Yazarlarımız, Yorum-Analiz

Adriyatik’ten Çin Seddi’ne: Anadolu Çınarı’nın Dünya Saçağı

Rafet ULUTÜRK

Bir dönem sadece romantik bir ülkü, haritalar üzerinde kurulan mahzun bir hayaldi:

“Adriyatik’ten Çin Seddi’ne.” Ancak bugün, Kızıldeniz’in sıcak sularından Sibirya’nın dondurucu steplerine kadar uzanan bu devasa hat, artık nostaljik bir söylem değil; dünyanın yeni denklemi ve sarsılmaz bir kültürel gerçekliktir.
Bu devasa uyanışı anlamak için bakılması gereken yer ise en derindedir: Kökler.

Kök Anadolu, Dal Dünya
Bu birliği dev bir çınara benzetecek olursak, bu ağacın ana kökü ve gövdesi kuşkusuz Anadolu’dur. Türkiye, bu kadim coğrafyanın can suyu, binlerce yıllık birikimin sarsılmaz merkezidir. Bugün Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar uzanan sahada gördüğümüz tüm Türk varlığı, aslında bu Anadolu çınarının dünyaya yayılmış dalları ve budaklarıdır.

Sibirya’nın derinliklerinden Balkanlar’ın kalbine kadar uzanan her yaprak, gücünü ve kimliğini bu ana kökten alır.
Unutulmamalıdır ki; kökler ne kadar sağlam ve derin olursa, dallar o kadar yükseğe uzanır ve fırtınalara o kadar dirençli olur.
Anadolu’nun tarihsel ve kültürel derinliği, bugün tüm Türk dünyasının üzerine gölgesini salan bir güvenlik ve aidiyet şemsiyesidir.

Stratejik Akıl:
Orta Koridor ve Geleceğin Rotası
Kökleri Anadolu’da olan bu ağaç, bugün dallarını küresel ekonominin ve siyasetin merkezine uzatıyor. Çin’den Avrupa’ya uzanan ticaret yollarının en güvenli limanı olan “Orta Koridor”, Türk dünyasını dünyanın yeni jeopolitik kilidi haline getiriyor.
Azerbaycan’ın enerjisi, Kazakistan’ın zenginliği ve Türkiye’nin savunma sanayii gücü birleştiğinde; ortaya sadece bir ekonomik blok değil, kendi oyununu kuran bir dev çıkıyor. Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında somutlaşan bu irade, artık “duygusal buluşmalar” evresini geçmiş, stratejik bir gövde gösterisine dönüşmüştür.

Dijital Bozkırda Ortak Bir Zihin
Ancak bu birliği sadece boru hatlarıyla okumak eksik kalacaktır. Asıl devrim zihinlerde yaşanıyor. 34 harfli Ortak Türk Alfabesi üzerinde varılan uzlaşı, bu devasa coğrafyanın birbirini tercümansız anlama idealinin en büyük zaferidir. Eskiden aylarca süren yollar, bugün dijital dünyada saniyeler içinde aşılıyor. Sibirya’daki bir gencin Yakutça ezgisini Anadolu’da dinleyen bir öğrenci, aslında aynı kökün damarlarında buluşuyor. Modern dünyanın insanı köksüzleştiren rüzgarına karşı, Anadolu merkezli bu aidiyet kalkanı, Türk dünyasına “biz buradayız” dedirtiyor.

Sonuç: Bir Medeniyetin Yeniden Doğuşu
Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan bu yolculukta Türk dünyası, “kökü mazide olan bir ati” olarak tarih sahnesine yeniden çıkıyor. Eğer bugün dallarımız daha gür, yapraklarımız daha canlıysa; bu, Anadolu’daki köklerimizin sağlamlığındandır.

  • yüzyıl, köklerini hatırlayan ve dallarını birbiriyle kenetleyen bu ulu çınarın asrı olmaya adaydır. Zaman; dilde, fikirde ve işte olduğu kadar, bu ana köke sadakatle bağlanarak geleceği inşa etme zamanıdır.

“Kökü sağlam olanın, ufku geniş olur.”

Bir Cevap Yazın