Yazarlarımız, Yorum-Analiz

18 Mart: Çanakkale’de Yazılan Ortak Kader

İsmail GEMİCİ

Bugün 18 Mart…
Takvim yapraklarında sıradan bir gün gibi görünse de, aslında bir milletin kalbine kazınmış en derin izlerden biridir.

Çanakkale’yi her yıl anarız. Törenler yapılır, konuşmalar edilir, şiirler okunur…
Ama asıl soru şudur: Gerçekten anlıyor muyuz?

Çünkü Çanakkale sadece bir zafer değildir.
Çanakkale, bir milletin “buradayım” dediği, varlığını dünyaya kabul ettirdiği bir diriliş hikâyesidir.

1915 yılında dünyanın en güçlü donanmaları Çanakkale önlerine geldiğinde, mesele sadece bir boğaz değildi.
Hedef, bir milletin iradesini kırmak, bir ülkenin kalbine ulaşmaktı.

Ancak hesaba katmadıkları bir gerçek vardı:
Bu topraklarda yaşayan insanlar, gerektiğinde canını verir ama vatanını vermez.

Cephedeki askerler gençti…
Kimi 15 yaşında, kimi 20…
Daha hayatı yeni tanıyorlardı.

Ama hepsinin bildiği tek bir gerçek vardı:
“Eğer biz düşersek, arkamızdaki her şey düşer.”

İşte bu bilinçle, o gençler gözlerini kırpmadan cepheye yürüdü.

“Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum.”

Bu söz, sadece bir emir değil; bir milletin ruhunun ifadesidir.

Çanakkale’de sadece Anadolu’nun evlatları yoktu.
Türk dünyasının dört bir yanından gelen yiğitler de bu destanın parçasıydı.

Kafkasya’dan gelenler vardı…
Azerbaycan’dan, Dağıstan’dan, Kırım’dan…
Balkanlar’dan, Üsküp’ten, Kerkük’ten…

Farklı coğrafyalardan gelen bu insanlar, aynı siperde buluştu.
Belki farklı şehirlerden gelmişlerdi…
Ama aynı toprağa düştüler.

İşte bu yüzden Çanakkale, sadece bir savaş değil;
Türk dünyasının ortak hafızası, ortak acısı ve ortak gururudur.

Bugün o topraklara gittiğinizde, sadece bir şehitlik görmezsiniz.
Bir milletin kalbinin attığını hissedersiniz.

O topraklarda sadece bedenler yoktur…
Dualar vardır…
Gözyaşları vardır…
Yarım kalmış hayatlar vardır…

Bir annenin bekleyişi vardır…
Bir çocuğun babasına hasreti vardır…
Bir sevdanın tamamlanamayan hikâyesi vardır…

Ama bütün bu acıların içinden doğan bir gerçek vardır:
Bağımsızlık.

Bugün rahatça yaşıyorsak,
özgürce konuşabiliyorsak,
bu bayrak gökyüzünde dalgalanıyorsa…

Bu, Çanakkale’de ödenen bedelin sonucudur.

Peki bugün biz ne yapıyoruz?

Çanakkale’yi sadece yılda bir gün hatırlamak yeterli mi?
Yoksa o ruhu hayatımızın bir parçası haline getirmek mi gerekir?

Birlik olabiliyor muyuz?
Zor zamanlarda birbirimize omuz verebiliyor muyuz?

Çanakkale bize şunu öğretir:
Bir millet, ancak birlikte güçlüdür.

Bugün 18 Mart…

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere;
Anadolu’dan, Kafkasya’dan, Balkanlar’dan ve Türk dünyasının dört bir yanından gelip bu topraklarda şehit düşen tüm kahramanlarımızı rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyoruz.

Onlar bu vatanı bize emanet etti.
Bizim görevimiz ise o emanete layık olmaktır.

Çanakkale geçilmez…
Çünkü bir milletin yüreği geçilmez.

Bir Cevap Yazın