi: Afrika’nın Büyüyen Pazarında Türk İş Dünyası
Afrika, zengin doğal kaynakları, genç nüfusu ve büyüyen ekonomileriyle uluslararası yatırımcıların dikkatini çeken bir bölge. Türkiye, bu fırsatı değerlendiren ülkelerin başında geliyor.
Ticaret: Türkiye’nin Afrika ile ticaret hacmi 2005 yılında 5.4 milyar dolarken, 2023 itibarıyla 40 milyar dolara ulaşmıştır. Türkiye, 54 Afrika ülkesinden 43’ünde büyükelçilik açarak, ekonomik ilişkileri destekleyecek güçlü bir diplomatik ağ kurmuştur.
Sektörel Faaliyetler: Türk şirketleri, inşaat, enerji, madencilik ve tekstil gibi sektörlerde Afrika’nın birçok ülkesinde faaliyet göstermektedir. Örneğin:
Madencilik: Nijer’deki altın ve uranyum madenciliği faaliyetleri, Türk şirketlerinin stratejik yatırım hamlelerinden biridir.
Enerji: Karpowership, Gana ve Güney Afrika gibi ülkelerde yüzer enerji santralleriyle elektrik tedarik etmektedir.
Limanlar: Gambiya’daki Banjul Limanı, Türk şirketi Albayrak Grubu tarafından işletilmekte, Afrika’nın lojistik altyapısına önemli katkılar sunmaktadır.

2. Savunma Sanayii: Türkiye’nin Yeni Rolü
Türkiye’nin savunma sanayii, Afrika ülkeleri için bir güvenlik alternatifi olarak öne çıkmaktadır. Özellikle Türk yapımı Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA’lar), Afrika’daki birçok ülke tarafından tercih edilmektedir.

Askeri İşbirlikleri:
Somali – Mogadişu Üssü: Türkiye’nin Mogadişu’da kurduğu “Turksom” askeri üssü, Somali ordusunun eğitilmesine ve bölgedeki istikrarın sağlanmasına katkı sağlamaktadır.
SİHA Satışları: Nijerya, Etiyopya ve Fas gibi ülkeler, Türk SİHA’larını kullanarak bölgesel güvenliklerini güçlendirmektedir.
Bu askeri işbirlikleri, Türkiye’yi Afrika’da yalnızca bir ekonomik ortak değil, aynı zamanda bir güvenlik sağlayıcı haline getirmiştir.

3. Yumuşak Güç: Eğitim, Sağlık ve Kültürel Bağlar
Türkiye’nin Afrika’daki yükselişi yalnızca ekonomik ve askeri boyutlarla sınırlı değildir. Türk insani yardımları ve eğitim faaliyetleri, Türkiye’nin yumuşak güç stratejisinin temel taşını oluşturmaktadır.
Maarif Vakfı Okulları: Maarif Vakfı, Afrika’da açtığı okullarla binlerce öğrenciye eğitim sunmakta, Türkiye ile Afrika arasında kültürel bağlar kurmaktadır.
TİKA Projeleri: Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), Afrika’da su kuyuları açmak, hastaneler inşa etmek ve tarım projeleri geliştirmek gibi insani yardım faaliyetleriyle öne çıkmaktadır.
Sağlık İşbirlikleri: Türk sağlık kuruluşları, birçok Afrika ülkesinde ücretsiz sağlık hizmetleri sunmakta, hastaneler kurmakta ve bölge halkının ihtiyaçlarına cevap vermektedir.
Türkiye’nin Afrika’daki Varlığının Küresel Düzeyde Anlamı
Türkiye’nin Afrika’daki yükselişi, yalnızca kıtaya yönelik bir politika olarak değil, küresel dengelerde bir değişim hamlesi olarak okunmalıdır. Bu strateji, şu önemli sonuçları beraberinde getirmektedir:

1. Bölgesel Güçten Küresel Oyuncuya
Türkiye’nin Afrika’daki faaliyetleri, bölgesel bir gücün küresel bir oyuncuya dönüşme çabasıdır. Afrika’da sağlanan ekonomik ve diplomatik kazanımlar, Türkiye’nin uluslararası arenadaki pozisyonunu güçlendirmektedir.

2. Rekabet ve Alternatif Güç
Afrika, geleneksel olarak Fransa, Çin, Rusya ve ABD gibi büyük güçlerin nüfuz alanı olmuştur. Ancak Türkiye, “kazan-kazan” ilkesine dayalı bir işbirliği modeli sunarak, bu güçlere alternatif bir ortak haline gelmiştir. Özellikle Fransız etkisi altındaki Batı Afrika’da Türkiye’nin artan varlığı, yeni bir denge arayışının işareti olarak değerlendirilmektedir.

3. Afrika’nın Geleceğinde Türkiye’nin Yeri
Türkiye’nin Afrika’daki faaliyetleri, kıtanın geleceğini şekillendirecek önemli bir etki yaratmaktadır. Türk projeleri, kıtadaki altyapıyı güçlendirmekte ve bölgesel kalkınmayı desteklemektedir. Bu durum, Türkiye’nin Afrika halkları nezdinde olumlu bir imaj kazanmasına olanak tanımaktadır.

Sonuç: Türkiye Afrika’da Ne Yapıyor?
Türkiye’nin Afrika’daki yükselişi, yalnızca bir ekonomik genişleme değil; çok boyutlu ve uzun vadeli bir stratejidir. Türkiye, ekonomik yatırımları, savunma işbirlikleri ve insani yardımlarıyla Afrika’da yalnızca bir ticaret ortağı değil; aynı zamanda bir dost, bir ortak ve bir güvenlik sağlayıcı haline gelmiştir.
Ancak bu stratejinin sürdürülebilir olması, Türkiye’nin kıtadaki faaliyetlerini Afrika’nın gerçek ihtiyaçlarına ve önceliklerine uygun şekilde şekillendirmesine bağlıdır. Türkiye, Afrika’daki varlığını bir “yumuşak güç” unsuru olarak güçlendirdiği sürece, bu işbirliği her iki taraf için de kazançlı olacaktır. Bugün, Türkiye’nin Afrika’daki hikayesi sadece bir yükselişin değil, aynı zamanda bir küresel dönüşümün parçasıdır. Bu hikaye, Türkiye’nin dünya sahnesindeki yerini güçlendiren bir başarı öyküsü olarak tarihe geçmektedir.

Bir Cevap Yazın