Yazarlarımız

19 Nisan: Bir Halkın Onur Sınavı ve Siyasi Pragmatizmin Sonu

Dr. Nedim BİRİNCİ

Bulgaristan demokrasisi 35 yılı geride bırakırken, Türk ve azınlık toplumu belki de tarihinin en çelişkili, en ağrılı ve en belirsiz seçim sabahına uyanmaya hazırlanıyor. Sokaktaki sessizliğin altında, tütün tarlalarından Sofya’nın soğuk betonlarına kadar uzanan devasa bir hayal kırıklığı ve aynı zamanda bastırılmış bir “artık yeter” çığlığı yükseliyor.

35 Yıllık Statüko: Bir Devrin İflası

Tam otuz beş yıl boyunca bir toplumun kaderiyle adeta kumar oynandı. “Değişim” sözcüğü, her seçim döneminde raftan indirilen, tozları silinen ama sandıklar kapandıktan sonra yeniden depoya kaldırılan bir slogandan öteye gidemedi. Halkın beklentilerini göz ardı eden, aynı hataları bir döngü gibi tekrarlayan ve her seferinde halkı “oy deposu” olarak gören zihniyet, bugün büyük bir meşruiyet kriziyle karşı karşıya.

Aynı yöntemlerle farklı sonuçlar beklemek, sadece bir yanılsama değil, bir halkın aklıyla alay etmektir. 35 yıldır yerinde sayanlar, bugün yeniden “yapacağız” diyerek ortaya çıktığında, toplumun cevabı artık sadece bir boşluktan ibaret.

Bir Kimlik Sancısı: “Temsiliyet” Nereye Gitti?

Bu seçimin en can alıcı ve en çok tartışılan noktası, kuşkusuz bir Türk partisinin başında Bulgar bir liderin, Delyan Peevski’nin bulunmasıdır. Bu durum, sadece siyasi bir manevra değil, sosyolojik bir kırılmadır. Bir partinin ruhu, temsil ettiği kitlenin kimliğiyle harmanlandığında anlam kazanır.

Eğer yönetim kadroları, temsil ettiği toplumun diline, dinine ve ruh köküne yabancılaşmışsa; orada bir “temsiliyetten” değil, sadece bir “siyasi mühendislikten” bahsedilebilir. Halk, kendisini sadece ihtiyaç duyulduğunda hatırlanan bir “süt veren inek” gibi hissetmekten yoruldu. Ot bile verilmeden sağılmak istenen bu kitle, artık onurunu sandığa taşımaya kararlı.

“Değişim” Vaadi ve Gerçekler

Peevski’nin 6 ay içerisinde somut değişim vaat etmesi, kimileri için bir umut sembolü, kimileri içinse geçmiş hataların bir itirafıdır. Evet, halk hızlı ve somut adımlar bekliyor; ancak bu adımların kimin yararına atılacağı en büyük soru işareti. 35 yıl boyunca yapılmayanların bugün yapılacağını iddia etmek, “Neden şimdi?” sorusunu beraberinde getiriyor. Gelecek seçimde oyların iki katına çıkacağı öngörüsü, bir başarıdan ziyade, halkın mevcut başarısızlıklara karşı duyduğu büyük açlığın ve “başka kapı kalmadı” hissiyatının bir sonucudur.

Küçük Olsun, Temiz Olsun: Seçenek Sizsiniz!

Bugün Bulgaristan Türklerinin önündeki en büyük engel “seçeneksizlik” korkusudur. “Oyumuz bölünürse, hakkımız kaybolur” söylemi, yıllarca bu halkı esir alan bir prangadır. Oysa asıl kayıp, onurunuzu ve kimliğinizi hiçe sayanlara teslim olmaktır.

19 Nisan’da sandığa giderken unutulmamalıdır ki:

  • Kime verirseniz verin; ancak sizi küçümseyene, hakkınızı vermeyene asla vermeyin.

  • Küçük partilere yönelmekten korkmayın; yeter ki o partiler Türk düşmanı olmasın, yeter ki ön yargılardan arınmış, size sadece insan olduğunuz ve bu ülkenin eşit vatandaşı olduğunuz için değer versin.

Sonuç: Geçmişin Gölgesinden Geleceğin Işığına

Yeni bir başlangıç, ancak geçmişin hatalarından ders alarak yapılabilir. 19 Nisan sabahı verilecek karar, sadece bir siyasi parti tercihi olmayacaktır. Bu, “Ben varım, ben buradayım ve benim iradem kimsenin tekelinde değildir” deme günüdür.

Umudu gerçek kılmanın yolu, geçmişin karanlık gölgelerinden ve size dayatılan yabancı kimliklerden kurtulup, kendi onurunuza yürümektir. Değişim cesaretle başlar ve o cesaret bugün tarlalardan şehirlere yayılan o vakur duruşta saklıdır.

Bu böyle biline: Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Karar halkın, gelecek hepimizindir.

Bir Cevap Yazın