Türkiye’nin yerli ve millî ağır sınıf torpidosu AKYA, Türk Deniz Kuvvetleri’nin denizaltı kabiliyetlerinde kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. ROKETSAN tarafından geliştirilen sistem, Türkiye’nin denizaltı operasyonlarında dışa bağımlılığını büyük ölçüde ortadan kaldıran stratejik bir adım olarak öne çıkıyor.
Savunma sanayii uzmanlarına göre AKYA, yalnızca yeni bir mühimmat değil, Türkiye’nin denizaltı doktrininde yapısal bir dönüşüm anlamına geliyor. Uzun yıllar boyunca yabancı menşeli torpidolara bağımlı olan Türk denizaltıları, bu bağımlılık nedeniyle yazılım güncellemeleri, yedek parça tedariki ve kullanım kısıtları gibi operasyonel risklerle karşı karşıya kalıyordu.
Teknik Kabiliyetleriyle Öne Çıkıyor
NATO standartlarında 533 milimetre çapında ve yaklaşık 7 metre uzunluğundaki AKYA torpidosu, 1,7 ton ağırlığıyla ağır sınıf mühimmat kategorisinde yer alıyor. 50 kilometreyi aşan menzili sayesinde denizaltıların hedefe yaklaşmadan saldırı gerçekleştirebilmesini sağlıyor.
Aktif ve pasif sonar başlığıyla hedef tespiti yapabilen sistem, dümen suyu güdümüyle kaçan hedefleri takip edebiliyor. Fiberoptik kablo üzerinden yönlendirilebilmesi sayesinde operatörler torpidoyu anlık olarak kontrol edebiliyor. Şok tesirli harp başlığı ise hedef gemide yapısal hasar oluşturmayı amaçlıyor.
Denizaltı Doktrininde Dönüşüm
Uzmanlar, AKYA’nın Türk Deniz Kuvvetleri için sadece teknik bir kazanım olmadığını, aynı zamanda denizaltıların operasyonel rolünü dönüştürdüğünü vurguluyor. Yeni sistemle birlikte denizaltılar, savunma amaçlı platformlar olmaktan çıkarak açık denizlerde aktif caydırıcılık unsuru olarak konumlanıyor.
Fırkateynler, korvetler ve denizaltılar dahil olmak üzere geniş bir hedef yelpazesine karşı kullanılabilen torpido, Türkiye’nin denizlerde güç projeksiyonu kapasitesini artırıyor.
Stratejik Bağımsızlık Vurgusu
Savunma analistlerine göre AKYA’nın en önemli kazanımı teknik özelliklerinin ötesinde, stratejik bağımsızlık sağlaması. Yerli yazılım ve donanım altyapısı sayesinde Türkiye, olası kriz veya ambargo durumlarında mühimmat tedariki ve kullanımına ilişkin dış kısıtlara maruz kalmayacak.
Caydırıcılık Sessizlikle Sağlanıyor
Deniz harp doktrininde denizaltılar görünmezlikleriyle caydırıcılık oluştururken, AKYA gibi ağır sınıf torpidolar bu caydırıcılığın temel unsuru olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, Türkiye’nin artık denizaltı alanında yalnızca platform üretmekle kalmadığını, bu platformların vurucu gücünü de millîleştirdiğini belirtiyor.
AKYA torpidosu, Türkiye’nin savunma sanayiinde yüksek teknolojili mühimmat üretiminde ulaştığı seviyeyi göstermesi açısından kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Bultürk Haber Merkezi
Fotoğraf: Savunmahattı
